Güncel olaylar
From Artvin Ansiklopedisi
Kazım Koyuncu’nun doğduğu ev müze oluyor
FATİH SULTAN KAR
Karadenizli müzisyen Kazım Koyuncu’nun doğup büyüdüğü Hopa’daki evi müze oluyor. Kazım Koyuncu’nun ailesi 2005 yılı hairan ayında amansız hastalık yüzünden yitirdikleri oğullarının anısını yaşatmak amacıyla köyü Pançol’da doğup büyüdüğü evi müze haline getirmek için gerekli hazırlıklara başladı. Müzede Kazım Koyuncu’nun özel eşyaları, giysileri, gitarı ve özellikle müzik yaptığı döneme ait fotoğrafları yer alacak.
Aile adına bir açıklama yapan ağabeyi Hüseyin Koyuncu, Kazım Koyuncu’nun Hopa’dan İstanbul’a uzanan yaşam serüveninin ne yazık ki 2005 yılında 33 yaşında amansız hastalık nedeniyle son bulduğunu, ama sevenlerinin gönlünde sağlam bir yer edinen Kazım Koyuncu’nun eserleriyle ölümsüzleştiğini söyledi. Ağabey Koyuncu: ‘Ölümünün ardından Hopa’ya, mezarını ziyarete gelen insanların çokluğu, bu insanların evi de ziyaret etmek istemeleri bizi böyle bir arayışa yöneltti. Bunun için en uygun yerin Kazım’ın da çok sevdiği, çocukluğunun geçtiği köydeki evimiz olduğunu düşündük. Projeyi hayata geçirebilirsek Kazım Koyuncu sevenleri, hayatıyla ilgili pekçok ip ucu taşıyan eşyalarını görebilecek. Müze, Kazım Koyuncu’nun en önemli mirası olan hayata karşı dimdik duruşunu o çok sevdiği ve güvendiği gençlere ve insanlara aktarmada bir köprü görevi görecek. Amacımız Kazım Koyuncu’nun en doğru şekilde anlaşılması ve anlatılmasıdır.’
Yusufeli’nin yeni yerleşim yeri TBMM’nce kabul edildi
TBMM Genel Kurulu, baraj suları altında kalacak olan Yusufeli ilçemizin yeni yerleşim yeri ile ilgili 16/04/2008 tarihli ve 5753 Numaralı Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunu kabul etti.
Yasaya göre, ilçe merkezi, kuzeyde 1305 rakımlı Üşüktaş Tepesi, güneyde Uyuz Deresi ve Kepkar Sırtı, doğuda Barhal Çayı ve Çoruh Nehri, batısı Öküzyatağı Tepesi'nin 852 metre kotunda kuzey, güney ve doğu yamaçları, Üşüktaş Tepesi'nin 850 metre kotunda kuzeydoğu yamaçları, Sakut Deresi Vadisi'nin 850 metre kotunda kuzey ve güney yamaçları, 964 rakımlı Kara Tepe'nin 850 metre kotunda kuzey, güney ve doğu yamaçlarıyla çevrili alana nakledilecek.
Yusufeli İlçesi, yeni yerleşim yerine nakline kadar geçecek süre içinde halen bulunduğu yerde hukuki varlığını sürdürecek. Yusufeli Belediyesi, bu süre içinde Belediye Kanunu ile diğer mevzuatın belediyelere verdiği görev ve yetkileri yeni yerleşim alanında da kullanabilecek.
İlçe Merkezi yeni yerleşim alanına hukuken taşındıktan sonra, Yusufeli Belediyesi hukuki varlığını yeni yerleşim yerinde sürdürecek ve belediyenin eski yerdeki hukuki varlığı sona erecek.
Çoruh Nehri üzerinde inşa edilecek olan Yusufeli Barajı nedeniyle Yusufeli Barajı rezervuar alanından, ilçe merkezi ile 3 köy içindeki 23 mahallede yaşayan 6 bin 945 kişi tamamen, 14 köyün 29 mahallesinde yaşayan 9 bin 227 kişi ise kısmen olmak üzere 16 bin 172 kişi etkilenecek.
TBMM Tutanakları
16 Nisan 2008 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 13.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU
KÂTİP ÜYELER:Yusuf COŞKUN (Bingöl), Harun TÜFEKCİ (Konya)
6’ncı sırada yer alan, Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine başlayacağız.
6.- Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı ve İçişleri Komisyonu Raporu (1/435) (S. Sayısı: 48)
BAŞKAN - Komisyon? Burada.
Hükûmet? Burada.
Komisyon raporu 48 sıra sayısıyla bastırılıp dağıtılmıştır.
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlu söz istemiştir.
Sayın Arifağaoğlu, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz yirmi dakikadır.
CHP GRUBU ADINA METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 48 sıra sayılı Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı için Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve izleyenleri sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Yusufeli ilçesi yapılacak olan Yusufeli Barajı’nın gölü içinde kalıyor. Bu nedenle Yusufeli ilçesine yeni bir yerleşim alanı aranıyor. Değerli milletvekilleri, Çoruh Havzası, enerji yönüyle, Türkiye’deki önemli havzalardan biridir. Şöyle bir kıyaslama yaparsak, Türkiye’nin en büyük barajı, Atatürk Barajı 55 milyar metreküp su tutmaktadır ve Türkiye’nin 2007’de tükettiği enerjinin yüzde 7’sini vermektedir. Çoruh Havzası üzerinde on adet barajla 6,5 milyar metreküp su tutulacak ve Türkiye’nin 2007’de tükettiği enerjinin yüzde 8’i karşılanacaktır. Bu nedenle, Çoruh Havzası çok önemlidir. Ben, şimdi, enerji yönüyle, Çoruh Havzası’nı size biraz tanıtmak istiyorum.
Ülkemizde enerji üretim alanları yirmi altı havzaya ayrılmıştır. Bunlardan Çoruh Havzası, diğer havzalar içinde var olan brüt enerji potansiyeline oranla, ekonomik olarak kullanılabilir enerji potansiyeli en yüksek olan bir havza durumundadır. Fırat ve Kızılırmak havzaları bile Çoruh Nehri’nden sonra gelmektedir.
Çoruh Havzası enerji yönünden üç gruba ayrılmıştır. Aşağı Çoruh Havzası: Bu grupta Muratlı, Borçka ve Deriner barajları bulunmaktadır. Muratlı ve Borçka barajlarının temeli 1999 yılında atılmıştır. Bu iki baraj tamamlanmış ve üretim yapmaktadır.
Deriner Barajı’na fiili olarak 1997 yılında başlanmıştır, resmî temel atma töreni 3 cumhurbaşkanının katılımıyla 1998 yılının nisan ayında gerçekleşmiştir. Deriner Barajı inşaatı ödeneksizlik nedeniyle iki kez durdurulmuştur. Deriner Barajı’nın bitirilmesi için üç yıla ve her yıl 230 milyon dolara ihtiyaç vardır. Ancak 2008 yılında gözüken ödeneği ne yazık ki 100 milyon dolardır.
Değerli arkadaşlar, bu Deriner Barajı’nı ödeneksizlik nedeniyle geciktirmek doğru değildir. Şöyle bir misal verirsem, Deriner Barajı bitmiş olsa, Yılda 2,2 milyar kilovat saat elektrik üretecek. 10 sentten hesaplasanız 220 milyon dolarlık elektrik üretecek bir yılda, oysa ki, biz buna 230 milyon dolar vereceğiz ve üç yılda 690 milyon dolar. Yani, kendini amorti edecek durumdadır. Ama nedense, ne hikmettense -yetkililer kredi var diyor- kredide sorun yok, ancak, bütçe dengeleri açısından bir türlü ödenek koyulamıyor.
Deriner Barajı ödeneğinin mutlaka revize edilerek düzeltilmesi ve 2010 yılı sonunda bitirilmesi gerçekleştirilmelidir.
Orta Çoruh Havzası. Orta Çoruh Havzası’nda Artvin ve Yusufeli Barajları bulunmaktadır. Artvin Barajı’nın yap-işlet-devret modeliyle yapılacağını yetkililer belirttiler. Diğer Yusufeli Barajı, Aşağı Çoruh Havzası Barajları gibi dış kredi kullanılarak inşa edilecektir. Yusufeli Barajı Yusufeli ilçe merkezinin takriben on kilometre Artvin tarafında ve Çoruh Nehri ile Oltu suyunun birleşme noktasının tahminen sekiz yüz metre mansabında inşa edilecektir.
Yusufeli Barajı 2 milyar 130 milyon metreküp su tutacak ve Çoruh Havzası’nda en fazla su depolayan baraj konumundadır. Bu özelliğiyle, Yusufeli Barajı kendinden sonraki Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı Barajlarını da beslemiş olacaktır.
Yusufeli ilçesini baraj gölünde bırakmamak için çok çalışıldı. Devlet Su İşleri teknik kadrosu çok araştırma yaptı. Siyasetçiler olarak Yusufeli ilçesini kurtarmayı çok arzu ettik. Bir ilçenin tamamının su altında kalması kabul edilemez bir olaydır. Burada yaşayanları evinden, yurdundan, doğup büyüdüğü topraklardan almak, uzaklaştırmak basit bir olay değildir. Bunun sosyolojik, psikolojik ve ekonomik boyutları vardır. Bu hususlar göz önünde bulundurularak Yusufeli ilçesini kurtarmaya yönelik alternatif projeler üzerinde durulmuştur. 20’nci Dönem milletvekilliğimde bu konu üzerinde çalıştım, araştırma yaptım. Barajın yapılacağı yer mühendislikte çok aranan, çok arzu edilen özelliklere sahiptir. Baraj ekseninden membaa doğru sekiz yüz metre gidilince nehir iki kola ayrılıyor, Oltu istikametinde geniş bir alan ve bu birleşme noktasında da 1975 yılında ben genç bir mühendis olarak bir köprü inşa ettim. Benim inşa ettiğim köprü de maalesef bu baraj gölü içinde kalmaktadır.
Yine, buradan membaa doğru dokuz kilometre gidince Yusufeli ilçe merkezi vardır. Yusufeli ilçe merkezinde de Barhal suyuyla birleşen bir birleşme noktası vardır, şehir burada kurulmuştur. Barhal’a doğru büyük bir depolama alanı, yine Yusufeli-İspir istikametinde de ikinci bir depolama alanı vardır. Bu nedenle, mühendislikte çok aranan, çok iyi bir özelliğe sahiptir Yusufeli Su Kavuşumu Barajı. O nedenle, mühendislik hesaplarında Yusufeli Su Kavuşumu Barajı çok fizibıl, yani çok ekonomik bir maliyet vermektedir. Eğer Yusufeli Su Kavuşumu merkezinde baraj yaparsak Yusufeli’ni kurtarma şansı yok. Bunu kurtaracak şekilde alternatif projeler üzerinde durulmuştur. Alternatif projeler nedir? İkili sistem veya üçlü sistem.
Değerli milletvekilleri, ben on yıl önce bu çalışmaları yapmıştım, ancak ikili veya üçlü sistem de ekonomik olmuyor. 1998 yılında Halitpaşa İlkokulu bahçesinde bir yaz günü toplantı yapmıştım. Bu toplantıda Yusufeli Barajı’nın konumunu, durumunu Yusufeli halkına anlatmaya çalışmıştım. O zaman 1998, zannedersem temmuz veya ağustos ayı “Değerli Yusufelili hemşehrilerim, bu baraj mutlaka yapılır. Kim ‘yapılmayacak, Yusufeli’ni suya boğdurmayacağız’ diyorsa doğru söylemiyor, size gerçekleri söylemiyor, siyaseten bu barajın süresini uzatıyor. Kendi siyasi bir menfaat bekliyor olabilir.” dedim. “Bu baraj mutlaka yapılır. Onun için bir an evvel bu barajın yapılmasında hem ülke ekonomisi açısından hem de Yusufelililer açısından fayda var. Bu barajı yapmadan başka alternatif sunularak ekonomik yönde artı bir gelir olmuyor. Bu nedenle Yusufeli Barajı mutlaka yapılır, Yusufeli su içinde kalır. Ancak bir Yusufeli su içinde kalır size iki yeni ilçe doğar.” diye söylemiştim. On yıl önce benim söylediklerim bu doğrultudaydı.
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) – Ama sana oy vermediler değil mi?
METİN ARİF AĞAOĞLU (Devamla) – O ayrı bir konu; doğrudur.
Bugün gelinen noktada, Yusufeli Barajı’nı yapmak üzere kurucu firma orada şantiyelerini kurmuştur ve kısa bir süre sonra bu Yusufeli Barajı’na başlayacaktır.
Yusufeli halkının sorunlarını yüreğinde hissedenlerden biriyim. Ancak kalkınmamız lazım, büyümemiz lazım, ülke kaynaklarımızı iyi değerlendirerek, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyeti yakalamamız için elektriğe ihtiyacımız vardır. Kendi öz kaynaklarımızı kullanarak, yenilenebilir, ucuz ve temiz enerji olması nedeniyle hidrolik potansiyelimizin tamamını kullanma yönündeki projelere mutlak suretle ağırlık verilmelidir. Hidrolik potansiyelimizin hâlen daha yarısı boşa akıyor. Türkiye'nin ihtiyacı olan suları boşa akıtmak yanlıştır. İnşa hâlindeki barajları basit sebeplerle geciktirmek daha büyük yanlıştır.
Yukarı Çoruh Havzası’nda beş adet baraj yapılacaktır. Bunlar: Arkun, Aksu, Güllübağ, İspir ve Laleli barajlarıdır. Bu barajlar diğerlerine göre küçük kapasitelidir, yetkililer, yap-işlet-devret modeliyle yaptırmayı planlamaktadırlar.
Değerli milletvekilleri, biraz da Yusufeli ilçesinden bahsetmek istiyorum. Baraj gölü içinde kalacak olan Yusufeli ilçesinin tarihine kısaca göz atacak olursak: Yusufeli ilçesi, bugünkü Alanbaşı köyünde 1879 yılında “Kiskim” adıyla Erzurum sancağına bağlı olarak kurulmuştur. 1894 yılında, eski adıyla “Ersiz”, yeni adıyla “Kılıçkaya” beldesine nakledilmiştir. Daha sonra, 1926 tarih ve 877 sayılı Kanun’la ilçe merkezi bugünkü Öğdem köyüne nakledilmiştir ve Öğdem köyüne nakledilerek de Artvin’e bağlanmıştır. Bu değişim ile Oltu ilçesine bağlı köylerden Darıca, Dağeteği ve Gümüşözü, Öğdem ilçe merkezine bağlanmıştır.
1 Haziran 1933 tarih ve 2197 sayılı Kanun’la Rize merkezli Çoruh vilayeti kurulup, Artvin, Çoruh vilayetinin ilçesi yapılınca, Öğdem ilçesi köyleriyle beraber tekrar Erzurum iline bağlanmıştır.
4 Ocak 1936 tarih ve 2885 sayılı Kanun’la Rize merkezli Çoruh vilayeti kaldırılarak merkezi Artvin olmak üzere yeni Çoruh vilayeti kurulunca, Öğdem de Erzurum’dan alınıp yeniden Artvin’e yani yeni Çoruh vilayetine bağlandı. “Çoruh” vilayetinin adı 17 Şubat 1956 tarih ve 6668 sayılı Kanun’la “Artvin ili” olarak değiştirildi.
Öğdem, 1926 tarihinden 1950 yılına kadar ilçe merkezi olarak kaldı. 16 Şubat 1950 tarih ve 3531 sayılı Kanun’la ilçe merkezi bugünkü Yusufeli’ne nakledilmiştir. Bugün Yusufeli 1 kasaba ve 59 köyden oluşmaktadır. Şehir nüfusu 6.085, köylerin nüfusu 16.860 olmak üzere Yusufeli ilçesinde toplam 22.945 kişi yaşamaktadır.
Artvin, ülkemizin kuzeydoğusunda Gürcistan Cumhuriyeti’yle komşudur. Yüz ölçümü 7.436 kilometrekare olan ilin Karadeniz’le 34 kilometrelik kıyı uzunluğu, Gürcistan Cumhuriyeti’yle de 109 kilometrelik sınır uzunluğu bulunmaktadır.
Artvin, arazi yapısı bakımından genel olarak dağlıktır. Kaçkar Dağlarının önemli bir bölümü doğa harikası Karçal Dağları, Doğu Anadolu ile sınır teşkil eden Yalnızçam Dağlarının kuzey kesimleri il sınırları içinde kalmaktadır.
SAFFET BENLİ (Ardahan) – Ardahan’la da komşu.
METİN ARİF AĞAOĞLU (Devamla) – Ardahan iliyle de komşuyuz.
SAFFET BENLİ (Ardahan) – Onu da söyle.
METİN ARİF AĞAOĞLU (Devamla) – Ardahan’la Artvin’in toprakları bölünmemiştir milletvekilim, korkma.
İl genelinde ova mevcut değildir. Dünyanın en hızlı akışlı nehirleri arasında bulunan Çoruh Nehri, önce Yusufeli olmak üzere, Artvin’i baştan başa derin bir kanyon olarak geçmekte ve yer aldığı vadide sahip olduğu iklim kuşağı ile her türlü meyve sebzenin yetiştirildiği havza niteliği taşımaktadır.
Artvin’de okuryazar oranı altmış yıl öncesinden bu yana çok yüksektir. Eğitimli ve nitelikli insan bakımından oldukça yüksek bir potansiyele sahiptir. Bu eğitimli insanların yaşadığı Artvin, bozulmamış doğası, kültürel değerleri, zengin folkloruyla, önümüzdeki yıllara, özellikle bal ve alabalığı ile zengin mutfağı ile turizme hazırlanmaktadır. Turizm için gerekli olan doğal özellikler, kültürel zenginlikler ile Artvin çok farklı bir turizm sektörüne alternatif sunmaktadır. Macahel yaşlı ormanları, Barhal Vadisi, Kafkasör mesire yeri, Kopmuş Plajı, Otingo Ormanları, yaylaları, akarsuları, yöresel ahşap mimarisi, kemer köprüleri, tarihî camisi ve kiliseleri, flora ve fauna çeşitliliği, yaban hayatı ile büyük bir potansiyele sahip olan bir ildir Artvin. Küresel ısınmanın etkileri de göz önüne alınacak olursa, Doğu Karadeniz Bölgesi ve zengin ürün çeşitliliğiyle Artvin’de turizmin gelişmesi kaçınılmaz olacaktır. Bu yüzden sağlıklı bir altyapı oluşumu, gelecekteki yeni turizm anlayışıyla planlama yapılacaktır.
Artvin’de, ayrıca, Atabarı Kayak Merkezi bulunmaktadır. Atabarı Kayak Merkezi, Belediye Başkanının büyük gayretleriyle faaliyete geçmiştir. Fakat, devlet tarafından herhangi bir yardım almamıştır. Artvin Atabarı Kayak Merkezi, Batum Havaalanı’nın ülkemiz ve Gürcistan’ın ortak kullanımına açılması ile de ayrıca bir ilgi merkezi olacaktır. Atabarı Kayak Merkezi’nde şimdiye kadar ilgili bakanlıkça henüz bir girişim, bir yatırım yapılmamıştır.
Geleceğini turizmde arayan Artvin ilimizde doğal çevrenin bozulmaması ve yaylalarda beton yapılaşmanın engellenmesi için, katı atık ve arıtma gibi sistemlerin çevreyi tehdit eder boyuta gelmeden, Çoruh Vadisi boyunca, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce yapılması gerekmektedir. Bu konu turizmi direkt etkilediği gibi, Allahüekber Dağları’ndan doğup Batum’dan denize dökülen Çoruh Nehri’nin üzerindeki baraj gölleri de bir süre sonra, önlem alınmadığı takdirde, çöp birikintileriyle dolacaktır.
Artvin’de artık eğitim ve turizm kenti olma yönünde yatırım yapılmalıdır. Artvin Çoruh Üniversitesi kısa sürede altyapı eksiklerini tamamlamalıdır. Artvin Çoruh Üniversitesine bağlı Hopa Ağaç İşleri Meslek Yüksekokulu ve Yusufeli Meslek Yüksekokulu 2008-2009 öğretim yılında eğitime başlayacaktır. Diğer ilçeler de haklı olarak meslek yüksekokulu veya fakülte beklentisi içindedirler.
Artvin Merkez ilçenin ana sorunlarından biri ulaşımdır. Çoruh Nehri’nden virajlarla yükselerek şehir merkezine ulaşılmaktadır. Mevcut yol şehre giriş çıkış trafiğine yeterli olmamaktadır. Merkez ilçenin mutlaka ikinci bir yola ihtiyacı bulunmaktadır.
Yusufeli ilçesinin tamamı ve üç köy, ayrıca on sekiz köy de kısmen etkilenmektedir. Kısaca, Yusufeli ilçesi ve üç köy tamamen baraj gölü içinde kalmakta, on sekiz köy de bundan etkilenmektedir.
Yeni Yusufeli ilçe merkezinin belirlenmesi yanında oluşacak birçok sorun çözüm beklemektedir. Yusufeli halkının mağdur edilmemesi için, ana sorunları belirteceğim başlıklar altında toplamak mümkündür. Yeni kurulacak Yusufeli’nin şu sorunlarla karşılaşması mümkündür:
1) Kamulaştırmalarda kıymet takdiri yöre özellikleri dikkate alınarak yapılmalı, Yusufeli’nde toprağın menkul olduğu unutulmamalıdır.
Değerli milletvekilleri, toprak hiçbir zaman menkul olmaz fakat vaktim yoktur, diğer maddelerde, Yusufeli’nde toprağın menkul olduğunu sizlere anlatmaya çalışacağım.
2) Baraj inşaatlarında öncelikle Yusufeli halkına çalışma imkânı sağlanmalıdır.
3) Baraj yapımıyla ortaya çıkan, başta yol olmak üzere tüm altyapı hizmetleri baraj yapımına paralel olarak sürdürülmelidir.
4) Baraj gölü üstünden yapılacak yeni yolların mümkün olan yüksek standartta yapılması sağlanmalıdır.
5) Su altında kalmayan mezra ve yaylalara da altyapı götürülmelidir.
6) İstihdamı artırıcı önlemler ve yaptırımlar hayata geçirilmelidir.
7) Kamulaştırmaların kademeli yapılması, yöre halkının sorunlarını büyütmektedir. Bu nedenle, kamulaştırmaların mahalle veya köy bazında aynı anda yapılması istenmektedir.
8) Yeni ilçe merkezinde işyeri ve toplu konutların yöre halkına üç yıl ödemesiz, on yıl düşük faizle vadeli verilmesi sağlanmalıdır.
9) Artvin’de turizmle ilgili yerel girişimciler hem uygun kredi imkânlarıyla desteklenmeli hem de doğru istikametlere yönlendirilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurunuz.
METİN ARİFAĞAOĞLU (Devamla) – 10) Eğitim ve planlama, altyapı konularında ilgili bakanlıklar gerekli yatırımı yapmalıdırlar.
11) Baraj sonrasında en az şimdikine eşdeğer bir yaşam standardı sağlanmalıdır.
12) Yapılan fedakârlıklara karşı yöre halkına en az yüzde 50 ucuz elektrik verilmelidir.
13) Baraj gelirlerinden yöre halkına belirli bir pay verilmesi düşünülmelidir.
Yusufeli halkının yapacağı fedakârlıklar her türlü takdirin üstündedir. Bu fedakârlıklar için Yusufeli halkına ben şahsen bölge milletvekili olarak teşekkürü bir borç biliyorum.
Ayrıca, kamulaştırmalarda Hükûmetin eli açık olmasını, vatandaşın mağdur olmamasını özellikle istiyor, hepinize tekrar sevgiler, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arifağaoğlu.
Tasarının tümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Isparta Milletvekili Nevzat Korkmaz söz istemiştir.
Buyurunuz Sayın Korkmaz. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Artvin ilimize bağlı Yusufeli ilçesinde Çoruh Havzası’na yapılacak baraj ve hidroelektrik santrallerinden Yusufeli Barajı’nın yapımı dolayısıyla ilçe merkezinin yerinin değiştirilmesi hakkında kanun tasarısıyla ilgili şahsım ve Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yusufeli ilçesi 1879 yılında Erzurum sancağına bağlı olarak kurulmuş, ilçe merkezi “Öğdem” olarak belirlenmiştir. On yıl sonra merkezi Kılıçkaya’ya taşınmış, 1926 yılında Öğdem’e taşınan Yusufeli Artvin’e bağlanmıştır. 1933’te Artvin ilçe olunca yeniden Erzurum’a bağlanan Yusufeli 1936’da merkezi Artvin olarak kurulan Çoruh vilayetine bağlanmış, 1950’de çıkarılan 3531 sayılı Kanun’la da bugünkü yerine nakledilmiştir.
Bunları detaylı olarak niye veriyorum değerli milletvekilleri? Görüldüğü gibi, ilçenin ve ahalisinin tarihi neredeyse göçebelik üzerine kurulmuştur. Bugün de, bu kanun, ilçenin merkezini yeniden değiştirirken insanları için de bazı belirsizlikleri beraberinde getirmektedir.
İlçe coğrafi konum olarak çok engebeli, dağlık, kayalık bir alana sahiptir. Tarım ve hayvancılık ile geçinen ilçenin ekilip dikilebilir arazisi sınırlıdır ve il merkezine uzaklığı 104 kilometredir. Yusufeli Artvin’in dışarıya en fazla göç veren ilçesidir. Bu nedenle nüfusu gittikçe düşmektedir. İlçe nüfusu 1990 yılında ortalama 37 bin iken bu rakam 2000 yılında 30 binin altına düşmüştür. Elli dokuz köy ve bir beldeden oluşan ilçenin merkez nüfusu 6.105’tir ve ilçe merkezi beş mahalleden müteşekkildir.
Bu bölgede 1962 yılında bir dizi baraj ve hidroelektrik santrali kurulması projesi çalışmalarına başlanılmış; Çoruh Nehri ana kol üzerinde on adet, yan kolları üzerinde de on yedi adet olmak üzere toplam yirmi yedi adet baraj ve nehir tipi hidroelektrik santrali planlanmıştır. Yirmi yedi adet tesis tamamlandığında 10,3 milyar kilovat saat enerji üretimi gerçekleştirilecektir. Bu miktar Türkiye’nin toplam enerji üretiminin yüzde 8’ini, hidroelektrik santrallerinden elde ettiği toplam enerjinin de yüzde 34’ünü oluşturacaktır.
Artvin il sınırları içerisinde Çoruh Nehri’nin üzerinde beş, Çoruh’a akan Berta Çayı üzerinde de iki adet olmak üzere yedi büyük baraj ve hidroelektrik santrali projesi uygulanmaktadır. Çoruh’un üzerindeki barajlar Muratlı, Borçka, Deriner, Artvin, Yusufeli baraj ve hidroelektrik tesisleri; Berta Çayı’nın üzerindeki barajlar da Bayram ve Bağlık barajlarıdır. Artvin ili sınırları içerisindeki hidroelektrik tesisleri tamamlandığında Çoruh Havzası’ndaki enerjinin yüzde 61’ine tekabül eden 6,3 milyar kilovat saat elektrik enerjisi üretiliyor olacaktır. Bu miktar bile değerli milletvekilleri, Türkiye toplam hidroelektrik enerji üretiminin yüzde 5’ine denk düşmektedir.
İlçenin taşınmasının müsebbibi olan Yusufeli Barajı’na da bir göz atarsak barajın üretime geçmesiyle yılda 1.705 gigavat hidroelektrik enerji üretimi gerçekleştirilecek, barajın rezervuar alanı olan 33 kilometrekarelik alanda da 2 milyar metreküp su toplanacaktır. Bu baraj Çoruh Havzası’nda yapılacak yirmi yedi adet baraj arasında Deriner Barajı’ndan sonra en çok enerji üretilecek ikinci barajdır, toplayacağı su miktarı ile de ilk sırada yer almaktadır. Aynı zamanda munsabb istikametinde yer alan Artvin, Deriner, Borçka ve Muratlı Barajları açısından su deposu niteliği ile enerji üretim miktarlarını düzenleme, regüle etme, diğer barajların ömrünü uzatan rüsubatı tutma özelliklerine de sahiptir. Dolayısıyla Yusufeli Barajı, Çoruh Havzası’nda uygulanacak diğer baraj ve hidroelektrik santralleri açısından vazgeçilmez bir yatırımdır.
Barajın ülke ve bölge ekonomisi açısından önemini vurguladıktan sonra, Yusufeli ilçesinin yerleşim yerinin değiştirilmesi süreci ve bu süreçte yapılanlar hakkında da bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, baraj yapımı kararı uygulamaya geçirildikten sonra ilçe merkezinin nereye taşınacağı hususunda çalışmalar başlatılmış, merkezde, Yusufeli Barajı yeniden yerleşim teknik alt komisyonu kurulmuştur. Bu komisyon incelemeler yapmış, incelemelerden sonra hazırlamış olduğu raporunda şu tespitlerde bulunmuştur: Bütün yerleşim yerlerine hitap edebilecek bir merkez bulunamamış, ulaşım yönünden İşhan köyü, yerleşilebilir uygun alan açısından da Kılıçkaya beldesinin değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
2002’de Artvin valiliğince yeni bir komisyon oluşturulmuş, merkezi komisyonun raporundaki belirsizliklerin giderilmesi hedeflenmiştir. Valiliğin kurduğu komisyonda, Kılıçkaya beldesi Öğdem ve İşhan köylerinden, Kılıçkaya ve Öğdem’in iki yeni ilçe yapılması kararı alınmıştır. Bu rapor il idare kurulu ve il genel meclisine sunulmuştur. İl idare kurulu şu görüşü benimsemiş: Kılıçkaya’ya Yukarı Yusufeli, Öğdem’e de Aşağı Yusufeli isminin verilmesi, köylerden 42’sinin Aşağı Yusufeli’ne, 16’sının da Yukarı Yusufeli’ne bağlanması mütalaa kararı alınmıştır. İl genel meclisi de iki ilçe kurulması yönünde görüş beyan etmiş, bu ilçenin isimlerinin Kılıçkaya ve Öğdem merkezli Yusufeli olması istenmiştir. Bu kararlar mevzuat gereği İçişleri Bakanlığına sunulmuş ve özeti Yusufeli ilçesini şimdiki yerinden daha yukarıya, yani su biriktirme sınırının üzerine taşımak olan kanun tasarısı bugün Meclisimizin önüne getirilmiştir. Yani iki ilçe kurulmasından vazgeçilmiştir.
Değerli milletvekilleri, kanun tasarısının görüşüldüğü günümüze kadar olan süreci sizlere özetledikten sonra konuyla ilgili partimizin genel görüşünü de sizlerle paylaşmak istiyorum. Milliyetçi Hareket Partisi, kalkınma ve gelişmeye paralel bir yerleşim politikası uygulanmasını ve bu uygulamanın anayasal bir hak olan “sağlıklı ve düzenli bir çevrede yaşama” temel ilkesiyle birlikte atbaşı götürülmesini uygun görmektedir. Ayrıca, Türkiye’nin enerji ihtiyacını karşılamak üzere yapılacak olan tüm rasyonel yatırımları desteklemekte, özellikle temiz enerji kaynaklarından biri olan su potansiyeli en üst düzeyde kullanılarak hidroelektrik enerji üretiminin artırılmasına büyük önem vermektedir. Bunun yanında tüm dünyayı ve içinde bulunduğumuz coğrafyayı kuraklık ve kıtlığın beklediği yakın bir gelecekte, su biriktirmenin, ülkemizin elini güçlendireceğini bilmektedir. Bu düşüncelerini her platformda açıklayan partimizin, enerji yatırımlarına siyasal engeller çıkarması ve popülist bir yaklaşımla hareket etmesi düşünülemez. Ancak şu hususları da belirtmek ve Hükûmete halkın beklentilerini aktarmak ve sorunlarının çözümüne katkı sağlamak da bir millî vazife olsa gerektir.
Saygıdeğer milletvekilleri, Yusufeli’nin sorunları vardır, sosyal sorunları vardır, ekonomik sorunları vardır; geçmişinden kopma korkusu ve geleceği öngörememek kaygıları vardır, ki bu da son derece doğaldır. Birazcık kendinizi Yusufelililerin yerine koymanızı ve onlar adına düşünmenizi isterim. Üzerinde doğduğunuz, doyduğunuz, evlatlarınızı doyurduğunuz, çocukluğunuzu ve gençliğinizi geçirdiğiniz, sevdiğiniz, sevildiğiniz, her köşe başında, dağında taşında anılar biriktirdiğiniz, belki şiirler yazıp üstüne türküler bestelediğiniz, atanızı, babanızı, eşinizi, evladınızı bağrına defnettiğiniz topraklardan ayrılmak ve bir daha onlara hiç ulaşamamak; elinizle diktiğiniz ağacın çiçeğine, yaprağına, meyvesine dokunamamak; dişinizden, tırnağınızdan artırarak bütün yaşamınızın karşılığı olarak sahip olduğunuz evinizin kapısını bir daha çalamamak, hatta bunları bir daha dünya gözüyle hiç görememek ve âdeta, biriktirdiğiniz tüm hatıralarla ebediyen vedalaşmak sizlere nasıl dramatik duygular yaşatır ise, bugün Yusufelililer bu duygulara sahiptirler.
Zikrettiğimiz maddi değerlere yeniden sahip olmak belki mümkündür. Ancak unutulmamalıdır ki, yaşanan hiçbir şey bir daha geri getirilemeyecektir.
Onlara anlayış göstermek ve ülkemizin kalkınması için yaptıkları milletimizin her ferdince gelecekte şükranla anılacak bu fedakârlık karşısında devlet ve millet olarak cömert davranmak ve mümkün olduğu ölçüde Yusufeli’nin yaralarını sarmak mecburiyeti vardır.
Yetkililer ile yaptığımız görüşmelerde ortaya koydukları ve çözümünü istedikleri sorunları siz değerli milletvekilleriyle paylaşmak istiyorum. Yusufelililer ne istiyor, ne bekliyor yüce Meclisten?
1) Uzun süreden beri gündemde olan baraj dolayısıyla ilçe boşalmaktadır. İlçe ekonomik ve sosyal kalkınma açısından irtifa kaybetmektedir. Bunun önüne bir nebze de olsa geçebilecek Samsun-Hopa sahil yolu Erzurum bağlantısının yeni ilçe merkezinden geçecek şekilde planlamasının yapılması ve bu yolun baraj inşaatını beklemeksizin inşa edilmesini istemektedirler.
Diğer taraftan, Artvin-Yusufeli, Artvin-Erzurum devlet yolunun yapımı için ayrılan ödenekler de yetersizdir. Yol böyle giderse zamanında tamamlanamayacak, baraj bitse dahi su tutulması gerçekleşemeyecektir. Borçka Barajı’nda su tutulması ve elektrik üretimi bu yüzden gecikmiştir. Aynı sorunun yaşanmaması için Hükûmet bu yol bağlantılarına yeterli ödenekleri ayırmalıdır.
2) Bölgedeki kadastro çalışmaları süratle tamamlanmalı, yeni yerleşim yeri jeoteknik araştırma çalışması yapılarak jeolojik rapor hazırlanmalı, Afet İşleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ve ilgili tüm kurumların iş birliğinde altyapı ve üstyapı temel ihtiyaçları belirlenmeli ve bütçelenmelidir.
3) Yeni ilçe yerinin bir an önce belirlenmesiyle birlikte harita ve imar çalışmalarına başlanılmalı ve hak sahipliği yasal bir zemine oturtulmalıdır.
4) Kamulaştırma işlemlerinde Türkiye ortalamaları yerine bölgesel özellikler dikkate alınmalı ve şantiye alanları, malzeme alım bölgeleri, baraj inşaat alanı, su biriktirme alanı diye ayırmaksızın bir hamlede bütün olarak kamulaştırma işlemi yapılmalıdır. İlçe halkı yeni yapılaşmada, arsa üretiminde, TOKİ’nin avantajlı projelerini beklemektedir. Takdir edersiniz ki, TOKİ’nin tatil köyleri yapmasından daha elzem olsa gerektir bu hizmet.
5) Bu projede 1.000 hektar birinci sınıf tarım arazisi su altında kalmaktadır. Yeni yerleşim yerinde ise, 1 metre karelik bir tarım arazisi bile bulunmamaktadır. Bu bakımdan, beşinci istek olarak, tarım sektöründe çalışan insanlarımıza, tarımsal iskân gibi projeler üretilerek, en azından hayat standartlarını muhafaza etmeleri yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
6) Yöre halkının büyük bir kısmı -yaklaşık yüzde 90’ı- sosyal güvenlik kuruluşlarına tabidir. Bu durum 2510 sayılı İskân Kanunu’nda yer alan hak sahipliği hususunda bazı engelleri de beraberinde getirmektedir. Bu mağduriyetin giderilmesi için mevcut yasada düzenlemeler yapılmalıdır.
7) Otuz yıla yakındır baraj projesi dolayısıyla sürekli bir göç tehdidi altında yaşayan Yusufeli esnafı gerçekten zor durumdadır. Kabul etmek gerekir ki, tüm ülke esnafı zor durumdadır. Piyasadaki tabirle pazarda yaprak kımıldamamaktadır. Ancak, Yusufeli esnafında bıçak kemiğe dayanmıştır. Esnafın rahatlatılması ve iş yerlerinin açık tutulması için faizsiz uzun vadeli esnaf kredileri verilmelidir.
8) Yine, göçü durdurmak üzere yerinde istihdamı sağlamak amacıyla turizm, et ve süt ürünleri, su ürünleri, el sanatları gibi alanlarda mesleki eğitim veren okullar, meslek yüksekokulları bölümleri açılmalı, bu alanda iş yapacak girişimciye uygun krediler sağlanmalıdır.
9) Yeni yerleşim yerindeki arazi kıtlığı nedeniyle orman sınırlarında yukarıya çekilerek boşa çıkacak alanlar, Hazineye ya da belediyeye tahsisli hâle getirilmelidir.
10) Bölge halkının bozulan ekonomik durumu dolayısıyla en azından geçici bir süre için -benden önceki Artvin milletvekili arkadaşımız da bahsetti- enerjiden pay verilmeli yahut yine geçici bir süre için ücretsiz elektrik kullanımı imkânı getirilmelidir.
11) Yapılacak projelerde ve ayrılan kaynaklarda yöre halkının ilçede, köyde, mezrada ve yaylada olmak üzere dört aşamalı bir hayat sürdüğü ve yöredeki millî kültürün bu yaşam tarzına dayalı olarak oluştuğu ve bunun muhafaza edilmesi gerektiği hususu unutulmamalıdır.
12) Yusufeli Meslek Yüksekokulunun yeni yerleşim yerine taşınabilmesi için yeni yerleşim yerindeki fiziki altyapı planlaması ve inşaatı çalışmalarına hemen başlanmalı, ancak eski yerleşim yerindeki meslek yüksekokulunun eğitimi de devam ettirilerek, bir boşluk oluşmasının önüne geçilmelidir.
13) Baraj inşaatı süresince istihdam edilecek çalışanların ağırlıklı olarak bölge insanından olması gerektiği yetkililerce birçok kez ifade edilmiştir. Bu ifadelere rağmen şimdiden farklı uygulamalara başlanmıştır. Bu durum bölgede rahatsızlıklara sebep olmaktadır. Yetkililerin istihdamda bölge insanına öncelik tanınması hususunda duyarlı olmaları gerektiği hususunda dikkatleri çekilmelidir.
14) Tüm bunlar yapılırken ve yeni Yusufeli planlanırken pek tabii olarak Yusufeli halkı kendilerinin de görüşlerinin alınmasını istemektedirler.
Bu önerilerimiz değerli milletvekilleri, bölge insanının beklentileridir. Yusufeli İlçe Merkezinin taşınması, devlet ve millet kucaklaşmasından bahseden AKP Hükûmeti için ciddi bir imtihandır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak yapılacak yatırımları elbette destekliyoruz. Bazılarının, çevreciliği ülkemizin kalkınmasının önüne set çekmek üzere kullanageldiğinin ve siyasi kamplaşmaların, Batı emperyalizminin ideolojik oyuncağı hâline getirilmiş çevre hareketlerinin, niyetlerinin elbette farkındayız. En büyük çevre kirliliğinin fukaralık olduğunu da biliyoruz. Ancak, ülkenin ekonomik ve sosyal kalkınmasının atbaşı gitmesi, sürdürülebilir bir nitelik arz etmesi ve yatırım yaparken arkada gözü yaşlı insanlar bırakılmaması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak ihtiyacı hissediyoruz.
Yusufeli ilçe merkezinin taşınmasında da, adil, sosyal huzur ve barışa hizmet edecek, ülke ekonomisine ciddi katkı sağlayacak ölçütleri arıyoruz, arayacağız. Sadece Yusufeli’nde değil, Hasankeyf’te de arayacağız, takipçisi olacağız. Çünkü, Milliyetçi Hareketçi Partisi, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye vasiyetinde buyurduğu “Oğul, insanı yaşat ki, devlet yaşasın.” sözüne sadakatle bağlıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle, büyük yatırımlara ev sahipliği yaparken, milletimizin kalkınmasında büyük fedakârlıklar gösteren, evinden barkından, topraklarından olan Yusufeli’ye, Hasankeyf’e ve varsa diğerlerine, Türkiye Büyük Millet Meclisince, milletimizin teşekkürlerinin bir ifadesi olarak şükran madalyası verilmesini öneriyor, bu önerimize desteklerinizi bekliyor, fedakâr Yusufelili kardeşlerime en derin hürmet ve selamlarımızı gönderiyor, yüce Meclise saygılarımı arz ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.
Şimdi, tasarının tümü üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Artvin Milletvekili Ertekin Çolak konuşacaktır.
Buyurunuz Sayın Çolak. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Artvin İli Yusufeli İlçesinin Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı’yla ilgili AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisi ve yüce milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekillerim, Çoruh Nehri dünyanın ve ülkemizin en hızlı akan ve en büyük nehirlerinden birisidir. Allah bu nehri ve bu vadiyi âdeta baraj yapılması için yaratmıştır. Mescit Dağları’ndan kopan Çoruh Nehri, Erzurum sınırları içerisinden geçerek Yokuşlu köyünde Yusufeli sınırları içerisine girmekte, vadi boyunca ilerleyerek Barhal Çayı’yla Yusufeli ilçe merkezinde kavuşmakta, Su kavuşumu mevkiinde Oltu ve Tortum Çaylarıyla birleştikten sonra Ardanuç ve Şavşat Çaylarıyla birleşerek Artvin merkeze gelmekte. Oradan ilerleyerek Borçka ilçe merkezinden geçtikten sonra Muratlı köyümüzden ülkemiz topraklarını terk etmekte ve Gürcistan Cumhuriyetinin Batum kentinden geçerek Karadeniz’e dökülmektedir.
431 kilometre uzunluğunda olan Çoruh Nehri’nin yaklaşık 410 kilometresi ülkemiz sınırları içerisinde, 21 kilometresi ise Gürcistan sınırları içerisinde yer almaktadır. Özellikle bahar aylarında delice akan Çoruh Nehri, o kadar hızlı akmaktadır ki, geçmiş olduğu bölgedeki bütün topraklarımızı ve geçmiş olduğu bütün yerleri erozyona uğratarak yılda yaklaşık 5,8 milyon metreküp toprağımızı Karadeniz’e götürmektedir.
1962 yıllarından beri Çoruh Nehri üzerinde barajlar yapılması düşünülmüş ancak 2000’li yıllardan sonra konuya hız verilmiş ve AK Parti İktidarıyla birlikte de bölgede dev yatırımlar başlamıştır. Nitekim günümüzde Muratlı Barajı ve Borçka Barajı tamamlanarak üretime başlamış ve Başbakanımız tarafından bu barajların açılışı yapılmıştır. Şu anda Artvin merkeze yakın bir bölgede Deriner Barajı’nın inşaatı devam etmekte, inşallah üç yıl içerisinde o da tamamlanacaktır.
Yusufeli Barajı’nın inşası nedeniyle Yusufeli ilçe merkezi ve üç köy tamamen, on dört köy de kısmen su altında kalacaktır. Dolayısıyla, Yusufeli Barajı nedeniyle yaklaşık 17 bin kişi bu barajdan etkilenecektir.
1876 yılında kurulan Yusufeli ilçesinin, arkadaşlarımızın da söylediği gibi, yaklaşık dört defa yeri değiştirilmiş durumda. Yine, uzun zamandan beri, Yusufeli ilçesinin yeriyle ilgili çok ciddi tartışmalar oldu, çok çeşitli alternatif yerler oluşturuldu, yaklaşık yedi ilçe yeri tespit edildi ve bu her bir ilçenin alternatif ilçe yerleriyle ilgili ciddi tartışmalar yapıldıktan sonra, en son, şu andaki Yansıtıcılar Mevkisi dediğimiz mevkide karar kılındı. İşin doğrusu, şu anda seçilen yer bu tespit edilen alternatif ilçe yerlerinden en kötüsü arazi yapısı itibarıyla, ama bütün ilçe halkının ittifakla kabul ettiği yer de şu anda kabul edilen yerdir.
Yusufeli ilçesinin gerek insan yapısı, kültürü, gelenekleri, potansiyeli ve bölgede marka olmuş birçok özelliği nedeniyle başka il ve ilçelere dağıtılması uygun görülmemiş ve bu ilçenin yok olmadan devam edebilmesi için, maliyeti çok yüksek olmakla birlikte bu seçilen yerde yapılmasına karar verilmiştir. Şu anda gelinen noktada, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Afet İşleri Genel Müdürlüğü ve TOKİ tarafından bir protokol imzalanmış ve bu protokol çerçevesinde işlemlere başlanmış durumdadır.
Bu ilçenin yeni yerleşim yerinde gerek iskân binaları gerek sosyal hizmet binaları gerekse resmî kurum binaları TOKİ tarafından yapılacaktır.
Çoruh Nehri üzerinde planlanan barajların hepsi, Yusufeli Barajı da dâhil olmak üzere enerji üretimi amacıyla yapılan barajlardır. Yani bu barajlar ne sulama barajlarıdır ne de içme suyu barajlarıdır ki o bölgenin insanına hizmet versin. Bu barajlar, Artvin sınırlarını, Yusufeli sınırlarını aşan barajlardır, yani ülkemiz için enerji üretecek olan barajlardır. Dolayısıyla, sadece bölgeye hizmet eden barajlar değildir. Bu nedenle, bu barajlar yapılırken bölge insanının mağdur edilmemesi elbette ki gereklidir. Aslına bakarsanız, Yusufeli ilçesi ve havza boyunca yapılan barajlar nedeniyle bölgedeki bütün ilçeler ve köyler mağdur olmuş durumdadır çünkü yaklaşık yirmi yıldan beridir, otuz yıldan beridir, bu nehir üzerinde barajlar planlanmış, bir türlü hayata geçmemiş, bu nedenle de ciddi devlet yatırımları yapılamamıştır. Nitekim, bugün yapılmaya başlanmıştır, bu aşamada da gerek yolların inşaatı nedeniyle gerek baraj inşaatı nedeniyle vatandaşlarımız bu bölgedeki sıkıntıları yaşamaktadır. Bu nedenle, gerek kamulaştırma sırasında gerekse yeni ilçenin yapımı sırasında vatandaşlarımızın mağdur edilmemesi için biz de elimizden gelen bütün imkânları kullanacağız. Bu kadar sıkıntıdan sonra inşallah, yeni ilçenin, hemen barajın üzerinde yeni teknoloji ile yapılmış, yöre mimarisine uygun iskân binaları, yeni kamu binaları, modern alışveriş ve iş merkezleri, okullar, yüksekokul ve fakülte binaları ile bir çekim merkezi hâline geleceğini düşünüyoruz.
Tabii olarak yöre halkı, AK Parti iktidarımızdan, kendi bağrından çıkmış bakan, milletvekili, büyükşehir belediye başkanları ve yüksek bürokratlardan bu hizmetin en iyi şekilde yöreye yapılmasını beklemektedir. Biz de bu konunun, elbette ki milletvekili olarak takipçisi olacağız. Aslına bakılırsa ben milletvekili olarak şans ve şanssızlığı bir arada yaşamaktayım. Şanslıyım, yıllardan beri kangren hâline gelmiş Yusufeli ilçesinin yeni yerinin yapılmasında ve Yusufeli Barajı’nın yapılmasında katkıda bulunacağım. Üzgünüm ve şanssızım, çocukluğumuzun, öğrenciliğimizin, iş hayatımızın bir bölümü içinde geçen, birçok anı ve hatıralarımızın yaşandığı bu şirin ilçemiz su altında kalacak, bu kanun tasarısında benim de imzam olacak.
Değerli arkadaşlarım, Artvin Çoruh Vadisi boyunca toprak o kadar değerlidir ki toprak o bölgede menkul hâle gelmiştir. İnşallah, bu bölgedeki barajlarımız yapıldığı süre içerisinde gerek yollarımız gerekse o bölgede yapılan barajlar nedeniyle yapılan kamulaştırmalarda bölge halkının bu kıymetli toprağının ve az toprağının önemi anlaşılır ve Türkiye ortalamasının üzerinde bir kamulaştırma bedeliyle bölge insanı mağdur olmaz diye düşünüyoruz.
Bu duygu ve düşünceler içerisinde, bu kanunun ülkemize, Artvin’imize ve Yusufeli’mize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, yüce milletimizi ve Artvin halkını, Yusufeli halkını saygı, sevgi, muhabbetle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çolak.
Tasarının tümü üzerinde, şahısları adına söz talebi? Yok.
Soru-cevap işlemi için soru yok.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler…
METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Karar yeter sayısı istiyorum efendim.
BAŞKAN – “Kabul edenler” demiş bulundum.
Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
1’inci maddeyi okutuyorum:
ARTVİN İLİ YUSUFELİ İLÇESİNİN MERKEZİNİN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA KANUN TASARISI
İlçe Merkezinin nakli
MADDE 1- (1) Artvin İli Yusufeli İlçe Merkezi, ekli krokide sınırları belirtilen; kuzeyde 1305 rakımlı Üşüktaş Tepesi, güneyde Uyuz Deresi ve Kepkar Sırtı, doğuda Barhal Çayı ve Çoruh Nehri, batısı Öküzyatağı Tepesinin 852 metre kotunda, kuzey, güney ve doğu yamaçları Üşüktaş Tepesinin 850 metre kotunda kuzeydoğu yamaçları, Sakut Deresi Vadisinin 850 metre kotunda kuzey ve güney yamaçları 964 rakımlı Kara Tepenin 850 metre kotunda kuzey, güney ve doğu yamaçlarıyla çevrili alana nakledilmiştir.
BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Artvin Milletvekili Metin Arif Ağaoğlu söz istemiştir.
Buyurunuz Sayın Arifağaoğlu.
Süreniz on dakikadır.
CHP GRUBU ADINA METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan 48 sıra sayılı Artvin İli Yusufeli İlçe Merkezinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yusufeli ilçe merkezinin baraj gölü içinde kalması nedeniyle yeni ilçe merkezinin tespit edilmesi konusunda Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce detaylı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar iki üç yıl devam etti. Devlet Su İşleri hiçbir şeyden kaçınmadı. Yeni ilçe merkezinin tespit edilmesi amacıyla bir ihale yapmıştır ve ihaleyi alan firma teknik kadrosuyla teknik çalışmalar yapmış. Bakınız, bu çalışmalar -kısaca size bunları aktarmak istiyorum- sosyal boyutuyla Yusufeli’yi incelemiş. Ayrıca ekonomik boyut mekânsal boyutlarıyla Yusufeli’de araştırmalar yapmış. Ayrıca, kültürel mirasın korunması yönünde de bir hayli mesai sarf edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, Yusufeli’de gerçekten kültürel miraslar da vardır. Burada 1100-1200 yıllarından kalma kiliseler bulunmaktadır. Buraların korunması da bu teknik heyet tarafından dikkate alınmıştır.
Bölgenin nüfus değişimlerine bakılınca, azalan bir özellik gösterdiği anlaşılmaktadır. 2000 sonu itibarıyla burada yaşayan nüfus 22.945’tir.
Şimdi, değerli milletvekilleri, teknik heyetin yaptığı çalışmalar neticesinde -ki, teknik heyette çok önemli isimler de vardır- sosyal boyutlu incelemelerde hangi bölgeler öncelik kazanmaktadır? Bakınız, Alanbaşı köyü için bu teknik kadro inceleme yapmış, “350 hektar alanla burada ilçe kurulabilir.” demiş. Ayrıca, yine Yusufeli ilçe merkezine yakın Çevreli köyü vardır. 240 hektar da burada ilçe olmaya müsait alan varmış ve yine bu teknik kadro “Burası da ilçe olabilir.” diyor. Ayrıca, İşhan köyü var, 260 hektar yerleşim alanı var burada ilçeye müsait ve “Burası da ilçe olabilir.” diyor. Yine Kılıçkaya beldesi var. Şu anda belde burası. Bu Belediye Yasası’yla Kılıçkaya beldesi de kapanacak. Seçimlere kadar burası ilçe olarak kalacak. Burada 230 hektar yerleşim alanına müsait yer varmış, “Burası da ilçe olabilir.” diyor. Ben elimdeki teknik heyetin raporlarını size aktarıyorum.
Ayrıca teknik heyet “Demirkent ilçe olmaya müsait değildir.” diyor, “Öğdem değildir.” diyor, “Sarıgöl değildir.” diyor ve şu anda kanun tasarısında belirtilen… Ki, bölge insanı, Yusufeli halkı tarafından burası “Yansıtıcılar” olarak tanınıyor. Yusufeli’ne giderseniz, şimdi ilçe kurulan yer için “Yansıtıcılar” deyimini kullanır, “Yansıtıcılar” tanımı kullanılmaktadır. Burada 15 hektar bir alan varmış ve teknik heyet burası için diyor ki “burası uygun değildir.” Niçin “uygun değildir” diyor? Bakın, teknik heyetin hazırlamış olduğu elimde iki ayrı rapor var. Ayrıca, Afet İşleri Genel Müdürlüğü 2006 yılında Ankara’dan buraya 4 kişi yollamış; 2’si jeoloji mühendisi, 1’i ziraat ve 1’i de harita mühendisi. Bunlar da bölgede inceleme yapmış. Bakınız, vaktinizi almamak için teknik heyet raporunun son iki kıtasını sizlere aktarayım:
“Yeni yerleşim olarak belirlenen alanda jeolojik yapıyı volkanikler ve volkanosedimanter birimler oluşturmaktadır. Birimlerin yüzeylenmesi nedeniyle yer yer mevzii nitelikli kaya düşmesi olaylarının meydana gelmesi olasıdır. Ayrıca, yapılacak kazılar sonrası önlemlerin alınmaması durumunda benzer olaylar görülebilir. Yüksek eğim, ranitab bir planlamayı engelleyeceğinden planlama anlamında önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu nedenle gerek mevcut nüfusun yerleştirilmesi konusu gerekse Yusufeli ilçe merkezinin gelecekteki gelişiminin iyi araştırılması gerekmektedir. Ayrıca, alanımızın tamamında kayaların yüzeylenmesi bir altyapı zorluğunu beraberinde getirecektir. Ekibimizce yapılan inceleme sonucunda yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı alanın yerleşim alanı olarak kullanılmasının ekonomik olmayacağı kanısına varılmıştır.” Bu raporu da kısaca size aktarmış oldum.
Şimdi, aslında Artvin Bayındırlık Müdürlüğünün de yaptığı bir rapor vardır. Orada da bu yer için, düşünülen ilçe merkezi olacak yer için “Uygun değildir.” raporu vardır.
Teknik heyetin hazırlamış olduğu raporlar iyi değerlendirildiğinde, bu raporların hepsi havuz edilip değerlendirme yapılırsa, otuz yedi yıl önce ilçe merkezi olarak hizmet vermiş olan Kılıçkaya beldesinin istenen şartları taşıdığı, ekonomik maliyetle ilçe hâline gelebileceği belirtilmektedir.
Görüşülmekte olan 1’inci maddede tarif edilen ve yeni ilçe merkezi olarak düşünülen bu alanın, yani Yansıtıcılar olarak belirlenen alanın uygun olmadığı ifade edilmektedir. Ayrıca, sosyoloji grubu olarak yine 3 bilim adamı görüş belirtmiştir. Bu 3 bilim adamından biri de şu andaki YÖK Başkanı Profesör Doktor Yusuf Ziya Özcan. Yusuf Ziya Özcan’ın da bulunduğu 3 kişilik heyet de sosyolojik olarak aktarmışlar raporlarını, diyorlar ki: “Bu yer uygun değildir.”
Değerli milletvekilleri, şimdi, ben, Yusufeli’ni bilen bir arkadaşınız olarak, Yusufeli’nde gençlik yıllarımda iki adet büyük köprü inşaatı yaptım… Dükkânları açıktır hiçbir şey kaybolmaz, hırsızlık olayı diye hiçbir şey yoktur. Yusufeli halkının bizim de arzu ettiğimiz çok güzel özellikleri vardır, hâlen daha da devam ediyor bu özellikleri. Gönül istiyor ki Yusufeli’ne bir ilçe kurulunca… Engebeli bir araziye ilçe kurarsanız ve buradan istenen parayı yollamazsanız o masrafa yazık olur. Yusufeli’nde 1.500-2.000 nüfuslu bir ilçe olsun istemiyorum. İşin doğrusu şudur: Bir, Yusufeli su içinde kalıyor. İşin doğrusu, çok doğrusu iki tane ilçe yapmaktır. Bunların biri -ortaya vadi giriyor, ortaya baraj gölü giriyor. Baraj gölü girdiği için- daha evvel de otuz yedi yıl ilçelik yapmış eski adıyla Ersis, yeni adıyla Kılıçkaya’dır. Niçin Ersis olduğunu ben size anlatmıştım ama bir kez daha anlatacağım, vaktimi öyle kullanmak istiyorum.
Şimdi, bakınız, bu benim düşündüğüm ve -biraz sonra önergemiz okunacak- önergemizde önerdiğimiz yer… Burada ilköğretim okulu var, yatılı bölge okulu var, yatılı lise var, Jandarma Karakol Komutanlığı ve lojmanı var, Orman Bölge Şefliği ve lojmanı var, sağlık ocağı var, TEDAŞ Şefliği, PTT bürosu, spor sahası, tarım kredi kooperatifi binası, belediyenin eski binası, yeni binası ve en önemlisi Artvinlilere yakışır bir kütüphanesi var, -Kütüphanesi de var arkadaşlar- içme suyu şebekesi var, kanalizasyonu var, şehir imar planı var. Diyoruz ki, az masrafla buraya bir ilçe kurulabilir.
Bizim önerimiz, biraz sonra bu maddeyle ilgili önergemiz vardır, onun için, önce buraya, Yusufeli-Ersis adıyla bir ilçe kurulsun, sonra ihtiyaca göre Barhal Vadisinde ikinci bir ilçe kurulsun. Diyeceksiniz ki, bu kadar nüfus var mı? Arkadaşlar, Yusufeli, evinden, barkından, yurdundan oluyor, bu ülke için fedakârlık yapıyor. Elli tane 2.000 nüfusun altında ilçemiz vardır, olsun ellibir, elliiki. Yusufelililerin bu fedakârlıklarını unutmayalım ve niçin Ersis diyoruz?
Bakınız, 1877 Osmanlı-Rus Harbinde, Kılıçkaya’da bulunan halk savaşa gitmiş. Halit Paşa gelmiş -Halit Paşa çok önemli, orada Halit Paşa İlkokulu var, Halit Paşa Caddesi var- bayanlar karşılamış Halit Paşayı. Halit Paşa sormuş: “Erkekleriniz yok mu? Bizi erkek karşılamayacak mı?” “Sayın Paşam, bizim erkeklerimizin hepsi harbe gitti, henüz hiç kimse dönmedi.” Biz erkeksiz kaldık anlamında “ersis kaldık” diyorlar. Halit Paşa da “O zaman bu köyün adı Ersis olsun” diyor.
İşte, Halit Paşanın bu sözlerinden de ben etkilendim ve Yusufeli’nin, şu anda su içinde kalan Yusufeli’ni, Yusufeli-Ersis olarak öncelikle buraya taşıyalım. Bu, ilçe merkezine uzak olur, bu görüşler gündeme gelir, ancak, Yusufeli, Ersis’e önce kavuşur, arkasından, Çoruh, Barhal Vadisinde, Barhal Vadisinin biraz yukarısında, yani, bugün oraya Cilat diyorlar, Cilat’ta da yatılı bölge okulu vardır. Barhal Nehrinin üzerine bir köprü yaparak, nehrin iki tarafına da bir ilçe kurulabilir ileride diyorum.
Fazla vaktinizi almamak için bu madde hakkında bu kadar görüşlerimi size aktardım. Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor, saygılar, sevgiler sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arifağaoğlu.
METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Karar yeter sayısı istiyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – 1’inci madde üzerinde, şahısları adına Artvin Milletvekili Ertekin Çolak söz istemiştir.
Sayın Çolak, buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakikadır.
ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Yusufeli ilçesinin yerinin değiştirilmesiyle ilgili kanun tasarısı yaklaşık bir buçuk yıl önce gelmiş ve kadük duruma düşmüş. Tekrar 22 Temmuzdan sonra, yaklaşık dört aydan beridir ben bu kanun tasarısının Meclise gelmesi için uğraşıyorum. Bir emek harcıyoruz.
Bu kanun tasarısı Meclisten geçmedikten sonra Yusufeli ilçesinde yeni ilçe yeriyle ilgili çalışmaları yapmak mümkün değil. Şu anda hem Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün hem Afet İşleri Genel Müdürlüğünün hem de TOKİ’nin yapacağı bütün çalışmalar bu kanuna bağlı.
Onun için değerli arkadaşlarım, burada herhangi bir siyasi ayrım yapmadan, herhangi iktidar muhalefet ayrımı yapmadan bütün milletvekili arkadaşlarımızın bu kanuna destek vermelerini ve bu akşam burada bu kanunun geçmesini sizlerden ben talep ediyorum. Artvinliler adına, Yusufelililer adına sizlerden bunu istiyorum.
Bu duygu ve düşünceler içerisinde hepinizi saygı, sevgi, muhabbetle selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Çolak.
Soru-cevap işlemi için soru yok.
1’inci madde üzerinde iki önerge var, okutuyorum sırasıyla:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 48 sıra sayılı Artvin İli Yusufeli ilçesinin merkezinin değiştirilmesi hakkındaki kanun tasarısının 1.maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Metin Arifağaoğlu (Artvin)
Yaşar Ağyüz (Gaziantep)
Vahap Seçer (Mersin)
Ali Rıza Öztürk (Mersin)
Ali İhsan Köktürk (Zonguldak)
İsa Gök (Mersin)
Madde 1: Artvin İli Yusufeli İlçe Merkezi, Kılıçkaya beldesine YUSUFELİ-ERSİS adıyla nakledilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 48 sıra sayılı “Artvin ili Yusufeli ilçesinin merkezinin değiştirilmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı” nda 1. maddesine aşağıdaki fıkranın eklenmesini arz ederiz.
Mehmet Şandır (Mersin)
Oktay Vural (İzmir)
Nevzat Korkmaz (Isparta)
Atila Kaya (İstanbul)
Zeki Ertugay (Erzurum)
Necati Özensoy (Bursa)
Gürcan Dağdaş (Kars)
Mithat Melen (İstanbul)
Hamit Homriş (Bursa)
İsmet Büyükataman (Bursa)
(Ülke ve bölge kalkınmasında çok büyük bir önem taşıyan baraj ve hidroelektrik santralleri yatırımlarına ev sahipliği yapan, toprakları baraj su biriktirme alanları içerisinde sular altında kalacak Artvin ili, Yusufeli ilçesi ile Batman ili Hasankeyf ilçesine Türk milleti için yaptıkları fedakarlıkların karşılığı ve bu fedakarlığa Türk milletinin teşekkürlerinin bir ifadesi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce “şükran madalyası ve Beratı” verilir.)
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK (İstanbul) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) – Katılmıyoruz efendim.
BAŞKAN – Gerekçe mi okunsun yoksa konuşacak mısınız?
MEHMET ŞANDIR (Mersin) – Sayın Nevzat Korkmaz Bey konuşacaklar.
BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Korkmaz.
Süreniz beş dakikadır.
S. NEVZAT KORKMAZ (Isparta) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yusufeli ve Hasankeyf ilçelerine Türkiye Büyük Millet Meclisince şükran madalyası ve beratı verilmesi hakkındaki önergemiz üzerine söz almış bulunuyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, vatanına bağlılık ve vatanı sevmenin çok değişik tezahürleri vardır. Tek tek bireyler gibi, kasabalar, kentler de, sosyal bir refleksin sonucu olarak, kentsel kimlikleriyle bu sevgilerini sergileyebilirler. Kahramanmaraş, Gaziantep, Şanlıurfa gibi kentlerimiz İstiklal Savaşı’nda sergilemiş oldukları onurlu direnişin karşılığında çok can almış, çok acılar çekmişlerdir.
Batı emperyalizminin kanlı yüzünü anlatan, topraklarımıza yapılan tecavüzü hiç kimse bir daha yaşamak istememekte, ancak mazisindeki bu onurlu duruşu bir miras olarak çocuklarına bırakmanın derin haz ve mutluluğunu yaşamaktadırlar. Türkiye Büyük Millet Meclisi, yüce milletimizin şükranlarının bir ifadesi olarak, bu milliyetçi duruşu sonsuza kadar yaşatmak üzere bu kentlerimize İstiklal Madalyası ve beratıyla birlikte unvanlar vermiştir. Yoksulluk ve geri kalmışlık da bu ülke için alt edilmesi gereken düşmanlardan birisidir. Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi, cephede kazanılan zaferlerin iktisadi zaferlerle taçlandırılması bir ülkü olmalıdır.
Çoruh Havzası projeleri hem bölge hem de ülke kalkınması için son derece önemli ve stratejik projelerdir. Sulama, enerji amaçlı su biriktirmek tüm dünyada gittikçe artan bir önem kazanmakta ve geleceğin dünyası âdeta bugünden su savaşlarına hazırlanmaktadır. Bu proje, ülkemizin bölge ülkeleri ve diğer ülkeler nezdindeki önemini ve ağırlığını artıracaktır.
Ancak, ülkemize kazandırdığı bu ekonomik getiriler yanında baraj inşaatı ve su rezervuar alanlarında birçok yerleşim birimi suların altında kalarak batık şehirler hâline gelecektir. Bu dramatik durumu, çevresine ışık veren, çevresini aydınlatan mumun eriyerek yok olmasına benzetebiliriz. Yusufeli ve Hasankeyf insanı, kardeşlerimiz, sadece tüm yaşamları boyunca emekleriyle ürettikleri maddi değerlerden vazgeçmiyorlar. Yani, sadece vazgeçtikleri bağı bahçesi, evi barkı değil. Hoş, bunların madden karşılığını vermek ve onlarla helalleşmek belki mümkün. Maddi zararlar madden tazmin edilebilir. Peki, vazgeçtikleri manevi değerlere ne diyeceğiz? Yaşadıkları yerlerdeki çocukluk, gençlik, arkadaşlık, komşuluk ilişkilerine, sevgilerine, aşklarına, iyi, kötü gün birlikteliklerine ne diyeceğiz, nasıl tazmin edeceğiz? Bunları öyle çoğaltabiliriz ki, üzerlerine kitaplar yazılabilir. Bu hatıraların maddi değerlendirmesi yapılamaz, çünkü, manevi değerler ancak manen tazmin edilebilir. Oradaki kardeşlerimizle, ancak, hatırlarını, gönüllerini alarak, bu fedakârlıklarına teşekkür ederek helalleşebiliriz. Bu önergemiz bu düşünceyle hazırlanmıştır. Hiçbir siyasi mülahaza ve düşünce içerisinde olmadan, devlet-millet kucaklaşmasına bir nebze de olsa bu teklifle hizmet edebilir miyiz düşüncesinden ilham alarak verilmiştir. Ben, tüm partilerimizin bu düşünce ile bu iki güzide ve fedakâr ilçemize milletimizin teşekkürlerinin bir ifadesi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisince şükran madalyası ve beratı verilmesi önerimize destek olacağınızı düşünüyorum.
Bundan sonra bu tür büyük yatırımlar sonucunda bu şekilde zarar gören yerlere de böyle teşekkür edilmesinin önünü açmak gibi güzel bir geleneğin başlatılmasına da hizmet edecek diyor, Hasankeyf ve Yusufelili kardeşlerimize şükran, selam ve saygılarımızı gönderiyor, yüce heyetinize hürmetlerimi arz ediyorum. (MHP ve AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Korkmaz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 48 sıra sayılı Artvin İli Yusufeli ilçesinin merkezinin değiştirilmesi hakkındaki kanun tasarısının 1. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Metin Arifağaoğlu (Artvin) ve arkadaşları
Madde 1: Artvin İli Yusufeli İlçe Merkezi, Kılıçkaya beldesine Yusufeli-Ersis adıyla nakledilmiştir.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ FEYZULLAH KIYIKLIK (İstanbul) – Katılmıyoruz.
BAŞKAN – Hükûmet?
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) – Katılmıyoruz.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Metin Arifağaoğlu konuşacak.
BAŞKAN – Buyurunuz Sayın Arifağaoğlu.
METİN ARİFAĞAOĞLU (Artvin) – Değerli milletvekilleri, önergemiz hakkında söz aldım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
1’inci madde üzerinde görüşürken önergemizin özellikleri hakkında kısaca bilgi vermiştim.
Şimdi, değerli milletvekilleri, biz, neden bugün düşünülen Yansıtıcılar değil de Kılıçkaya’yı öneriyoruz? Elimizde teknik heyetlerin raporları var, bu raporları sizin bilmenizi istedik. Buradaki maliyet oldukça pahalı, Kılıçkaya’daki maliyet oldukça düşük. Bizim önergemizin esası budur. Orada çok düşük maliyette bir ilçe kurmak mümkün, bu tarafta da sıfırdan bir ilçe kuracaksınız.
Bu ilçenin yeri nasıl tespit edilmiş? Çok uğraşılmış. Tabii ki orada, ilçede yaşayanlar ilçe merkezinin uzağa gitmesini istemiyor ancak yakında da müsait bir yer yoktur. Bu raporların böyle olduğunu herkes biliyor, Sayın Başbakan da biliyor. Fakat İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Başbakanla şehrin üzerinde helikopterle uçuyorlar, galiba yüzde 100 eğimli yerler helikopterden, yukardan eğimler fazla gözükmüyor, bu nedenle “Bugünkü yer olsun.” diyorlar.
Biz size maliyetin yüksek olacağını söylüyoruz ve otuz yedi yıl ilçe olarak hizmet eden bu beldenin altyapısı vardır. Altyapıda neler vardır? 1’inci maddede onları size belirttim.
Ayrıca bir özelliği daha vardır. Bakınız, bizim ülkemizde kadınlara seçme, seçilme hakkını 1934’te vermişiz. Oysaki burada, bu ilçede 1930 yılında belediye başkanı, Türkiye'nin ilk kadın belediye başkanı… 1930 yılında seçme var mıydı? Belediye için vardı, evet. Milletvekili olarak yok ama belediye için var. Biliyorsunuz, o zaman sadece birinci kademe belediye meclis üyeleri seçiliyor, belediye meclis üyeleri kendi içinden belediye başkanını seçiyor. Zannedersem, 1950-1955’lere kadar, belki de 1960’a kadar böyleydi bu. Çünkü benim çocukluk zamanımda, ben hatırlıyorum.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – 1983’e kadar öyleydi.
METİN ARİF AĞAOĞLU (Devamla) – 1930 yılında ilk Kadın Belediye Başkanı rahmetli Sadiye Ardahan -Bu kadar kültürlü bir belde- ve bu Sadiye Ardahan kurucu meclis üyesi rahmetli Babür Ardahan’ın da annesidir. Onu da bilvesileyle anmış olalım. Böyle bir kültüre sahip Ersiz.
Yusufeli halkı çok çalışkan insanlardır, yoktan var ederler. O eğimli arazide, o eğimli bir coğrafyada set set duvarlar yaparak arazi oluşturmuş, onun arkasına sırtıyla toprak taşımış ve set set arazi oluşturmuştur. Bu kadar kıymetli bir coğrafya.
Yusufeli’de mikroklima iklimi var. Bu mikroklima ikliminde neler yetişmez… Bakınız, pirinç vardır. 120 hektarda ne kadar pirinç yetiştiriyor? Yılda, 750 ton civarında pirinç yetiştiriyor. 102.850 zeytin ağacı vardır; yılda, yaklaşık bin ton zeytin elde ediyor. Yaklaşık 250 ton bal alıyor. 11 bin ton meyve yetiştiriyor.
Şimdi, Yusufeli insanı bu küçük coğrafyada -ki, topraklarının yüzde 2,9’unda ekim yapabiliyor- çok üretken olan ve üretimden yana zevk alan insanlardır.
Ayrıca şunu da söylemekte fayda vardır: Yusufeli ve Artvin insanı, devamlı Atatürk ilke ve inkılaplarına yürekten inanmıştır ve muasır medeniyeti yakalamak için her türlü katkıya ve fedakârlığa hazırdır diyorum, önergemize destek vereceğinizi ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arifağaoğlu.
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN - Karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler…
Lütfen sayınız…
Şimdi tekrar soruyorum: Önergeyi kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.
Madde 1’i oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Geçici Maddeyi okutuyorum:
Nakil süreci
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Yusufeli İlçesi, 1 inci maddede belirtilen yeni yerleşim yerine nakline kadar geçecek süre içinde hâlen bulunduğu yerde hukukî varlığını sürdürür. Yusufeli İlçe Belediyesi bu süre içinde 5393 sayılı Belediye Kanunu ile diğer mevzuatın belediyelere verdiği görev ve yetkileri yeni yerleşim alanında da kullanır.
(2) İlçe Merkezi yeni yerleşim alanına hukuken taşındıktan sonra Yusufeli İlçe Merkezi Belediyesi hukukî varlığı yeni yerleşim yerinde sürdürür ve belediyenin eski yerdeki hukukî varlığı sona erer.
BAŞKAN – Geçici madde üzerinde söz yok.
Önerge yok.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2’nci maddeyi okutuyorum:
Yürürlük
MADDE 2- (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Madde 3’ü okutuyorum:
Yürütme
MADDE 3- (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
BAŞKAN – Kabul edenler…Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Sayın Başkan, bir teşekkür konuşması yapmak istiyorum.
BAŞKAN – Sayın Bakanımız…
Şimdi, yasayı tümüyle oylarınıza sunuyorum…
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Oyunun rengini belirtmek üzere Sayın Milletvekilimiz söz istemiştir.
BAŞKAN – Sayın Bakan bu konuda konuşur biliyorsunuz.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Bakan teşekkür eder efendim, oyunun rengini belirtmek üzere…
BAŞKAN - Tamam, buyurunuz efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ERTEKİN ÇOLAK (Artvin) – Sayın milletvekilleri, hepinizi saygı, sevgi, muhabbetle selamlıyorum.
Evet bizim için, Artvin için, Yusufeli için çok önemli bir Kanun’du ve sizlerin de desteğiyle geçmiş oldu. Bu vesileyle ben emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Ayrıca Artvin Milletvekilimiz Metin Bey bir iki konuya değindi, bunlara da değinmek istiyorum. Şimdi, önergede bahsettiği Kılıçkaya benim beldem ve milletvekili olarak, eğer Yusufeli halkı gerçekten orayı istemiş olsaydı elbette ki ben de orayı isterdim. Ama biz milletvekiliyiz, milletin adına burada vekaleti yürütüyoruz. Milletimiz nereyi istiyorsa, nereyi uygun görmüşse bizler de orayı istemek durumundayız.
Bu nedenle ben tekrar herkese teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Bu Kanun’un ilçemize hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyor, saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Arif Ağaoğlu, siz de aleyhte konuşmak istiyorsanız buyurunuz, demin istemiştiniz.
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, aleyhte mi konuşacaklar?
K. KEMAL ANADOL (İzmir) – Sizden öğrendik aleyhte söz alıp lehte konuşmayı, lehte söz alıp aleyhte konuşmayı!
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Sayın Başkan, belli olması lazım, aleyhte mi söz istediler?
METİN ARİF AĞAOĞLU (Artvin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz 1’inci maddeyle ilgili önerge verdik. Önergemiz Parlamento tarafından uygun bulunmadı. Bizim Parlamentoya saygımız vardır.
Bu Kanun’un önce ülkemize, Yusufeli’mize, tüm Artvin’imize hayırlı olmasını diliyorum. Yüce Parlamentoya bu geç saatte gösterdiği özen için ben Artvin Milletvekili olarak teşekkür ediyorum.
Sizlere bir serzenişim var benim: Arkadaşlar, iktidar milletvekili olarak Parlamentoda gereken dikkati göstermiyoruz, karar yeter sayısında zorlanıyoruz. Bunu istemek bizim hakkımızdır. Ne olur “Bu Meclisi iktidar partisi çalıştırıyor” diyorsunuz. O zaman gelin, her zaman karar yetersayısını bulun, güzel güzel bu yasaları çıkartalım diyorum. (AK Parti sıralarından gürültüler)
ÜNAL KACIR (İstanbul) – Bak bakalım, kaç kişisiniz.
BAŞKAN – Sakin olunuz sayın milletvekilleri.
METİN ARİFAĞAOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, “Parlamentoyu iktidar partisi yönetir” diyorsunuz. Yönetirse… Altı ayda yoruldunuz.
MUHYETTİN AKSAK (Erzurum) – Yoksunuz, yoksunuz.
METİN ARİFAĞAOĞLU (Devamla) – Bakınız, 1 Ekimden sonra altı ay geçti, yedinci aydayız. Benim geçmiş dönemde iki senede yoruldu bu Parlamento, üç senede yoruldu. Yorulmayın, enerjinizi mutlaka burada harcayın, başka yerlerde harcamayın diyorum.
Hepinize teşekkür eder saygılar sunarım.
Değerli arkadaşlarım, oyumun rengi kabuldür, ret değildir.
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Arifağaoğlu.
MUSTAFA ELİTAŞ (Kayseri) – Sayın Başkan, İç Tüzük’e aykırı bir konuşma yaptı değerli milletvekili. Engellemesine rağmen, AK Parti Grubu ve Milliyetçi Hareket Partisinin desteğiyle bu çıkıyor. Bunu da beyan etmek istiyorum.
BAŞKAN – Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Tasarı kabul edilmiştir.
Şimdi, Sayın Bakana söz veriyorum.
Buyurunuz Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
ENERJİ VE TABİÎ KAYNAKLAR BAKANI MEHMET HİLMİ GÜLER (Ordu) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önemli, güzel kararlardan birini daha Büyük Millet Meclisimiz aldı. O bakımdan mutluyuz. Ben de, o dönemin, bu barajın yapılması için emek sarf eden arkadaşlarınızdan biri olarak da mutlu anlarımızdan bir tanesi bu, çünkü Çoruh nehri, enerji bakımından son derece önemli bir nehir ve biz buraya bir beşi bir yerde gibi, bütün barajları da, Muratlı da dâhil olmak üzere tamamladık. İnşallah, Çoruh’u da barajlarla değerlendireceğiz. Yusufeli barajı bunlardan bir tanesi.
Burada yalnız, Sayın Arifağaoğlu biraz, konuşurken “zannedersem” diye başladığı bir cümlesi oldu. Sayın Başbakanımız ve Büyükşehir Belediye Başkanı uçakla veya helikopterle geçerken böyle bir karara varmış değil. Burayı biz, Orta Doğu Teknik Üniversitesine uzun bir süre etüt ettirdik ve aşağı yukarı üç sene kadar üzerinde çalıştık. Ben de birkaç kere gittim ve bu etüte bende katıldım. Tamamen oranın faunasını ve florasını da göz önüne alarak tam bir çevre uyumu içinde olması için büyük önem verdiğimiz, emek sarf ettiğimiz bir baraj, Yusufeli Barajı. Dolayısıyla, böyle bir, sadece bir uçuşla eğimleri ölçülmüş değil, zaten siz de “zannedersem” diye bahsettiniz, zannettiğiniz gibi değil. Dolayısıyla bu noktada çok ciddi olarak etütler yapıldı ve burada hem Yusufeli gibi son derece örnek bir halkın da orada yaşadığını da göz önüne alarak onların yaşam tarzlarının bozulmaması ve yaşam kalitesinin daha da geliştirilmesi için villa evlerde dâhil olmak üzere etütü yapıldı ve aynı zamanda da Türkiye haritasına bakacak olursak aynı İstanbul Boğazı gibi burada da Çoruh Nehri öyle bir hâle gelecek ki baraj gölüyle beraber sanki onun bir simetriği gibi bir proje oluşacak ve hatta buralarda Boğaz’a benzeyen manzaralarda belki de turistik tesislerin yapılması, binaların yapılması sanki İstanbul Boğazı gibi simetrik bir yapının oluşmasını sağlayacak, buna özellikle dikkat ettik. Çünkü orada incirinden zeytinine kadar pek çok farklı ürünler de yetişiyor. Buna özellikle dikkat ettik.
Teşekkür beratına gelince, tabii ki böyle bir şeyi yapmayı biz de arzu ederiz ancak kanunla değil. Bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin zaten yetkisinde, bunu talep üzerine vermek mümkün. Çünkü Artvin olsun, Yusufeli olsun bütün güzelliklere layık insanlar, o bakımdan biz de buna katılırız. Ama kanuna bunu koydurmadık çünkü hem kanun tekniği açısından da doğru olmaz diye düşündük çünkü bundan sonra da benzer şeyler bu tip işlerin yaygınlaşmasını sağlayabilir onun için bunu… Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının zaten yetkisinde olan bir nokta.
Öbür taraftan “Ersiz” kelimesi hakikaten işin tarihî bir boyutu var, anlamlı bir ifade ama çok şükür artık Yusufelililer ersiz değil hepsinin çok şükür erleri var, beyleri var. Dolayısıyla Yusufeli’ne “Ersiz” kelimesini de eklemeyi doğrusu uygun bulmadık. Ama, bu, dediğim gibi, şu anda hepsinin beyefendileri, erleri mevcut. Çok şükür böyle bir şeye de gerek görmedik.
Biz, Yenilenebilir Enerji Yasası’yla da birlikte bu tip barajların yaygınlaşmasını da arzu ediyoruz. Kaldı ki zaten bu beş tane baraj peş peşe yapılınca… Hatta Gürcistan tarafı da bundan yararlanacak, hem de bir dostluk barajı şekline gelecek bu.
O bakımdan, böyle güzel bir yasayı gecenin bu vaktinde çıkaran Büyük Millet Meclisine, muhalefetiyle, iktidarıyla, herkese teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, çalışma süremiz çok az kaldığı için, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 17 Nisan 2008 Perşembe günü alınan karar gereğince saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 23.33

