Artvinlilerin Örgütlenme Süreci
From Artvin Ansiklopedisi
Sivil toplum örgütleri, demokrasinin kılcal damarlarıdır. Demokrasiye işlerlik kazandıran, toplumsal dinamizmi yansıtan temel unsurlardır. Değişik görüşteki kişilerin ortak bir amaç doğrultusunda kurdukları dernekler, bir yerde mini parlamentolar gibi görev yaparlar. Demokrasinin mayasını oluşturan hoşgörü kültürü ve uzlaşma becerisi, sivil toplum örgütlerinde gelişir ve içerik kazanır.
Bu nedenledir ki, toplumsal örgütlenmelerin yaygınlaştığı, etkinleştiği Kuzey Avrupa ülkelerinde, demokrasi de gerçek anlamda işlerlik kazanmış, örnek alınacak yetkinliğe ulaşmıştır.
Bu kısa değinmeden sonra, ülkemizde de demokratik girişimlerle sivil toplum örgütlerinin yaygınlaşmasının hemen hemen aynı döneme rastladığını vurgulamak isteriz. Demokrasinin, sivil toplum örgütlenmelerinin önünü açtığını, onlara ivme kazandırdığını, derneklerimizin de, demokrasinin gelişmesine önemli katkılar yaptığını söyleyebiliriz.
Ülke genelinden Artvin özeline baktığımızda, demokrasiye geçiş yıllarında (1950 öncesi) toplumsal örgütlenmelerin de başladığını, değişik görüşteki hemşehrilerimizin ortak amaçlar doğrultusunda dernekler oluşturduklarını görüyoruz. 1950 de Artvin ve ilçelerinde toplam beş dernek varken on yıl sonra bu sayı üç yüzün üzerine çıkmıştır. Artvin’de örgütlenme gereksiniminin, kültür, yardımlaşma, kalkındırma, tanıtma, köylere hizmet götürme, kenti güzelleştirme, spor kulüpleri, mesleki dayanışma, Kızılay, Yeşilay, halkevleri gibi sosyal amaçlı derneklerle karşılanmaya çalışıldığını gözlemliyoruz. 1950’lı yıllarda ise bu tür örgütlenmelerin yeni boyutlar kazandığını, o zamanlar fakültelerin yoğun bulunduğu Ankara ve İstanbul’da okuyan gençlerimize ekonomik destek sağlamak için adımlar atıldığını görüyoruz. Bu amaçla, İstanbul ve Ankara’da ayrı ayrı olmak üzere “Artvin Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti” kurulmuştur. Artvin’de kurulan bu dernekler sonradan merkezlerini Ankara ve İstanbul’a taşımışlar, yüksek öğrenimdeki gençlerin de bu örgütlenmede rol almalarına olanak sağlamışlardır.
O yıllarda devlet yurtlarının yeni yeni açılmaya başlanması, özel yurtların çok az sayıda bulunması, öğrencilerin barınma sorunlarını artırmaktaydı. Bu dernekler, yüksek öğrenim yapan Artvinli gençlerin iyi bir ortamda barınmaları, büyük kentlerde yalnızlık duymamaları, moralsal değerlerini yüksek tutmaları, dayanışma yoluyla sorunlarını azaltmaları için çaba göstermiştir. Ekonomik yetersizlik içindeki öğrencilere burs vermek, varlıklı hemşehrilerimizin yapacakları katkıları belli ilkeler doğrultusunda değerlendirmek, yurtlar açmak ve işletmek bu derneklerimizin amaçlarındandı.
Bu öğrenci derneklerimiz, İstanbul ve Ankara’da 7 Mart kutlamalarına da öncülük etmiş, Artvin’den uzak kalan hemşehrilerimizi kurtuluş gecelerinde buluşturarak, bazı geleneklerimizin yaşatılmasına katkı yapmışlardır. Çıkardıkları dergilerle ilimizin temel sorunlarına çözümler aramışlar, yöremizin özellik ve güzelliklerini dile getirmeye özen göstermişlerdir.
Eğitime tutkun Artvinlilerin, devlet bürokrasisi ve teknokrasisinde görevler alması, göç nedeniyle çok sayıda hemşehrimizin büyük kentlere yerleşmesi klasik örgütlenme modelini zorlamış ve geleneksel dayanışmanın boyutlarını değiştirmiştir. Öğrencilere destek için kurulan derneklerimiz, zamanla tüm Artvinlilerin sosyal gereksinimlerini karşılayacak konuma getirilmiştir. Büyük kentlerdeki hemşehrilerimizin geleneklerinden uzaklaşmaması, yöresel heyecanlarının azalmaması ve Artvin’le olan kültürel bağlarının kopmaması için bu dernekler etkinliklerde bulunmuş, bir yerde gurbetçilerimizin ilgi odağı haline gelmişlerdir.
Askeri müdahalelerin, genelde derneklerimize bazı kısıtlamalar ve zorlukları getirmesi Artvinlilerin örgütlenmelerini de bir ölçüde etkilese de, hemşehrilerimizin yoğun olduğu kentlerdeki örgütlenmeleri, hem sayı bakımdan hem de etkinlik açısından önemli gelişmeler göstermiştir. Şiirlere yansıyan Artvin özlemi, örgütlenme sürecinin itici gücü olmuş ve dayanışma geleneğine içerik kazandırmıştır.
İlçe derneklerimizin kurulması ilk bakışta bir ayrışma, bölünme, güçleri zayıflatma gibi gözükse de Artvin’in bir parçasının örgütlenmesi, tümünün örgütlenmesine katkı yaptığı anlaşılmıştır. İlçe derneklerinin ana derneklere alternatif olarak kurulmaması, çatı derneklerle ortaklaşa hareket etmesi, ayrışmayı değil güçlü bir birlikteliği doğurmuştur. Her kentteki il ve ilçe dernekleri arasındaki diyalog ve örgütsel dayanışmanın, yurt genelindeki tüm vakıf ve dernekler arasında da geliştirilmesi tek dileğimizdir. Federe bir yapının, örgütlenmedeki amaçlara daha iyi hizmet edeceği ortadadır.
Bugün ilimiz dışında kurulan ve faaliyetlerini sürdüren Artvin vakıf ve derneklerinin sayısı doksanın üzerindedir. Şu anda, Artvin’in kurtuluş günü ve de simgesel bayramı 7 Mart, yurt içinde ve yurtdışında 60 ayrı merkezde kutlanmaktadır. İl toplam nüfusumuzun beş katından fazla (yani bir milyon) Artvinlinin değişik kentlerde yaşamak zorunda kalmasının getirdiği moralsal ve sosyal sıkıntılar, bu düzeyde örgütlenmeyi, yöreselliği il dışında da duyumsamayı zorunlu kılmıştır. Yaz aylarında toplam il nüfusumuzun iki katına çıkması, işi nedeniyle Artvin dışında yaşamak zorunda kalanların bu topraklardan kopmadıklarının, yöresel kimliklerine sahip çıktıklarının bir kanıtıdır. Artvin sevgisinin bir göstergesidir. Bu bağlılık ve sevginin oluşmasında vakıf ve derneklerimizin rolü yadsınamaz.
1961 de Artvin’de kurulan “Folklor Derneği”nin, 1996 da Ankara’da kurulan “Artvin Kalkınma ve Eğitim Vakfı”nın kurucuları arasında yer alan, “Artvin Yüksek Tahsil Talebe Cemiyeti”nin, “Yusufeli Kültür Derneği’nin başkanlıklarını yapan, Artvin Platformu yönetiminde Ankara’daki vakıf ve derneklerini temsilen bulunan, 20 yıl gibi uzun bir süre Artvin örgütlerinin içinde olan bir kişi olarak, deneyimlerimi, gözlemlerimi şöylece özetleyebilirim:
-Dernekçilik gönül işidir. Yöresel heyecanı fazla olanların, kendini topluma adayanların çabalarıyla yürütülür. Derneklere yaklaşım ve de ilgi bu nedenle herkeste aynı ölçüde gerçekleşmez. Derneklerimizin yükünü özverili birkaç kişi çekmektedir.
-Derneklerimiz, ekonomik gelişmelere öncülük edecek, yöre halkının kalkınması için projeler ortaya koyacak, yetkililere bunları aktaracak bir yapıya kavuşamamıştır.
-Derneklerin politikaya ve ideolojiye yönelmesi yöresel birliği ortadan kaldırır, dayanışma duygularını zedeler.
-Hemen hepsinin başında kültür yazmasına karşın, derneklerimiz kültürel etkinlikleri gerçekleştirmekte çok zorlanmaktadır. Dernek lokallerinin daha çok kâğıt ve taş oynamak amacıyla kullanılması ve üyelerin genel isteksizliği, kültürün göz ardı edilmesine neden olmaktadır.
-Vakıf ve derneklerimizin kendi aralarında olduğu gibi yerel yönetimlerle olan işbirliği de istenilen düzeyde değildir. Buna karşın, bazı örgütlerimiz yerel sorunlarla ilgilenmekte, öneriler geliştirmekte, yanlış uygulamalara tavır koymaktadır.
-Vakıf ve derneklerimiz, burslar vererek, ilimizdeki köy okullarına eğitim araçları yardımları yaparak, sosyal dayanışma alanında güzel örnekler sergilemektedirler.
-Derneklerimizin çoğu üye aidatlarını toplayamamakta, kira ve zorunlu giderlerini karşılamaya çalışmaktan esas görevlerini yapamamaktadır.
-Derneklerimiz “şunu” “bunu” yapsın diye eleştiri yağmuruna tutulurken, ayağı yere basan, mantıklı önerilerin değerlendirilmesine fırsat yaratılamamaktadır. Derneklerimizin çoğunda periyodik söyleşiler, konferanslar, paneller gerçekleştirilememekte, ilimizle ilgili sergiler açılmamaktadır.
Bu süreç aşıldığında, hem nicelik hem de nitelik bakımından vakıf ve derneklerimiz, daha da yaygınlaşacak, etkinleşecek ve Artvinlilerin bulundukları yerde moral kaynağı olma özelliğini sürdürecektir. Çağdaşlığın ve demokratlığın göstergesi sayılan örgütlenme olgusu, ilimizin bu alanda da ön planda kalmasını sağlayacaktır.
Saygın kimliğini koruyan, dinamik ve özverili Artvinliler, bu konuda da iyi bir sınav vermiş, örnek alınacak bir örgütlenme eylemini gerçekleştirmişlerdir. Dileğimiz, yukarıda özetlemeye çalıştığımız eksikliklerin zamanla giderilmesi ve hemşehrilerimiz arasındaki örgütlenme tutkusunun önemli sosyal, kültürel ve ekonomik sonuçlar doğurmasıdır. [2007]
