|
Ve beklenen oldu, Yusufeli Barajı ihale ediliyor!
30 Mayıs günü ihale için teklifler alınacak
Uzun yıllardır beklenen, yapılıp yapılmayacağına dayalı bir çok söylentilerin ortaya çıktığı Yusufeli Barajı ve HES’ne ilişkin önemli bir gelişme yaşandı. Orman Ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Barajlar ve HES Dairesi Başkanlığı tarafından Kamu İhale Kurumu aracılığıyla yayınlanan ilan metni ile birlikte Yusufeli Barajı ve HES için önemli bir gelişme kaydedilmiş oldu.
Kamu İhale Kurumu tarafından yayınlanan ilan metninde; “Yusufeli Barajı ve HES İnşaatı yapım işi, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 20’ nci maddesine göre belli istekliler arasında ihale usulüyle ihale edilecek. Ön yeterlik değerlendirilmesi sonucu yeterliği tespit edilen bütün istekliler teklif vermeye davet edilecekler.”ifadeleri kullanıldı. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Devlet Mahallesi İnönü Bulvarı No:16 06100 Çankaya/Ankara adresinde yer alan DSİ Genel Müdürlüğü Barajlar ve HES Dairesi Başkanlığı 8. kat Toplantı Salonu’nda 30 Mayıs 2012 Çarşamba saat 10.00’a kadar ön yeterlilik için müracaat edecek kuruluşlar müracaatlar için başvurmuş olacaklar.
Ön Yeterlilik için 30 Mayıs son gün
Yusufeli Barajı ve HES projesinin yapımı için çok önemli bir viraj dönülürken, 30 Mayıs 2012 Çarşamba günü saat 10.00’da ihale için ön yeterlilik belgesi almak isteyen kuruluşlar başvurularını tamamlamış olacaklar. Bu tarihten itibaren ön yeterlilik almış olan firmalar arasında ön yeterlilik belgesi almaya hak kazanan firmalar belirlenecek ve DSİ Genel Müdürlüğü Barajlar ve HES Dairesi Başkanlığı tarafından ön yeterlilik alan firmalar ihaleye çağrılacaklar. Firmaların açık ihale usulü ile teklifleri alınacak ve inşaatı yapacak firma belirlenmiş olacak. İtiraz süresi ile birlikte 30 Mayıs 2012 tarihinden itibaren en geç 45 gün içerisinde sonuçlanacak olan sürecin ardından ihaleyi alan firma kesinleşecek ve ihaleyi alan firmayla yapılacak sözleşmenin ardından 30 gün içerisinde yer teslimi gerçekleştirilecek.
İşin yapım süresi 2 bin 340 gün
Yusufeli Barajı ve HES Projesinin ihaleye çıkması ve ihale sürecinin bitmesinin ardından ise inşaat süreci başlayacak. Yusufeli ilçesini sular altında bırakacak olan Yusufeli Barajı ve HES Projesi yapım süresi ise yaklaşık 78 ay ve 2 bin 340 gün olacak. Bir ilçeyi ve onlarca köyü sular altında bırakacak olan Yusufeli Barajı’nın ihaleye çıkması ile birlikte ilçede bini aşkın insan iş sahibi olurken, sular altında kalacak olan bölgede kamulaştırma çalışmaları gerçekleştirilecek.
İşte Yusufeli Barajı ve HES Projesinin teknik özellikleri:
Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali Projesi; Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Çoruh Nehri üzerinde yer almaktadır. Çoruh Türkiye sınırları içinde 390 kilometrelik bir uzunluğa sahip olup, Kuzeydoğu Anadolu’nun en büyük nehirlerinden biridir.
Yusufeli Barajı ve HES, DSİ Genel Müdürlüğü’nün Çoruh Nehri üzerinde gerçekleştireceği 10 projesinden biridir. Bu projeler, Türkiye’nin toplam enerji üretiminin yaklaşık % 8’ini, hidroelektrik santrallerinden elde edilen toplam enerjinin ise yaklaşık % 34’ünü oluşturacaktır. Nehrin en yukarı kısmındaki Laleli ile en aşağı kısmındaki TBMM 85. Yıl Muratlı baraj yerleri arasındaki 1,430 m’lik kot farkı; 2,536 MW’lik kapasiteyle yılda 8,322 GWh’lik elektrik üretimi için kullanılacaktır.
Projenin tarihçesi:
Yusufeli Projesi için ilk çalışmalar; 1970’lerde, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından başlatılmıştır. Projeyi de kapsayan Çoruh Nehri Hidroelektrik Gelişme Master Plânı 1982’de hazırlanmıştır. Yusufeli Projesi ve akış aşağısındaki Artvin Projesi için fizibilite raporu 1986’da, nihai projeler de 1990’da tamamlanmış ve onaylanmıştı.
Haber ve fotoğraf: Alkan Gazetesi
Baraj demişken, Doğa Derneği'nin sitesinde Radikal gazetesinden aktardıkları bir yazıya da yer vermek istiyorum. Ilısu Barajı nedeniyle kurulan modern köyü! bir görelim :) Radikal'den Pınar Öğünç'ün bu yazısı baraj sevdalıları için gelsin...
BARAJDAN DOĞAN ABSÜRTKÖY
Radikal Gazetesi muhabiri Pınar Öğünç geçtiğimiz hafta Hasankeyf ve Ilısu Köyündeydi. Yeni Ilısu Köyündeki ve bölgedeki son durumu açıklıkla anlatan Pınar Öğünç yeni yerleşim yerinden şöyle bahsediyor: “Yeni Ilısu, köyden ziyade Güney sahillerinde dağlara kondurulan yazlıkçı sitelerini andırıyor. Tamam her şey pırıl pırıl ve kesinkes eskisinden konforlu, fakat yaklaştıkça birtakım absürt teferruat göze çarpıyor. Tek katlı evler, çim kaplı bahçeleriyle fazla bitişik. Bahçede de süs çamları dikili!

Tarım, hayvancılık ve balıkçılıkla geçinen ahalinin meyvesi meşhur bahçeleri zaten kamulaştırıldığından şu anda köyde kimsenin ekecek bir karışı yok. Muhtar Mehmet Nezir Çelik, başta çime, maydanoz dahi ekmenin yasaklandığını söylüyor.
Düşük kamulaştırma bedellerine karşı açılan yüzlerce dava sürüyor. İçinde 100 yıllık ağaçların bulunduğu iki dönüm araziye 15 bin lira alan var, çok daha azıyla yetinmek zorunda kalan da. Aile efradında paylaşılınca ele geçen 2 bin, 3 bin liralar anında uçup gitmiş. Muhtar Nezir Bey, allem edip kallem edip Dargeçit’te bir bakkal açabilmiş aldığı parayla. Eşi bakkaldan gelen maydanozu, soğanı eve sokmadığı için, daha başta onların evin bahçesinde çimleri bozmama kuralı ihlal edilmiş zaten. “Çim mi yiyeceğiz” demiş kadıncağız.”
Yeni köydeki başka absürtlükleri anlatarak devam ediyor Pınar Öğünç; “Mesela buranın bir köy olduğu düşünülerek evlerin hemen bitişiğine, mutfağın hemen yan duvarına ahır yapılmış. Fakat bunu düşünen hayatında hiç köy görmemiş olmalı. Sohbet ettiğimiz her köylü, evin bu kadar dibinde ahır olamayacağını, kokudan yaşanmayacağını söylüyor. Zaten bu plana göre hayvanınızı parke taşı döşeli yolda sektirerek ferforje bahçe kapısından geçirip sonra aman çimlere bastırmadan bir ineğin zor sığacağı demir kapıdan sokmanız gerekiyor. Girdiğimiz evlerin hepsinde ‘ahır’, odunluk olarak kullanılıyordu.
İşin trajik kısmı, yeni Ilısu’da ahır olmadığı için köylüler gelmeden bütün hayvanlarını da elden çıkarmış. Sadece ortada birkaç tavukla horoz var.
Durumun garipliği göz önüne alınarak, konutların ilerisine toplu ahır yapma planı ortaya çıkmış. Bunda da hane başına hayvan sınırlaması söz konusu. Sembolik hayvancılık yani… Daha da acayibi bu hayvanların nasıl besleneceği düşünülmemiş. Çevredeki meralar da, yan köylerde sahipleri bulunan topraklar. Bu durumda hayvanlara evde, tarhana çorbası, erişte falan yapmaktan başka çare kalmıyor; süs çamlarını yeseler bile tek öğüne yeter.”
Hala okulları olmayan ve köy odasındaki birleştirilmiş iki sınıfta ders yapan öğrencilerin öğretmenlerinin köyde iki tane cami yapılmasına karşın hala okul ihalesinin yapılmamış olmasına tepki gösterdiklerini belirten Pınar, öğrencilerin teneffüslerini geçirecek yerleri olmadığı için yolda oynadıklarını ayrıca çimlere basmanın da yasak olduğunu belirtiyor.
Haberin devamı için: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&VersionID=64496&Date=12.12.2010&ArticleID=1032330
Doğa Derneği
Yeni Eklenen Maddeler
|
Nigala Kilisesi
Artvin merkez ilçeye bağlı Seyitler köyünün Nigala mahallesinde, köyün girişinde, köy yolunun sağ tarafında yer alan Nigala Kilisesi; kırmızı, sarı, yeşil, gri renkli kaba yonu taşlarla dolgu duvar tekniğinde inşa edilmiş, batıdan doğuya doğru genişleyen yamuk planlı, üç nefli bazilikadır. Güneyinde ek bir mekân yer alır. Kilisenin doğu, batı ve güney duvarları yaklaşık 4 m, kuzey duvarı ise 1.5 m yüksekliğinde ayakta kalabilmiştir. Örtü sistemi tamamıyla çökmüştür. Batı duvarı ekseninde, kalıntılara göre dışta lentolu, içte yarım daire kemerli giriş açıklığı yer alır. Kemerin kuzey kısmı sağlam durumdadır. Kapının üzerinde, mazgal tipte olduğu anlaşılan bir pencere vardır. Devamı...
|
Özcan Tekgümüş
(Şavşat, 1961). Yönetici. 1961 yılında Şavşat’ın Şenocak köyünde doğdu. Şavşat Lisesi’nden (1980) ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümünden mezun oldu (1984). 2005 yılında KKTC Yakın Doğu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü’nde İnsan Kaynakları Yönetimi dalında Yüksek Lisans yaptı. Türkiye Emlak Bankası’nda 1985 yılında Müfettiş Yardımcısı olarak göreve başladı ve 14 yıl süreyle sırasıyla Müfettişlik, Birim Müdürlüğü, Bölge Başmüdürlüğü ve Daire Başkanlığı görevlerinde bulundu. 1998 yılından 2008 yılına kadar 10 yıl süreyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren Altınbaş Holding’e ait Creditwest Bank Ltd.’de Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Devamı...
|
Artvin Barajı
Yapımı devam eden Artvin Barajı ve Hidroelektrik Santralı (HES), tamamlandığında 332 MW kurulu güce ve yıllık ortalama 1 milyar kWh üretime sahip olacak. Çoruh Nehri üzerinde, Artvin ilinin yaklaşık 20 km güneybatısında yer alır. Çoruh havzası hidroelektrik enerjisi üretim projeleri kapsamında yer alan Artvin Barajı ve HES Projesi, Çoruh Nehri üzerinde yapımı planlanan 10 adet hidroelektrik santral projesinden biridir. Devamı...
|
Artvin merkez Zeytinlik (Sirya) köyünde bulunan Aşağı Türbe, Deriner Barajı suları altında kaldı...
Yusufeli ilçe merkezinde bulunan Hamzet Şapeli de Yusufeli Barajı suları altında kalacak...
|
|
Kitap
YUSUFELİ NÜFUS DEFTERİ 1835
Prof. Dr. Muammer Demirel
Yusufeli Belediyesi, Prof. Dr. Muammer Demirel'in Yusufeli Nüfus Defteri 1835 adlı kitabını yayınlandı. Kitap, II. Mahmut döneminde askerlik ve vergi amaçlı, erkek nüfusuna yönelik yapılan nüfus sayımı bilgilerinden oluşuyor. Bugün Yusufeli ilçesine bağlı köylerin o dönemdeki hane sayısı ve köylerin kaç kişiden oluştuğu bilgilerinin de yer aldığı kitapta, soylar, fiziki özellikleri ve yaşları ile birlikte veriliyor. Yusufeli ilçesinin günümüz idari yapısı içindeki köylerine ait nüfus bilgileri, köylerin bağlı olduğu sancaklara ait defterlerden günümüz türkçesine kazandırıldı. Belgelerin orijinalleri de okuyucu ile paylaşılıyor.
Yusufeli Belediye Başkanı Eyüp Aytekin'i kültürel çalışmalara verdiği destekten dolayı kutluyorum.
Taner Artvinli
(Kitap hakkında ayrıntılı bilgi için: Yusufeli Belediyesi
|
Yeni Makale
YUSUFELİLİ AŞIK PERVANİ
Aydın Karasüleymanoğlu
Âşık Pervanî, Çoruh vadisi ozanları içinde Huzurî, Yetimî, Özeri gibi toplumcu, gerçekçi şiir geleneğinin önemli temsilcilerinden biridir. Pervanî’yi ilk tanıtan kişi Mehmet Gökalp’tır. C.savcısı olan bu dostumuz, araştırmacı Mustafa Adil Özder gibi Çoruh vadisi ozanları üzerine çok yazılar yazmış, yörelerinden başka yerde bilinmeyen ozanlarımızı edebiyat çevrelerine tanıtmıştır. Mehmet Gökalp, 1952 de Havuzlu köyüne giderek Pervanî’nın şiirlerini derlemiş ve fakülte öğrencisi iken de “Türk Folklor Araştırmaları” dergisinde dizi yazılar halinde yayımlamıştır. Daha sonraları, araştırma kitaplarında, antolojilerde ve dergilerde Pervanî’yi tanıtmayı sürdürmüştür. Devamı...
|
Söyleşi
KÜLTÜR, DENİZ, BARAJ,YAYLA, DOĞA
Batman Üniversitesi Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Osman Aytekin ile söyleşi
Söyleşi: Rasim Yılmaz
-Sayın hocam, kendinizden söz eder misiniz, kimdir Osman Aytekin?
1961 yılında Artvin-Şavşat ilçesi, Meydancık beldesine bağlı Çağlıyan köyünde dünyaya geldim. Babam memur olduğundan başlangıçta köy ilkokuluna gittim. Daha sonra, ilkokulu Artvin Merkezine bağlı Ortaköy (Berta)’da tamamladım. Ortaokul eğitimimi Rize Lisesi orta kısmında, Liseyi Artvin Kazım Karabekir Lisesi’nde okudum. Devamı...
|
Etkinlik
ARTVİN SİNEMA GÜNLERİ
16-20 MAYIS 2012
Artvin Belediyesi tarafından düzenlenen Artvin Sinema Günleri, ÜCRETSİZ.
Yer: Ahmet Hamdi Tanpınar Kültür Merkezi sinema salonu (Artvin il merkezi)
DÜNYA HORON GÜNÜ 2012
20 Mayıs 2012
Yer: Sakarya Caddesi / Ankara. Saat: 16:00
Halka açık etkinlik. Giriş ÜCRETSİZ.
Organizasyon: www.KazimKoyuncu.com
|
|
Gürcüler
GÜRCÜLER
TARİH DİL KÜLTÜR VE MÜZİK
Özge Ç. Denizci
Chiviyazıları Yayınevi
TARİH, DİL, KÜLTÜR ve MÜZİK... GÜRCÜLER HAKKINDA HERŞEY... Düğünlerinden, cenaze törenlerine, dillerinden, tarihlerine her bir kültürel öğenin müzikle yoğrulduğu, insan sesinin birlikte iş yapmaktan, birlikte ağlamaya kadar harmanlandığı Gürcistan’a 2004-2009 yılları arasında gerçekleştirilen saha çalışması başta olmak üzere, yazılı, görsel ve işitsel kayıtlarla da harmanlanmış bir çalışmadır “Gürcüler” kitabı. Gürcistan, kültürel bakımdan komşusu Azerbaycan, Rusya, Türkiye, Ermenistan ve İran’dan oldukça farklı özellikler taşıyan ve bunu da hâlen bir biçimiyle taşımayı sürdüren bir ülke olarak varlığını sürdürmektedir. Bu farklılıkların en önemli yansımalarından biri de kuşkusuz hayatın her alanında kullanılan müziğin oluşturduğu; müzikal kültürel kimliktir. Elinizde bulunan bu kitapla, Gürcistan hakkında, tarihinden, diline, yaşayış biçimlerinden, kültürel değişimlerine kadar pek çok şey ama en çok da müziğine dair ne varsa fikir sahibi olacaksınız.
Yayınevi:Chiviyazıları Yayınevi Dizisi:Mjora Dizisi
|
Mammalian fauna of Artvin
Yeni bir makale: Artvin Çoruh Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Temel GÖKTÜRK, Faruk BUCAK ve Taner ARTVİNLİ tarafından kaleme alınan Mammalian fauna of Artvin (Artvin memeli faunası) başlıklı makale African Journal of Agricultural Research dergisinde yayınlandı. PDF formatındaki makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz: Mammalian fauna of Artvin
Artvin Kuş Faunası
Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi 'nin Eylül 2009'da çıkan son sayısında Temel GÖKTÜRK, Taner ARTVİNLİ, Faruk BUCAK imzalı Artvin Kuş Faunası başlıklı makale yayınlandı. Artvin Çoruh Üniversitesi, Orman Fakültesi Dergisi, 9 (1-2): 33-43 (2008). Makaleye buradan ulaşabilirsiniz: Artvin Kuş Faunası
|
Maçahel'de bahar...
Geçenlerde, Borçka Maçahel'den bir çiçek fotoğrafı gelmişti, Bülent Saçak'tan, Prof. Dr. Ergin Hamzaoğlu bitkinin/çiçeğin türünü tanımlamıştı, Artvin çiçekleri sayfasına koymuştum. Bugün öğrendim, Bülent Saçak'ın bir bloğu varmış, gezindim, gaayet hoş bir blog. Blogda bir yazı, Maçahel'in bahara uyanışı... Bence güzel bir yazı. Maçahel'in çiçekleriyle süslenmiş bu yazıyı okumak isterseniz, burada: http://bsacak.wordpress.com/2011/03/10/bahar-mesaisi/
Güzel bir yazı..., ellerine sağlık. Bülent Bey, nezaket sahibi bir insan, bloğunda Artvin Ansiklopedisi'nden de bahis var, sağolsun.
|
|
Çayağzı Su Değirmeni
Çayağzı Su Değirmeni, Şavşat ilçesine bağlı Çayağzı köyünün sınırları içerisinde, Şavşat Çayı’nın kıyısında, köye çıkış sağlayan stabilize yolun kavşak noktası yakınında ve Dengacavur mevkiinde yer alır. Değirmen, dıştan 5.54 x 9.64 m ölçülerinde dikdörtgen plana sahip olup kiremit örtülü ve semerdam çatılıdır. Yapıda orijinal kitâbeye rastlanmamıştır. Herhangi bir yayında da adı geçmeyen değirmenin muhtemelen XIX. yüzyıl içinde yapılmış olduğu söylenebilir. İçteki bir taş üstünde günümüz rakamlarıyla yazılmış 267 sayısı dikkat çekmektedir. Değirmenin cepheleri kaba yonu taş kullanımı ve kireç harcı ile örülmüştür. Yapı içten iki bölüm hâlinde düzenlenmiştir. İlk bölüm, değirmenci veya değirmene gelenlerin barınabileceği yaşam alanıdır. Devamı...
|
Çayağzı Camii
Şavşat ilçesine bağlı Çayağzı köyünde bulunan yapı, zemininde taştan medrese, üstünde ise tümüyle ahşap malzeme ile ve çantı tekniğiyle yapılmış tek katlı cami kısmından oluşur. Kırma çatılı ve minaresizdir. Cami kısmının batı cephesi boyunca uzanan ve harime geçişi sağlayan balkonu, kuzey yönünde ise yöredeki sivil evlere benzer şekilde dizayn edilmiş çardak şeklinde son cemaat yeri bulunur. Yapının, medreseye girişi sağlayan kapı kemeri üzengisinin sağ yanına yerleştirilen Osmanlıca kitâbesine göre H. 1292 (M. 1875) tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Devamı...
|
Eyüp Aytekin
(Yusufeli, 1964). Yusufeli Belediye Başkanı. Yusufeli’nin Çıralı köyünde doğdu. İlkokulu köyünde, ortaokul ve liseyi Trabzon’da oku-du. 1987’de 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fa-kültesini bitirdi. Öğretmenliğe Antalya Elmalı İmam Hatip Lisesinde başladı. Yusufeli İmam Hatip Lisesi (1992-1994), Yusufeli Çok Programlı Lisesi (1994-2003) ve Artvin Lisesinde (2003-2008) öğretmen ve müdür olarak görev yaptı. Görevinden ayrılarak Ak Partiden 29 Mart 2009 Mahalli İdareler Seçimlerinde Yusufeli Belediye Başkan adayı oldu ve seçimi kazandı. Evli ve üç çocuk babası.
|
Efeler Köprüsü
Borçka ilçesine bağlı Efeler köyünde iki tarihi köprü bulunur.
EFELER KÖPRÜSÜ- I: Efeler Köyü sınırları içerisinde bulunan köprü; kaba yonu taş ve kireç harcıyla inşa edilmiş olup tek gözlü ve yuvarlak kemerlidir. Kitâbesi bulunmayan ve herhangi bir yayında adı geçmeyen köprünün, yöredeki diğer köprülerle karşılaştırıldığında, Ortaçağ’a ait olabileceği ve çevre köyler arasındaki dönemin patika yol ağı üzerinde olması ile dikkat çekmektedir. Köprü, Camili köyünden Efeler köyü yönüne devam eden stabilize yolun hemen üst yanında, köy yönünden gelen Vaşiyet Deresi’nin üzerinde bulunur. Devamı...
|
Özcan Alper
(Hopa, 1975). Sinema yönetmeni ve senarist. 1975 yılında Artvin'in Hopa ilçesinde doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde 1992-1996 arasında Fizik, 1996-2003 arasında Bilim Tarihi okudu. 1996-1999 arasında MKM Sinema Atölyesi'ne, 1999-2001 arasında Nazım Kültür Evi sinema seminerlerine katıldı. 2008'de yönettiği ilk uzun metrajlı filmi Sonbahar, Türkiye ve dünyada 60'tan fazla festivalde gösterildi, 33 ödül kazandı. 2009'da Avrupa Film Akademisi Avrupa Keşfi ödülüne aday gösterildi. 2011'de senaryosunu yazıp yönettiği Gelecek Uzun Sürer, Özcan Alper'in ikinci uzun metrajlı filmi. Devamı...
|
|
Turgay Ciner
(Hopa, 1956). İşadamı. Hopa’da doğdu. Okul yıllarında çay ocaklarında çıraklık yaptı. Hopa’daki arazilerini satarak İstanbul’a göç etti. Üniversite yıllarında oto yedek parçacılığı ticaretine başladı. İstanbul Talimhane’de bir dükkan açtı. Kardeşi Tuncer Ciner ile birlikte 1984 yılında Almanya'dan Mercedes ithalatına başladı. Devamı...
|
Hamzet Şapeli
Yusufeli merkeze bağlı Hamzet (yeni adı Bağözü) Mahallesinin yakınında, Barhal Çayı’nın Çoruh Nehri’ne katıldığı yerde, Çoruh Nehri’nin kenarında, etrafı meyve bahçeleri ile çevrili yüksekçe bir alan üzerinde bulunur. İçten 3.90 x 2.50 m ölçülerinde dikdörtgen planlı tek mekândan oluşan ve semerdam çatı ile sonlanan şapel, günümüze oldukça yıkık olarak ulaşmıştır. Dış cephelerinin tüm düzgün kaplama taşları alınmıştır. Devamı...
|
Sinan Meydan
(Artvin, 1975). Yazar. 1975 yılında Artvin'de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şavşat'ta, yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nde tamamladı (1993-1997). İÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Tarih Ana Bilim Dalında master yaptı. 1997 yılından itibaren Eski Türk Tarihi, Cumhuriyet Tarihi ve Atatürk üzerine araştırmalar yapıyor. Bir ara Yakın Tarih dersleri de veren Sinan Meydan, bir süre Oda Tv'de yazdı, yurt genelinde çok sayıda konferans verdi, birçok televizyon programına katıldı. Bir taraftan Atatürk ve Yakın Tarih konulu kitap çalışmalarına devam ederken, diğer taraftan Bütün Dünya dergisinde yazmakta ve Kanal 99'da "Saklı Tarih" adlı bir program yapmaktadır. Devamı...
|
Aşağı Türbe
Aşağı Türbe, Artvin merkeze bağlı Zeytinlik (eski adı Sirya) köyünde yer alan iki tarihî türbeden birisidir. Türbe, Zeytinlik köyünün karşısında, Çoruh Nehri’nin kıyısındaki zeytinliğin kenarında inşa edilmiştir. Altta kriptası olmak üzere tek kattan meydana gelen türbe, dıştan 7.90x7.82 m ölçüsünde kare plana sahiptir. Türbe üstünde ya da kayıtlara geçen herhangi bir kitâbesi bulunmamaktadır. Kitâbesi bulunmadığından kimler tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yöre halkının nesilden nesile ulaştırdığı bilgiye göre, Selçuklular ile o dönemde çevreye hakim olan Gürcüler arasında Devamı...
|
Aşağı Sundura Camii
Hopa ilçe merkezi Aşağı Sundura Mahallesinde yer alan tarihî cami. Etrafı çevrilmiş bir alan içinde yer alan caminin güney yönünde haziresi bulunmaktadır. Ana mekânın kuzeybatı köşesinde minaresi, kuzeyinde son cemaat yeri bulunur. 10.55x10.10 m ölçülerinde kareye yakın plana sahiptir. Kayıtlara geçen ya da yapı üzerinde orijinal kitâbesi bulunmamaktadır. Sonradan yapılan tespitlerle giriş kapısı üzerine konulan levhaya göre 1905 yılında inşa edilmiştir. 1961 yılında onarım geçirerek bugünkü son cemaat yeri ve minare eklenmiştir. Tekrar 1992 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiş olup ibadete açık bulunmaktadır. Cami dıştan kırma çatıyla örtülmüştür. Devamı...
|
Yeni Kitaplar
|
BULGAR GÖZÜYLE EDİRNE
Hüseyin Mevsim
Çeviri: Füsun Kiper–Gökhan Gençay
Kitap Yayınevi, Mayıs 2012, 101 sayfa, 9 TL
Azizlerin yaşamöykülerinden kroniğe, öyküden romana, ama özellikle anı ve gezi notu türlerinde Edirne’yle ilgili Bulgar edebiyatında yüksek sayıda tanıklık çıkar karşımıza. Edirne’yle ilgili tanıklıkların, kentin 19. yüzyılın ortalarına doğru Bulgarlar açısından önemli bir ticaret, eğitim ve kültür merkezi olarak gelişmeye başlamasıyla arttığını görürüz. Tanıklıklarda artık kentin konumu, tarihsel geçmişi, güncel durumu, sosyal yaşamı, dini mabetleriyle ilgili bilgi ve verilere, hatta tasvirlere yer verilmeye başlanır. Örneğin Konstantin Fotinov (1790-1858) Kısaca Genel Dünya Coğrafyası (1843) adlı kitabında, Trakya bölgesini tanıtırken İstanbul’dan sonra en çok Edirne’ye odaklanır. Mihail Macarov da (1854-1944), gezi notu ve anılarında 1860’lı, 1870’li yılların Osmanlı Edirne’sini ustaca canlandırır. Derlememizde yer alan Dobri Minkov ise (1856-1942) anılarında Edirne vilayet merkezinde 1870’in başlarında düzenlenen Umumi Meclis toplantısını anmakla yetinmeyerek, kentin mahalleleri, toplumsal yaşamı, tarihsel anıtları, bunlarla ilgili yaygın söylenceler, Bulgarlara ait eğitim ve din kurumları hakkında da yalın bilgiler verir. Bir başka yazar, Petır Karapetrov da (1845-1903) Edirne’de geçirdiği 1878-1879 yıllarıyla ilgili anılarını bütün ayrıntı ve canlılığıyla aktarmaya çalışır. Hakkında çok az şey bildiğimiz Andon Dimitrov’un anıları da 1878-1879 yılı Edirne’sini kapsar. Çalışmamızda yer alan metinler kentteki eğitim, yayıncılık, kültür ve ticaret hayatıyla ilgili bilgiler de içerir. Bu anlatılarda Osmanlı idaresi hakkında bazen övgü, bazen de eleştiri ve yergilere rastlarız. Ama her şeye rağmen 1870’li yılların Edirne’sinde etnik katmanlar arasında iyi ilişkiler egemendir. M. Macarov, P. Slaveykov, D. Minkov, P. Karapetrov ve A. Dimitrov’un bu kitapta bir araya getirilen anı ve gezi notları 1870’ler Edirne’sini bütün özgünlüğü, renkliliği ve canlılığıyla günümüze aktarıyor. (Tanıtım Bülteni)
|
RODOS MÜSLÜMANLARI
Selam Gazetesi 1926-1936
Meryem Orakçı
Çeviri: Bülend Tuna
Kitap Yayınevi, Mayıs 2012, 191 sayfa, 15 TL
Rodos Trablusgarp savaşı sonucu İtalya’nın eline geçene kadar 390 yıl Osmanlı toprağı olarak kaldı. İtalyan döneminde, Adanın ikinci büyük nüfus grubunu oluşturan İslam cemaati azımsanmayacak sayıda esnaf kitlesine sahipti, yani Müslümanlar Rodos ekonomisinde önemli bir yer teşkil ediyordu. İslam cemaati adanın yeni hakiminin koyduğu kurallara uyuyor ve getirdiği yenilikleri benimsiyordu. 1923’de Mario Lago gibi ılımlı bir kişinin On iki Adalar valiliğine tayin edilmesi Rodos Müslümanlarının, İtalyan hakimiyeti altında, dini ve kültürel olarak en özgür dönemlerinin başlamasını sağladı. 1926’ya gelindiğinde Lozan anlaşması gereğince Yunanistan Müslümanları mübadeleye tabi tutulurken Rodos Müslümanları zor bir tercihle karşı karşıya kaldı.Müslümanlar İtalyan toprağında yaşadıkları için zorunlu mübadeleye tabi değillerdi ama onlara seçim yapma hakkı tanınıyordu. İsterlerse Türk vatandaşlığını seçip Türkiye’ye gidebilirler veya İtalyan vatandaşlığını seçip Rodos’ta kalabilirlerdi. Müslüman nüfusun seçimle göreve getirdiği İslam Cemaati Heyeti sayıları geçmişe göre zaten azalmış olan Müslümanların adadan gitmesini istemiyor, Müslümanların bu konuda ortak bir karara ulaşmasını savunuyordu. Bu sıralarda Rodos’ta üç gazete yayınlanıyordu. Bunların ikisi Rumlara aitti. Diğeri ise İtalyancaydı. Müslümanlar yönetimin kararlarından zamanında haberdar olamadıkları gibi, tercih hakkı gibi bir konuda ortak fikir oluşturamıyor, Türkiye’nin ve İtalyan hükümetinin tutumundan haberdar olamıyordu. Bu da Türkçe bir gazete ihtiyacını ortaya çıkarıyordu. Öte yandan Türkiye’deki inkılaplar adadaki eğitimli Müslümanların dikkatini çekiyordu. Bu eğitimli kesim, Müslümanların artık kendi içine kapanık halinden kurtulmasını istiyordu. Nihayet 1926’da çok ihtiyaç duyulan Türkçe bir gazete için öğretmen Mehmet Kadri’nin vali Mario Lago ‘ya yaptığı izin başvurusu kabul edildi ve İslam cemaatinin resmi yayın organı Selam yayınlanmaya başladı. Fakat gazetenin editörü Musevi Cemaati başkanı Hizkia Franko’ydu ve yazar kadrosunun önemli bir kısmı da Musevi cemaatine mensuptu. Yani gazete Rodos Müslümanları kadar Rodos Musevilerine de ulaşmayı amaçlıyordu. İşte bu kitap 1926 ve 1936 arasında çıkmış olan bu ilginç gazetenin ışığında Rodos Müslümanlarının 10 yılını anlatmaya çalışıyor. (Tanıtım Bülteni)
|
TÜRKİYE'DE İSLÂMCILIK DÜŞÜNCESİ 1
Metinler Kişiler
İsmail Kara
Dergâh Yayınları, 2011, 551 sayfa.
Dinî, siyasî ve kültürel bir hareket olarak İslâmcılık batılılaşma ve modernleşme vakıasıyla yüzyüze gelen İslâm dünyasının değişik coğrafyalarında birbirine benzer kalıplarla ortaya çıktı. II. Abdülhamid döneminde İttihad-ı İslâm adı altında siyasî bir kalkınma ve kurtuluş ideolojisi olarak benimsendi ve tahkim edildi. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra etkili bir fikir hareketi özelliğini kazandı ve din, siyaset, kültür alanlarının hemen hepsinde gözardı edilemeyecek ürünler verdi. Batılılaşma ve Türkçülük-Milliyetçilik hareketlerinin aksine Cumhuriyet dönemine zayıflayarak yansıdı. Bu çalışmada İslâmcılık hareketi içinde etkili olmuş onaltı fikir ve siyaset adamının değişik alanlarda temel görüşlerini veren metinlerini bulacaksınız. (Tanıtım Bülteni)
| RİZE ŞER'İYYE SİCİLLERİ
1509 No`lu Sicil METİN VE TAHLİL
Hazırlayan: Ümit Erkan
Dergâh Yayınları, Şubat 2011, 725 sayfa.
Kadılar tarafından tutuldukları için Kadı sicilleri de denen Şer'iyye sicilleri Osmanlı tarihi çalışmalarının en önemli ve en teferruatlı bilgiler ihtiva eden kaynakları arasındadır. Kadı bugün olduğu gibi sadece yargıç değil, bulunduğu yerin en üst yöneticilerinden biri olarak aynı zamanda idarî ve beledî görevleri olan, nerede ise bütün sosyal hayatı düzenleyen vakıflarla ilgilenen bir yetkilidir. Onun görev ve yetki alanlarının genişliği hesaba katıldığında şer?iyye sicillerinin muhtevasının uzanabileceği sınırları anlamak kolaylaşacaktır. Rize şer'iyye sicilleri de hukuk ve iktisat tarihi, sosyal tarih ve mahalli tarih sahaları başta olmak üzere Rize ve civarının nüfus hareketlerinden aile yapılarına, yer adlarından kurumlara, yerleşim mahallerinden folklor ve edebiyata, tekke ve vakıflardan yollara, yaylaklara kadar birçok konuda birinci elden güvenilir bilgiler sunmaktadır. (Tanıtım Bülteni)
|
|
GEREKSİZ TARAMALARDAN KAÇINAMADIM
Cihan Demirci
Say Kitap
33 yıldır Türk mizahına hem karikatürcü hem de mizah yazarı olarak yoğun emekler veren mizah ustası Cihan Demirci, yayımlanan 39. kitabı "Gereksiz Taramalardan Kaçınamadım" da ilk kez bir "karikatür albümü" ile çıkıyor okurun karşısına...

Son yıllarda mizah yazarlığı öne çıkmış gibi gözüksede o karikatürü hiç terk etmedi. İlk karikatürü 1978 yılında yayımlanan, Oğuz Aral'ın öğrencilerinden olan Cihan Demirci, karikatürcülüğünün 33. yılında, 33 yıldan seçilmiş 140 karikatürün yer aldığı "Gereksiz Taramalardan Kaçınamadım" adlı kitabını kendisi için: "Ustası olsam da onun hayranlarından biriyim" diyen ustası Oğuz Aral'ın anısına adıyor. Bugüne dek başta "Geyik Muhabbeti" olmak üzere; dilimize, argomuza pek çok sözcük, deyim, terim kazandıran, mizah ve karikatür tarihimiz üzerine araştırmaları bulunan, son 15 yılda 800'e yakın kültürel-sanatsal etkinliğe katılarak ülkeyi bu anlamda dolaşan Cihan Demirci halen Cumhuriyet gazetesinin "Cumertesi" mizah sayfasında çizer-yazarlığına devam ediyor.
Pia Yayınlarından çıkan 168 sayfalık kitapta Cihan Demirci'nin keskin gözlem gücüne dayalı, ince bir mizah anlayışı ile örülmüş, güncellik kaygısından uzakta duran karikatürler yer alıyor.
|
TÜRKİYE'NİN ÖNEMLİ DOĞA ALANLARI
Kitap Yayınevi
Çok çeşitli canlı türlerinin yaşadığı bir alan düşünün. Burada her tür, sağlıklı topluluklar halinde ve yaşam döngülerini sürdürebilecek karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde yaşar. Böyle bir alanın korunması, yani doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması, burada yaşayan türlerin geleceği için hayati önemdedir. “Önemli Doğa Alanı” (ÖDA) kavramı doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. Bu kitap Türkiye’nin önemli doğa alanlarının bir envanteridir ve 305 “Önemli Doğa Alanı”nı kapsamaktadır.
Marmara Bölgesi’nde 32, Ege Bölgesi’nde 34, Akdeniz Bölgesi’nde 73, Orta Anadolu Bölgesi’nde 45, Orta Batı Karadeniz Bölgesi’nde 23, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 242, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 69 ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 19 “Önemli Doğa Alanı” saptanmıştır. İki cilt boyunca her alan teker teker tanımlanıyor, habitat tanımı yapılıyor, canlı türleri sayılıyor, alanın bugün nasıl kullanıldığı anlatılıyor, alana yönelik tehditler ve koruma önlemleri sıralanıyor.
Türkiye’nin biyocoğrafyası, bozkırları, ormanları, akarsuları, dağları, maki alanları, sulakalanları, kıyıları ve denizleri, bitkileri, kuşları, memeli hayvanları, amfibi ve sürüngenleri, içsu balıkları, kelebekleri ve böcekleri bu kitapta yüzlerce renkli harita ve binlerce renkli fotoğraf ve çizelgeyle okurların hizmetinde.
Doğa Derneği, Birdlife International ve Atlas dergisi tarafından gerçekleştirilen bu anıt eser, Kitap Yayınevi tarafından yayınlandı.
Kitaptan örnek sayfalar için: http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=519&kId=3
|
BENİM MİNİK KIRMIZI BALIĞIM
Ferit Avcı
Çizer Ferit Avcı'nın Tudem 2007 Çocuk Kitapları yarışmasında mansiyon ödülü kazanan Benim Minik Kırmızı Balığım adlı kendi yazıp resimlediği kitabı Tudem Yayınları'ndan çıktı. Tüm kitapçılarda. Artvin Ansiklopedisi'ne de destek olan kıymetli hemşehrimiz Ferit Avcı'nın kitabıyla ve sevimli çizgileriyle tanışmanızı, çocuklarınızı tanıştırmanızı öneririm. Ferit Avcı'yı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Taner Artvinli
|
|
OSMAN BÖLÜKBAŞI
Seraba Harcanmış Bir Ömür
Fatih Artvinli
Kitap Yayınevi
Son haftaların ‘iyi’ siyasi tarih kitaplarından biri, Fatih Artvinli’nin Osman Bölükbaşı üzerine hazırladığı portre çalışması: “Seraba Harcanmış Bir Ömür” (Kitap Yayınevi). Adı bile hüzün veren bu kitapta Türkiye’nin yakın tarihinde çok partili yaşama geçiş sürecini ve iktidar-muhalefet ilişkilerini birinci elden, tanıklıklar eşliğinde okumak mümkün. (Zaman gazetesi Kitap Zamanı eki, sayı 17, 4 Haziran 2007)
|
OTİSABİ / MÜNASEBETSİZ İLİŞKİLER
Yılmaz Aslantürk
Parantez Yayınları
Karikatürist Yılmaz Aslantürk'ün OTİSABİ Münasebetsiz İlişkiler adlı yeni çizgiroman kitabı Parantez Yayınları'ndan çıktı. Aslantürk'ün yıllardır yazıp-çizdiği Otisabi karakteri ile bugüne kadar tanışmadıysanız, bu kitapla tanışın derim. Otisabi öykülerinden bir seçme. Tüm kitapçılarda.
|
UÇİNMAÇİNİ
Fahrettin Çiloğlu
İstiklal Kitabevi
Farklı bir coğrafya ve farklı bir kültürün algılarını fotoğraf kalitesinde okurun önüne koyan Uçinmaçini, Kafkas insanının söylence ve destana dönük yüzünü, sıradan olay ve nesnelere insanüstü anlamlar yükleyen kıvrak zekasını bazen komik, bazen de hazin bir öykü olarak çıkarıyor karşımıza. Türk öykü geleneğinde çok az denenmiş olan gerçeküstü kimlik değişimleri, düşle gerçeğin birbiri içinde eriyip yarattığı üçüncü tür gerçeklik, Çiloğlu'nun kaleminde sinemasal bir netliğe ve okuma şölenine dönüşüyor.
|
|
|
DSİ Yusufeli Barajı ve HES ile ilgili raporları yayınladı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Yusufeli Barajı ve HES için hazırlatılan ÇED Raporu taslağını (Yusufeli Barajı ve HES Projesi ÇED Taslak Nihai Raporu) ) ve Yusufeli Barajı ve HES Yeniden Yerleşim Eylem Planı taslak raporunu (Yusufeli Barajı ve HES Projesi Yeniden Yerleşim Eylem Planı Taslak Nihai Raporu) ) www.dsi.gov.tr sitesinde yayınladı. www.dsi.gov.tr 'nin anasayfasından raporlara ulaşabilirsiniz.
|
Yasal Uyarı
Bu sitede yer alan her türlü ansiklopedik madde, yazı ve resimler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu uyarınca koruma altındadır.
Yazılı izin alınmaksızın ve www.artvinansiklopedisi.com sitesi ve madde yazarının adı kaynak gösterilmeksizin hiçbir surette alıntı yapılamaz, başka web sitelerinde, kitap, gazete ve dergi gibi basılı yayınlarda yayınlanamaz.
|
|