Murgul

From Artvin Ansiklopedisi

Jump to: navigation, search

Murgul ilçesi, doğuda merkez ilçe, güneyde yine merkez ilçe ve Yusufeli ilçesi, güneybatıda Rize ili, batıda Arhavi, kuzeybatıda Hopa, kuzeyde de Borçka ilçeleriyle çevrilidir. Eskiden Borçka’ya bağlı bir bucak olan Göktaş, 1987’de çıkarılan bir yasa ile adı Murgul biçiminde değiştirilerek ilçe yapıldı. Murgul Belediyesi 1962’de kuruldu. İlçe toplam nüfusu 8.543, ilçe merkez nüfusu 3.801.

İlçemiz, Doğuda Artvin İli, Batıda Arhavi İlçesi, Kuzeyde Borçka İlçesi, Güneyde Yusufeli İlçesi ile çevrili bulunmaktadır. İlçemiz 41 Derece 11 kuzey enlemi 41 derece 43 doğu boylamı üzerinde yer almaktadır. İlçemizin deniz seviyesinden yüksekliği minimum 360.maksimum 1100 metredir (Damar Beldesi). İlçenin yüzölçümü 406 kilometre karedir


Konu başlıkları

Doğal yapı

YER ŞEKİLLERİ

Murgul, güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanmakta olan Doğu Karadeniz Bölümü dağlık alanında yer almaktadır. Yerleşim yerinin uzanışı da bu dağlık alana paralel bir uzanış göstermektedir. Doğu Karadeniz bölümündeki dağlar yapı bakımından bilhassa dip basınçlar ve Güneyden gelmiş olan basınçların tesiri altında kalmıştır. Murgul dar ve derin vadiler tarafından yarılmış dağlık alandan ibarettir. Murgul’un dağlık alanı Alp kıvrım sisteminin Anadolu’daki kuzey kanadı içinde yer alır.

Murgul, Doğu Karadeniz dağlarının en doğusunda yer almaktadır. Güneybatısında yer alan Kaçkar dağ silsilesi bu yörede Alacadağ’ı katederek kuzeydoğuya doğru alçalmakta ve Borçka yöresinde Çoruh ile kuzeyde yer alan Küçük Kafkasya masifine geçmektedir.

Çoğunlukla güç geçit veren dağlık bir arazi olup, yamaçlar Murgul Çayı vadisine doğru dik bir şekilde eğimlidir.Güneyde sahanın yüksekliği 3000 m. Yi geçmektedir. Murgul Çayı kenarında bulunan alanlar ise en alçak yerleridir. Murgul Çayı aşağı çığırında 150-200 metre seviyelerinde akmaktadır.

Murgul Çayının kolları yüksek dağlık alanları dik ve derin bir şekilde yarmıştır.Çoğunlukla volkanik kayaçlardan oluşmuştur. Murgul sahasının bakır madenince zengin olduğu ve bu madenin çok eski devirlerden beri işletildiği bilinmektedir. İşte sahada bakır, pirit, ve çinko ihtiva eden cevher yatakları volkanik seri içinde bilhassa da kırık hatlarının meydana getirdiği arakesitler civarında zuhur etmektedir.

Ekonomik yönden önemli olan cevher yatakları subvolkanik-hidrotermal kökenlidir. Cevher filonlar kompakt cevher halinde gözükmektedir. Esas mineraller arasında pirit ve kalkopirit sayılabilir.

Kayalarda koyu yeşil ve yeşilimtırak gri renkler dikkati çekmekte olup camsı dokuya sahiptirler.

Murgul'un eğimli olması nedeniyle, bitki örtüsünden yoksun alanlarda yarıntı erezyonu meydana gelmiştir.Bilhassa Murgul-Petek , Murgul-Damar arasındaki yamaçlarda yarıntı erezyonunu görmek mümkündür. Kabaca Deresi boyunca çok eğimli yamaçların olduğu alanlarda yer yer yamaç döküntülerine rastlanmaktadır. Kabaca Deresi boyunca birkaç yerde birikinti yelpazesi bulunmaktadır.Kabaca Köyü, Didivan, İskale ve Ukurca mahalleleri bu yelpazeler üzerinde kurulmuşlardır.

Murgul dağlık alanları ile bu alanların akarsular taarafından yarılmış olduğu vadilerden oluşmaktadır.

Dağlar:

Murgul'un başlıca dağları güney,güneybatı,doğu,kuzey ve kuzeybatıdan çevrelemiş olan Gül Dağı, Otluca Dağı, Alacadağ, ve Balıklı Dağ oluşturmaktadır.

Alaca Dağ: Murgul'un doğusunda yer alan Alacadağ ( 2844 m.) kabaca güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanış gösterir. Dağlık alan birçok akarsu tarafından dar ve derin bir şekilde yarılarak çok arızalı bir hal almıştır.Dağın Murgul Çayına bakan yamacında eğimin fazlalığı nedeniyle yer yer heyelanlar meydana gelmiştir. Hatta burada bir heyelan set gölü oluşmuştur.

Karagöl olarak adlandırılan bu göl oldukça sarp bir alanda ve ormanın içerisinde Kara Tepenin (1678 m.) Kuzeydoğusunda yer almaktadır. Alacadağ 1650 m. Yükseltilerden zirvesine kadar (2844 m.) oldukça sarp, kayalık bir görünüme sahiptir. Dağın bilhassa kuzeydoğusundaki yamaçlarda akarsuların yataklarını derin bir şekilde yarması sonucu dar ve derin vadiler ve uzun sırtlar teşekkül etmiştir.Bu vadilerden en büyüğünü Kokolet deresinin açmış olduğu vadi oluşturmaktadır.Alacadağ’ın birçok yerinde yayla yerleşmelerine rastlanmaktadır.

Otluca Dağı: Murgul`un doğusunda yer alan bir başla dağ ise Otluca dağıdır. Dağın en yüksek yeri 2887 m`dir. Dağ kuzeyden Alacadağ tarafından çevrilmiş olup Karadere ve lepüskür dere ile yan kolları tarafından dar ve derin bir şekilde yarılmıştır.Dağ 2100 m yüksekliklere kadar orman örtüsüyle kaplıdır.

Gül Dağı: Murgul'u güney ve güney batıdan çevreleyen Gül Dağı, güneybatı kuzeydoğu yönünde yönünde uzanır. Dağın en yüksek yeri 3371 m kadardır. Kaçkar dağlarının uzantısı olan Gül dağında glasiyal şekillere de rastlanmaktadır. Araştırma sahasındaki bütün dağlık alanlarda olduğu gibi Gül Dağı da 1500-1600m yükseltilere kadar gür bir orman örtüsüyle kaplıdır. 1700m `den sonra seyrekleşen orman örtüsü 2000-2100m`den itibaren tamamen ortadan kalkar. Köpürerek akan derelerinde bol miktarda alabalık bulunur. Gül dağı , Eğrisu ,Köpürten ve Mağara dereleri tarafından derin bir şekilde yarışmış ve parçalanmıştır. Dağ ayrıca yayla yerleşiminin en fazla yoğunlaştığı alanlardan biridir. Örneğin Mağara, İnekli, Güldağı , Kumarlı, Eğrisu Kuvahit yaylaları Gül Dağında yer alan başlıca yaylalardır.

Balıklı Dağı: Murgul'u kuzey ve kuzeybatıdan çevrelemiş olan Balıklı Dağı ,sahanın en az yükseltiye sahip dağlık alanını oluşturmaktadır. Balıklı dağı`nın en yüksek yeri 1897 m yükseltiye sahip Gorgodi tepesidir. Murgul çayının en önemli kollarından biri olan Başköy deresi ve kolları kaynağını bu dağdan almaktadır. Dağlık alanların eğimli olması ve yağışın fazla olması nedeniyle küçük çapta heyelan olaylarına rastlanmaktadır. Heyelan olan alanlarda zaman zaman köy yolları kapanmakta ,tarım alanları zarar görmektedir. Balıklı dağı ve Gül dağını birbirinden ayıran sırt ,aynı zamanda Murgul`un Karadeniz`e geçişine de imkan vermektedir. Genelde ailelerinden izinsiz evlenen gençler kaçarken Balıklı Dağını aşarak Karadeniz`e ulaşmaktadırlar.


Vadiler:

Gül Dağı kütlesinin kuzey ve kuzeydoğu yamaçlarındaki vadi sistemlerinin uzanış doğrultusu, güney-kuzey ve güneybatı-kuzeydoğudur.Bu vadilerin derinlikleri kuzey ve kuzeydoğuya gidildikçe artmaktadır.Otluca ve Alacadağ’dan kaynağını alan dereler de V profilli genç vadiler oluşturmuştur.Kaynaklarından uzaklaştıkça vadiler derinleşmektedir.Örneğin Lepüskür deresi,Köpürten dere, Mağara Dere ve Kokolet Deresi gibi dereler vadilerini bilhassa aşağı çığırlarında çok derin bir şekilde yarmışlardır. Kokolet Deresi’nin aşağı mecrasında Akantaş Köyü yakınlarında küçük bir boğaz vadi oluşumu söz konusudur. Ayrıca Mağara Dere yakınlarında Eğim kırıklığı sonucunda oluşmuş bir de şelâle mevcuttur. Buradaki eğim kırıklığının yüksekliği 40 m. Civarındadır. Murgul un en az yükseltiye sahip olan Balıklı Dağından kaynağını alan Başköy deresi ve kolları Murguldaki diğer akarsular göz önüne alındığında, eğimi daha az ve yatağını dar ve derin bir şekilde yarmamış olduğu görülür.V profil gösteren genç bir vadi olmasına rağmen yatağı nispeten geniştir.

Murgul'un ana akarsuyunu oluşturan Murgul Çayı vadisi de V profilli bir vadidir. Kabaca köyünden itibaren Çoruh’a kadar uzanan Murgul Çayı, Alivüyal tabanlı bir vadide akışını sürdürmektedir.


İKLİM

Karadeniz iklim bölgesi içerinde yer alan Murgul, planeter ve coğrafi faktörlerin etkisiyle, çok yüksek yağış miktarı, nispeten yüksek yaz sıcaklıkları ve ılık geçen kışları ile Doğu Karadeniz iklimi görülmektedir.

Ülkemiz belli bir hava kütlesinin yıl boyunca hakimiyeti altında kalan bir çekirdek saha üzerinde değildir. Başka sözle, ülkemiz dinamik-jenetik klimatoloji bakımından bir geçiş sahası üzerindedir. Türkiye genellikle subtropikal kuşakla Akdeniz iklimi tipinin etkisi altındadır. Türkiye kışın kutbi yazın tropikal kökenli hava kütlelerinin etkisinde kalmaktadır. Murgul’a kadar güney-kuzey yönünde, Murgul’dan Çoruh vadisine kadar olan kesimde güneybatı-kuzeydoğu yönünde uzanan Murgul Çayı havzası çevresinin dağlık alanlarla çevrilmiş olması nedeniyle kış mevsiminde Anadolu’yu etkisi altına alan şiddetli soğuk baskınlarından korunmaktadır.

Yüksek kenar dağların önünde derin ve sıcak birer su kütlesi olan Karadeniz’in bulunması , özellikle kış mevsiminde dar kıyı kuşağı üzerinde ılıman termik koşulların hüküm sürmesine yol açar ve denizel etkiler buralarda karasallık derecesini düşürür.

Yazın ise, bütün Türkiye şiddetli karasallığın etkisi altında fazla ısınır ve bunun sonucunda bölgeler arasında termik bakımdan farklar azalır. Sonuç olarak Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde kışın farklı bölgesel iklim tipleri meydana geldiği halde yazın bütün ülkede tek bir makroklima tipi hüküm sürer. Bu dikkate değer değer özellik, her şeyden önce karasallığın mevsimlere göre değişen etki dereceleri ile açıklanabilir.


BİTKİ ÖRTÜSÜ

Bir yerin doğal bitki örtüsü her şeyden önce iklim şartlarıyla yakından ilgilidir.Bitkilerin gelişebilmesi için iklim elemanlarından sıcaklık ve yağışın aynı anda bulunması gerekmektedir. Yağış ve sıcaklığın müsait olduğu alanlar gür bir bitki örtüsü ile kaplandığı halde, yağıştan mahrum sıcak devre veya yağışlı fakat düşük sıcaklığın olduğu bir yerde bitkiler pek gelişme imkanı bulamaz. Böyle yerlerin ancak, seyrek ve cılız bir bitki örtüsüyle kaplı olduğu görülür.

Karadeniz Bölgesi’nin doğu kısmındaki elverişli yağış ve sıcaklık şartları gür bir orman formasyonunun teşekkülüne imkan vermiştir. Muhtelif yapraklı ağaçlardan oluşan ve zengin bir alt formasyona sahip orman topluluğudur.

Ormanlar:

Doğu Karadeniz Bölgesi ormanlarının aşağı kısımlarında geniş yapraklılar hakimdir. Eteklerden yukarı doğru, yapraklılar arasında fazla oranda iğnelilerin karışması ve bazı türlerin ortadan kalkması ile bu özelliğini kaybetmektedir.Doğu Karadeniz bölgesi ormanları 1000-1250 metre yüksekliklerden sonra karışık orman şeklini almıştır.Fakat 1600-1800 metre yüksekliklerden daha yukarıda iğneliler hakim duruma geçer.Bunlar genellikle iki ayrı türün teşkil ettiği karışık topluluklar halinde olmakla beraber, yer yer bunlardan birinin daha fazla olduğu veya hemen hemen saf birlikler meydana getirdiği kesimler de vardır.

Murgul'da 500-600 metre yüksekliklerden itibaren geniş yapraklıların arasına iğne yapraklı ağaçlar tek tük karışmaya başlar ve 1500-1600 metre yükseltilerden itibaren iğneliler saf topluluklar oluşturmaktadır. Yörede geniş yapraklılar ile iğne yapraklılar yaklaşık 1000 metre yüksekliklerden itibaren eşit olarak karışmaya başlar.

Karışık orman katındaki geniş yapraklılar Kızılağaç,Doğu Kayını, Kestane, Ihlamur, Akçaağaç, Karaağaç, Kayacık, Adi Fındık, Ceviz, Titrek kavak, Ak Kavak, Kara Gürgen, Doğu Gürgeni, Saplı Meşe, Sapsız Meşe, Saçlı Meşe, oluştururken, iğne yapraklılar Doğu Ladini , Göknar ile Sarı Çamdan ibarettir. Yükseltinin artmasına bağlı olarak ladin ve sarıçamlardan oluşan iğne yapraklıların hakim olduğu ( 1500-1600 metre ) bir kata erişilir.

Murgul'daki ormanlarda çok sayıda yabani hayvan ve kuş türünün yaşadığı gözlem ve anket sonuçlarından anlaşılmıştır. Yörede yaşayan başlıca yabani hayvan türleri; Ayı, Domuz, Çakal, Tilki, Kurt, Tavşan, Geyik, Keçi ve Sincaptır. Bunlardan bilhassa Ayı yöre insanının en iyi tanıdığı ve sık sık karşılaştığı bir hayvandır.

Yöredeki ormanlarda: Karakuş, Akbaba, Atmaca, Bıldırcın, Güvercin, Şahin, Ağaçkakan, Bülbül vs. gibi çeşitli kuş türleri de bulunmaktadır. Yörede kuşları avlama merakı da dikkati çekmektedir.

Ormanlar bir zamanlar Murgul’daki bakır fabrikalarının çıkarmış olduğu zehirli gazlar nedeniyle oldukça tahrip olmuştur. 1951’de hizmete giren fabrika 1993’de kapatılmıştır. Murgul Bakır Fabrikasından çıkan SO2 ( kükürtdioksit ) gazı tarım ürünleri ile orman örtüsüne zarar vermiştir. Yıllarca gaz zararlarına maruz kalmış yeşil ağaçlarda yapraklar sayıca azalmış veyahut bazı kısımların lekeler şeklinde ölmesi nedeniyle küçülmüşlerdir.

Murgul Orman İşletme Müdürlüğünden alınan bilgilere göre bakır fabrikasından çıkan gazlardan etkilenen alan 9125 hektardır. Zararın şiddeti gaz tesir sahasının her yerinde aynı olmayıp, fabrikaya yakın yerlerde, hayatta hemen hiçbir bitki görülmediği halde buradan uzaklaştıkça bitkilerin tür ve miktarı yavaş yavaş artmaktadır. Gaz tesir sahasında bulunan ağaçlara gaz, Kabuk, böceklerinin musallat olmasıyla civar ormanlarda bulunan ladin ağaçlarında büyük ölçüde tahribat yapmıştır.

Murgul’daki yayla alanlarının çoğu orman tahribatı sonucunda oluşturulmuştur. Sahada 2000 metrenin altındaki yayların tamamı orman tahribi sonucu oluşturulmuş çayır alanlarına dönüştürülmüştür.

Akarsular:

Murgul’un ana akarsuyunu Murgul Çayı oluşturmaktadır. Toplam uzunluğu 33 km. civarında olan Murgul Çayının en önemli kollarını Kabaca Deresi, Kokolet Deresi ve Başköy Dereleri oluşturmaktadır.

Kabaca Deresinin en önemli kolunu oluşturan Köpürten deresi sahanın güneyinde kaynağını 2350 m. Yüksekliklerden alır. Sağlı sollu, irili ufaklı derelerin karıştığı Köpürten deresi oldukça eğimli ve ormanlık bir alandan geçerek, önce güney-kuzey, sonra kuzeydoğu-güneybatı yönünde akışını sürdürür. Köpürten deresine Çayırlık Tepe yakınlarında yaklaşık 2000 m. Yüksekliklerden kaynağını alan Çayırlık deresi, Kaynağını Nalkıran Tepe yakınlarında 1870 metre yüksekliklerden alan Nalkıran Deresi ve kaynağını 1920 m. Yüksekliklerden alan (Gürzül tepe) Telepınar dereside karıştıktan sonra, kuzeybatıya doğru yönelir.

Yaklaşık 1000 m. Seviyelerinde Kıküç deresi de Köpürten deresine karışır. Kabaca güneybatı yönünde akışını sürdüren Köpürten deresi bu seferde, kaynağını Kısıryatak tepe yakınlarında 2980 m. Yüksekliklerden alan Eğrisu Deresi ile 970 m. Seviyesinde kaynağından itibaren yaklaşık 8 km. sonra birleşir. Oldukça fazla kola sahip olan Eğrisu Deresi Köpürten deresi ile birleşerek Kabaca Deresini oluştururlar. Buradan itibaren kuzeye yönelen akarsuya önce kaynağını 2040 m. Yükseklikten alan Çakal Deresi karışır. Gür orman örtüsü içerisinde akışına devam eden Kabaca deresi, Kabaca Köyü Budiyet mahallesi yakınlarında Pulaho deresinin de sularını alır. Uskurca mahallesi yakınlarında Citofka deresi ile İskale mahallesi civarında Mağara dere ile birleşir. Kabaca Köyüne yaklaştığında Lepüskür deresinin de sularını alarak Murgul’da Murgul Çayı adını alır.

Kaynaklar:

Havza sıcaksu kaynakları bakımından fakirdir. Sadece Kokolet deresi kenarında yöre halkının “çermik” olarak nitelendirdiği bir kaynak bulunmaktadır.


TOPRAK ÖRTÜSÜ

Toprak; bitkilere durak yeri vazifesini gören; ana materyal üzerine tesir eden iklim, yaşayan organizmaların uzun zaman süresince karşılıklı etkileri sonucu belirli özellikler kazanan doğal bir üniteden ibarettir. Yıllık ortalama yağışın 1000 mm.nin üzerinde yıllık ortalama sıcaklığın 13.4 derece olduğu araştırma sahasının büyük bölümünde zonal topraklar oluşmuştur.


Sosyo-ekonomik durum

NÜFUS

2000 yılı genel nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 8.543 olup nüfus dağılımı şöyledir:

KÖY HANE SAYISI KADIN ERKEK TOPLAM NÜFUS
İlçe merkezi 1.248 1.844 1.957 3.801
Damar beldesi 395 1.223 1.318 2.541
Akantaş 100 144 142 286
Ardıçlı 60 64 49 113
Başköy 168 171 150 321
Çimenli 78 96 86 182
Erenköy 83 154 139 293
Kabaca 44 60 80 140
Korucular 143 177 142 319
Küre 49 40 47 87
Özmal 75 138 127 265
Petek 78 98 97 195
Toplam 2.521 4.209 4.334 8.543


EKONOMİ

İlçenin Damar beldesinde faaliyet göstermekte olan Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bağlı Anonim Şirket niteliğinde Kamu kurumu iken, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığının kararı ile özelleştirilmesi yapılmıştır.

K.B.İ. A.Ş. 30 seneden beri fabrikanın çevreye SO2 vermesi, İlçenin tarım topraklarının niteliğini değiştirmiş ve verimsizleştirilmiştir. Murgul’un arazi yapısının kıraç, dağlık ve ormanlık olması nedeniyle tarım arazisi yetersizdir.

Murgul İlçesi, DPT’nin gelişmişlik sıralamasında 2. sınıfa bulunan ilçede oldukça yüksek genç bağımlılık ve işsizlik oranları görülmektedir. Sanayi sektöründe çalışanların oranı bakımından ilçe ülke sıralamasında 13. sırada yer almaktadır, bunun sebebi Karadeniz Bakır İşletmeleri A.Ş Murgul İşletme Müdürlüğü’dür. İlçe ekonomisi bu işletmeye dayanmakla birlikte, son yıllarda cevher rezervinin azalması ve maliyet artışları nedeni ile işletme zarar etmeye başlamıştır. 2004 yılında toplam personel sayısı 531 iken, 2006 yılında bu sayı 259’a düşmüş, 2005 yılında işletme 5.874.966,72 YTL zarar etmiştir. İlçenin ikinci önemli gelir kaynağı ormancılık olup yaklaşık 250 aile geçimini bu yolla sağlamaktadır. Tarım toprakları az ve verimsizdir.

TARIM VE HAYVANCILIK

İlçenin 22.223 dekar tarım arazisi mevcuttur.

İlçenin yüzölçümü 406 km2 olup, % 50 orman, % 45 çayır, mera, kayalık ve taşlık, % 5 tarım alanından oluşmaktadır.

Yetiştirilen sebze ve meyveler; genelde her ailenin kendi ihtiyacı kadardır.

ORMANCILIK

İlçenin ikinci gelir kaynağı orman bölgesi olması sebebiyle ormancılıktır. Ormancılıktan gelir sağlayan aile sayısı yaklaşık olarak 250 ailedir. İlçemizde Orman İşletme Müdürlüğü kapatılmış olup sadece 2 orman bölge şefliği bulunmaktadır. Ormanlık sahaları ladin. çam, köknar, meşe, sarı kızılağaç, ormangülü ve muhtelif orman ürünlerinden oluşmaktadır.

KOOPERATİFLER

İlçede çeşitli dallarda kooperatifler bulunmaktadır. Bunlar: Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi, Esnaf ve Sanatkarlar Kooperatifi, köylerde bulunan tarımsal kalkındırma kooperatifleri dir.

EĞİTİM

İlçede eğitim kurumu olarak, 4 ilköğretim okulu, 2 genel lise, 1 Endüstri Meslek lisesi, 1 İmam-Hatip lisesi bulunmaktadır.

Başköy- Başköy Gönüllü- Erenköy-Korucular- Akantaş ve Özmal ve Çimenli B.S.İ.O. olmak üzere 8 Okul öğrencileri taşımalı eğitim kapsamında merkez Zahit Temel taş İlköğretim Okuluna toplam 110 öğrenci taşınmaktadır.


SAĞLIK

İlçede Sağlık Bakanlığına ait 25 yataklı Devlet Hastanesi ile Merkez ve Damar olmak üzere 2 sağlık ocağı bulunmaktadır. Ayrıca iki Eczane bulunmaktadır.


Tarih

1930 yılında Artvin ve Murgul'da bulunan bakır baltalarının M.Ö. 3000-4000 yıllarına kadar dayandığı uzmanlarca saptanmış olması yörede İlk yerleşmelerin 6000 yıllık bir geçmişi olduğu ispatlamaktadır. İlk yerleşenlerin Huriler olduğu, Hurilerden sonra Urartular,M.Ö. 150 yılları arasında bölgeye egemen olmuşlardır. Arkadan Saka, İskitler İran üstünden gelerek bu bölgeye yerleşmişlerdir. Dede Korkut destanlarında günümüzdeki yer adlarıyla anlatılan olaylar bu bölgeyi ele geçirmek için verilen uğraşı tarihe yansıtmaktadır. Daha sonraki yıllarda Kafkasların kuzeyinden gelen Akıncı Hazarlar ile Barsellerin işgalleri ile başlayan mücadeleli yıllar 305-310 yılları arasında Horosandan gelen göçlerle daha da şiddetli olmaya başladı. Bölgeye egemen olmak için, Roma-Pers mücadelesini, Bizanslılar İslam kuvvetleri arasındakiler izlemiştir.

Hazreti Osman'ın Hilafeti sırasında 645'te Emir Habib Bin Maslama kuvvetlerinin Bizans ordularını yenmesi ile İslamiyetin yayılma sahası arasına giren bölge 1048 yılında Selçuklu akınlarına sahne olmaya başladı.

Azerbaycan hakimi İbrahim YINAL ile Gence Karabağ hakimi Kutalmış komutanlığındaki Selçuklu ordusunun kendisinden üç kat büyük Bizans ve Müttefikleri ordusunu 18 Eylül 1948'de yenmesi üzerine akınlar sıklaştı ve 1067'de Aplaslanın bölge hakimi IV: Bagrat'ı cezalandırması, 1081'de ise Selçuklu hükümdarı Melikşah'ın Emir Ahmet kumandasındaki bir orduyla bölgeyi ele geçirmesinden sonra Selçuklular emirliği haline getirildi.

Selçukululardan sonra Safeviler ve Moğol akınlarına sahne olan bölge Yavuz Sultan Selim'in şehzadeliği zamanında Osmanlı hakimiyeti altına girdi. 1536'da başlayan Osmanlı akınlarından sonra 13 Haziran 1551 tarihinde Erzurum Beylerbeyi İskender Paşa ve askerleri yöreyi Safevilerden alarak Osmanlı topları arasına katmışlardır. Anadolu Türk tarihinde acı ve ıstırabla yad edilen ve 1923 Harbi denilen 1877-1879 Osmanlı-Rus savaşında yenilgimiz sonucu, 3 Mart 1878 tarihli Ayatefanos antlaşması ile savaş ve zarar-ziyan tazminatı olarak bu bölge Ruslara terkedilmiştir. 1.Dünya savaşı sırasında 1914 yılında bu bölge Ruslardan geri alınmışsa da 1915 yılında tekrar Rusların eline geçmiştir.

1917'de çarlık Rusya'da bolşevik ihtilali bailadığı sıralarda Ruslarla 18 Aralık 1917'de Erzincan Mütarekesi, 3 Mart 1918'de Brestlitovsk Antlaşması imzalanmış, bu antlaşmaya göre yapılan referandum sonunda bu bölge %99'dan çoğunun isteği ile 1918 yılının Mart sonlarına doğru Türk topraklarına yeniden dahil edilmiştir. - 1.Dünya Savaşının galip devletleriyle yenik sayılan Osmanlı Hükümet arasında 30 Ekim 1918'de imzalanan Mondoros Mütarekesinin bir maddesinde yer alan durumdan yararlanan İngilizler 27 Kasım 1918'de bu bölgeyi işgal etmişlerdir.

Türkler mücadeleye yine devam etmişler ve İngilizler 1920 Nisan sonunda bu bölgeyi boşaltmışlardır..1918 yılında geri alınan topraklar Sevr antlaşması ile sınırlarımızın dışında kalmış, 1920'de tekrar Türk Topraklarına katılmıştır. 1935-1950 yılları arasında merkez Damar iken sonradan Murgul olmuştur.1966 yılında Göktaş olarak isim değiştirilmiş, 04.07.1987 tarih ve 19507 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 19.06-1987 tarih ve 3392 sayılı Kanunla yeni kurulun 103 İlçe arasında yer almıştır.

İlçe oluşu ile ismi de MURGUL olmuştur.


Murgul Belediye Başkanları

Emin Görmüş 1961-1977
Nurettin Durmuşoğlu 1977-2004
Mehmet Yıldırım 2004-Görevde


Kaynaklar

www.murgul.gov.tr