Ana Sayfa

From Artvin Ansiklopedisi

Jump to: navigation, search

9 Şubat 2010
Toplam
1.130
madde var.

İnternet ortamında Türkiye'nin ilk ve tek il ansiklopedisi

Bu alana reklam vererek çalışmaya destek olabilirsiniz.


Sitenin maddi destekçisi

www.anadolukangal.net

Artvin (il)ArdanuçArhaviBorçkaHopaMurgulŞavşatYusufeli

Ansiklopediden örnek maddeler/sayfalar | Resim Galerileri | Yaban Hayat | Artvin'de Endemik Bitki Türleri | Artvin'in İlkleri | Artvin köy listeleri | Çeviri için bekleyen yazılar | Yazılması istenen maddeler | İstenen fotoğraflar Ansiklopedi dışı: Makaleler-Yazılar | Yerleşim yeri adları | Artvinli Şehit ve Gaziler | Artvin Kitaplığı | Yeni Yayınlar | Artvinli Yazar, Şair ve Çizerler Kitaplığı | 93 Muhacirleri iletişim sayfası

İletişim: tartvinli@gmail.com

Yeni yayınlar


RİZE SPOR TARİHİ

Fatih Sultan KAR

Fatih Sultan Kar tarafından hazırlanan ve on beş yıllık emeğin ürünü olan Bütün Yönleriyle Rize Spor Tarihi isimli kitap Rize Vitrini Ajans tarafından yayınlandı

Fatih Sultan Kar’ın on beş yıl boyunca Rize, İstanbul ve Ankara’da yaptığı alan çalışmaları sonucu ortaya çıkan ve özgün yayın kalitesiyle prestij eserler arasında yer alan kitap, Rize spor tarihinde daha önce gün ışığına çıkmamış fotoğraf, belge ve bilgileri içeriyor. 496 sayfadan oluşan kitap, aynı zamanda Çaykur Rizespor Kulübü için de kurumsal kimlik özelliği taşıyor. Kitabın ana ekseni futbol üzerine oturmakla birlikte idari ve mali etkinlikleri de içeriyor. Fatih Sultan Kar’ın kaleme aldığı ‘Rize Spor Tarihi’ birden bine kadar numaralandırılarak özel karton kutuda prestij kitaplar kategorisinde yayınlandı.

‘Bütün Yönleriyle Rize Spor Tarihi' kitabından temin etmek isteyenler rezervasyon için Rize Vitrini Ajans’a (216) 553 80 22 numaralı telefon ile ulaşabilir, rizevitrini@gmail.com ve fatihsultan.kar@gmail.com mail adresleri yoluyla bilgi edinebilirler.


SEMAVİ EYİCE KAYNAKÇASI

Çeviri: Hazırlayan : Yasemin Akçaoğlu – Sema Doğan, Kitap Yayınevi , 116 sayfa, 10 TL, Aralık 2009

Semavi Eyice “İstanbul Minareleri” konulu teziyle İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Kürsüsü’nden 1948’de mezun oldu ve aynı yıl bu kürsüye asistan olarak atandı. 1952’de “Side’nin Bizans Dönemine Ait Yapıları” başlıklı teziyle doktorasını verdi. Bizans sanatı konusundaki bu ilk kapsamlı çalışmasını, 1955’te doçentlik tezi olarak sunduğu “Son Devir Bizans Mimarisi” izledi. 1964’te tamamladığı “İlk Osmanlı Devri’nin Dinî-İçtimaî Bir Müessesesi: Zaviyeler” konulu teziyle profesör olarak, 1963’te aynı fakülte bünyesinde kurulan Bizans Sanat Tarihi Kürsüsü’nün başkanlığına getirildi. Yıllarını sanat tarihine ve İstanbul’a veren Semavi Eyice, çalışma hayatı boyunca 1400’ü aşkın sayıdaki makaleleri, ansiklopedi maddeleri, araştırma ve kitaplarıyla bir dönemin tarihine ışık tutan ve çalışmalarıyla bilim hayatımıza büyük katkıları olan bir bilim insanımız. Onun 85 yılına bir armağan olarak hazırlanan bu kaynakça tüm çalışmalarını mümkün olduğunca eksiksiz olarak araştırmacılara ulaştırmayı hedefliyor. Kaynakçanın hazırlanma sürecinde Yasemin Akçaoğlu’nun yüksek lisans tezi olarak hazırladığı “Türk Sanatı ve Tarihine Katkılarıyla Semavi Eyice (Hayatı ve Eserleri)”başlıklı çalışma esas alındı ve 1991 yılında Eyice’nin yayınlarını ilk olarak bir araya getiren Prof. Dr. Mahmut Şakiroğlu’nun hazırladığı Prof. Dr. Semavi Eyice Bibliyografyası’ndan da yararlanıldı. Bu kaynakçada, daha önce Prof. Dr. Mahmut Şakiroğlu’nun yaptığı tasnifi kullanarak, yazarın çevirileri ve yazdığı önsözler de birer başlık altında toplandı ve tüm çalışmalar altı ana başlık altında gruplandırıldı. Birçok dergi, kitap ve ansiklopedi yeniden gözden geçirilerek önceki yayınlarda rastlanılan hata ve eksikler giderildi. Semavi Eyice’nin yaşamöyküsü de kendi sözleriyle yine bu çalışmada okurlara sunuluyor.


SİCİLYA KONUŞMALARI

Elio Vittorini

Roman

Çeviri: Gönül Çapan, Helikopter Yayınları , 188 sayfa, 20 TL, Ocak 2010

Bir başka İtalyan bindi Helikopter’e: Elio Vittorini. Bu kez Sicilya’ya gidiyoruz ama trenle. Denizin üstünden, uçar gibi. Oğul Silvestro babasından bir mektup alır; yaşını başını almış baba aşık olmuş kaçmıştır. Annene iyi bak demektedir. Atlar trene Silvestro, ver elini Sicilya: Annesine atacağı kartpostalı kendisi götürmeye karar verir. Çocukluğu da trenlerde geçmiştir, o pek yoksul Güney’de. Bir sürü insanla karşılaşır trende, konuşurlar. Sonra iner, Signora Concezione’nin, annesinin evine varır; annesi aşıcı olmuştur. Ev ev gezer, yine konuşurlar. Hep konuşurlar: Dünyadan, güzelliğinden, umutlardan, çocukluktan, yoksulluktan, böbürlenmelerden, insandan. Dullarla, kocakarılarla, bileycilerle...

“Her türlü şüphe ve yanlış anlaşılmayı önlemek için, Sicilya Konuşmaları’nın baş kişisinin kendi hayatımdan alınmadığını, onu çevreleyen ve ona eşlik eden Sicilya’nın da bir rastlantı sonucu Sicilya olduğunu söyleyerek okuru uyarırım; ancak, Sicilya adı kulağıma İran ya da Venezüella’dan daha hoş geliyor. Hem, bütün müsveddeler bir şişe içinde bulunmuş da olabilir,” diyor Vittorini, kitabının sonuna koyduğu notta. Hem haklı hem haksız bence. Bir kere çalışıp da ücretleri karşılığında portakal alan, portakallarını satmaya çalışıp beceremeyen, bu yüzden o kasabadan bu kasabaya trenle gezen, hele de karısı kendisine sunulan portakalı beğenmeyip reddedince öfkeden kızaran, ama susup oturan işçi, sanmam ki başka bir memlekette olsun. (Levent Yılmaz, Helikopter Yayınları Yayın Yönetmeni)


KİTÂBÜ’T - TABİH
Abbasi Bağdatından Yemekler, Tatlılar, Çeşniler

Muhammed b.-El Kerim

Çeviri: Nazlı Pişkin, Kitap Yayınevi , 176 sayfa, 15 TL, Kasım 2009

Genellikle Bağdâdî adıyla anılan 13. yüzyılda yaşamış Bağdatlı kâtip Muhammed b. El-Kerim’in derlediği Kitâbü’t-Tabîh yüzyıllar boyunca Türklerin en beğendiği yemek kitabı oldu. Bu kitabın daha önce Ayasofya Camii Kütüphanesi’nde muhafaza edilmiş özgün yazması bugün hâlâ İstanbul’da, ama artık Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunuyor. Daha sonraki bir tarihte Kitâbü’t-Tabîh’deki 160 reçeteye 260 reçete eklenerek elde edilen genişletilmiş esere Kitâbü’l-Vasfi’l-Et‘ime el-Mu‘tâde adı verilmiş. Kitâbü’l-Vasfi’nin günümüzde bilinen üç kopyası da Türkiye’dedir; bu yazmalardan ikisinin Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunması, Türkler’in bu kitaba ne kadar değer verdiklerini gösteriyor. Son olarak, 15. yüzyıl sonunda Şirvani, Kitâbü’t-Tabîh’i Türkçeye çevirmiş; ancak çeviriye kendi devrinde yaygın olan bazı reçeteleri eklemiş ve böylece Türkçe ilk yemek kitabını kaleme almış. Bağdâdi kitabının giriş kısmında kitabını nasıl bölümlediğini şöyle açıklamış:

Bu kitabı 10 bölüme ayırdım. Başlıkları şunlar: 1. Bölüm, havâmiz (ekşi yemekler) ve çeşitleri.
2. Bölüm, sevâzic (basit yemekler) ve çeşitleri.
3. Bölüm, kalâyâ [kalyeler] ve nevâsif (kızartılarak ve sossuz olarak yapılan yemekler) ve çeşitleri.
4. Bölüm, herâ’is (herise çeşitleri; lif lif didilmiş etle dövülmüş tahıl yemekleri), tennûriyyât (etli, dövülmüş tahıl yemekleri) ve benzer yemekler.
5. Bölüm, mutaccenât (tavalar), bavârid (soğuk yemekler), maklûbe (yumurtalı yemekler) senbûsec (senbuse) ve benzer yemekler.
6. Bölüm, taze ve tuzlu balık yemekleri.
7. Bölüm, muhallelât (turşular), si’bâg (mezeler ) ve mutayyibât (çeşniler).
8. Bölüm, cevâzib (cûzâb çeşitleri; fırınlanmış etle birlikte servis edilen meyve ve sebze tatlıları), ahbisa (habîsa çeşitleri; un veya ekmek kırıntısıyla koyulaştırılmış tatlılar.)
9. Bölüm, helâva (helvalar) ve çeşitleri.
10. Bölüm, katâyif [kadayıf], huşkenânec (kurabiyeler) ve benzerleri.


Artvin Örümcekleri


Örümcekler arahnid’lerin en kalabalık grubunu oluşturur. Örümceklerde tür sayısı 50.000’in üzerindedir. Dünyanın birçok ekosistemine adapte olmuş, böylece çok farklı ekosistemlerde yaşayan bir grup halini almışlardır. Örümceklere Everest tepelerinden kanyonların derin çukurlarına, akarsu veya göl içlerine kadar değişik yaşam ortamlarında rastlamak mümkündür. Birçok örümcek türünün büyüklüğü veya boy uzunluğu 2 ilâ 10 mm arasında değişir. Ancak tropikal ortamlarda yaşayan 80-90 mm boy uzunluğuna sahip tarantula’lara da rastlamak mümkündür. Örümceklerin yine büyük bir çoğunluğu bir yıllıktır. Ancak bazı türlerde ömür uzunluğu 2 veya 3 yıl olabilir. Bunlarla birlikte tropikal bölgede yaşayan 10 yıllık ömre sahip tarantulalar mevcuttur. Erkek örümcek çoğunlukla dişi örümcekten daha küçüktür ve de daha kısa ömürlüdür. Bütün örümcekler karnivordur. Bazıları serbest dolaşıp avlandıkları halde diğer bazıları örmüş oldukları ağa bağımlı olarak yaşar. Örümceklerin besinini özellikle böcekler ve diğer bazı artropod’lar oluşturur. Devamı...



Kaçkar Kelebek Kampı raporu yayınlandı


Doğa Koruma Merkezi (DKM), Hollanda Tarım ve Gıda Bakanlığı tarafından desteklenen “Türkiye’nin kelebeklerinin aktif korunması için altyapının oluşturulması” projesi kapsamında, 18-25 Temmuz 2009 tarihleri arasında Kaçkar Kelebek Kampı’nı düzenledi. Toplamda ondokuz yerli ve yabancı katılımcıdan oluşan kamp ekibi bir hafta boyunca Artvin’deki farklı kelebek topluluklarına ev sahipliği yapan bölgelerde kelebek gözlemi yaptılar.

Kampın iki önemli hedefi bulunmaktaydı, birincisi kelebek gözlemcilerinin bir araya gelmesini ve kelebek korumacı uzmanlarla bir arada gözlem yapmalarını sağlamak, hep birlikte Kaçkar Dağları gibi kelebek zengini bir ortamda gözlemciliğin tadına varmaktı. Kampın ikinci amacı ise çevreye duyarlı, doğaya meraklı eko-turistler olarak bölge halkının geçimine katkıda bulunmak ve ekoturizmin halk tarafından bir geçim kaynağı olarak görülmesini sağlamaya çalışmaktı...

Kaçkar Kelebek Kampı raporu yayınlandı. Rapora buradan ulaşabilirsiniz: Kaçkar Kelebek Kampı Raporu


Yeni yayınlar


Artvin Çoruh Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi 'nin Eylül 2009'da çıkan son sayısında Temel GÖKTÜRK, Taner ARTVİNLİ, Faruk BUCAK imzalı ARTVİN KUŞ FAUNASI başlıklı makale yayınlandı.

Artvin Çoruh Üniversitesi, Orman Fakültesi Dergisi, 9 (1-2): 33-43 (2008)

Makaleye buradan ulaşabilirsiniz: Artvin Kuş Faunası






OSMANLI KAHVEHANELERİ

Hazırlayan: Ahmet Yaşar
Kitap Yayınevi, Ekim 2009, 139 sayfa, 15 TL


Kahvehane; Kültürel birikim ortamı, sosyalleşme mekânı ve siyasi iktidar karşısında halkın sesini duyurabildiği bir kamusal alan… Osmanlı toplumunda 16. yüzyıl ortalarında bir şehir mekânı olarak gelişen kahvehaneler, yepyeni bir sivil deneyimin gelişmesine katkıda bulundular. Değişik zümrelerden ve kültür seviyelerinden insanların kahve içmek ve sohbet etmek amacıyla gittikleri bu yerler, kısa zamanda toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılayan bir konuma geldi. Bu kitap, beş akademisyenin bu konudaki çalışmalarını bir araya getiriyor. Makalelerin en önemli ortak yanı “kamusal alan” kavramsallaştırmasının bir çeşit eleştirisi ve Osmanlı’da kahvehane kamusallığını anlama çabası. Selma Özkocak; kahvehanelerin gelişiminin daha geniş ölçekli gelişmelerle, örneğin 16. yüzyıl ve sonrasında artan şehirleşme, şehre göç ve bunun bir sonucu olarak sosyalleşmedeki yükseliş ve bütün bunların da özel alanın ve daha çok ev yaşamına ait geleneksel konukseverlik yapısının dönüşümü ile ilişkilendirilmesinin önemini vurguluyor. Uğur Kömeçoğlu; kahvehaneleri Sennett’in “aktör olarak insan” biçiminde kavramsallaştırması ve kamusal alanın bir sosyallik formu olarak okunması üzerinden irdeliyor ve bu mekânda gerçekleşen meddah, karagöz, ortaoyunu, âşık gösterileri gibi toplumsal performansları mekânsal ve eleştirel kamusallığın öğeleri olarak sunuyor. Ahmet Yaşar; kahvehanelerin, Osmanlı İstanbul’una girişi sırasında ve sonrasında devlet erkânı ve ulema arasındaki kötü şöhretini inceliyor ve siyasi iktidarın kahvehane kamusallığı üzerindeki kontrolünü irdeliyor. Ali Çaksu; 1826 yılına kadar Osmanlı siyasetine belirgin biçimde yön veren yeniçerilerin kahvehanelerle ilişkilerini inceliyor ve yeniçeri kahvehanesinin kahve ve tütün içilecek bir yer olmasının yanısıra bir edebiyat salonu, isyancı karargâhı, karakol, tekke, iş bürosu ve mafya kulübü gibi işlediğini örneklerle ortaya koyuyor. Cengiz Kırlı ise 1840-1845 yıllarına ait “havadis jurnalleri” adını taşıyan bir dizi belge üzerinden, mezkûr dönemde sıradan İstanbul insanının kahvede, sokakta, çarşı ve pazarda ve hatta evlerinde yaptıkları sohbet ve dedikoduları inceliyor. (Arka Kapak)


DÜN SANCISI
Türkiye’de Geçmiş Algısı ve Akademik Tarihçilik

Oktay Özel
Kitap Yayınevi, Ekim 2009, 172 sayfa, 15 TL


Kitaptaki yazılar, bu ülkenin ve insanlarının kendileri ve dış dünyayla kurdukları o garip, fakat o ölçüde de problemli ilişkinin ürettiği yazılardır. Epeyce kendine özgü bu ilişkinin toplumsal ve ideolojik bunalım dönemlerinde daha keskin şekilde kendini dışa vuran olumsuzluklarına karşı ve onlara rağmen tarihin ve tarihçilik mesleğinin bir savunusudur. Ama bunu tarihçiliğimizi de eleştirerek yapmaktadır... Yazıların tümü, Türkiye’de tarihçilik yapmaya çalışırken, mesleğin gerekleri ve gündelik, dönemsel gelişmelerin etkisi altında yazıldı. En akademik olanından en günceline, yazılar okura, her şeyden önce bir meslek adamı olarak tarihçinin dünyası hakkında bir fikir verecektir.

Genelde sosyal bilimlerin, özel olarak da tarihçiliğin kendilerine özgü zorlukları hep olageldi; olmaya devam edecek de. Bilgi üretme süreci kadar üretilen bilginin bünyeye etkisi ve kamu tarafından hazmı da her zaman kolay olamayabiliyor. Bazı coğrafya ve topluluklar tarihleriyle ilişkilerini medeni, entelektüel veya akademik bir araştırma alanı ve/veya fikir tartışmasına indirgeyerek ‘bilgi âlemi’ ile daha demokratik, düzeyli ve saygılı bir ilişki kurmayı başarır. Kimi coğrafyalarda ise tarihle bugün o derece iç içe geçer ki, bu, gerçeklik duygusunun yitirilmesine yol açar. Türkiye’nin durumu biraz buna benziyor. Tarihini fazla ciddiye aldığı için mi bu derece güncelleştiriyor; bugününden ve geleceğinden emin olamadığı için mi çaresizce tarihe bu derece abartılı bir şekilde sığınıyor?

Bu kitaptaki yazılar, hem tarih ve hayat ilişkisinde söylenmek istenenlerin özünü kendi pratiğinde çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyan, hem bu coğrafyanın kendi gücüyle ürettiği kendine özgü kültürünü, tutunulabilecek ortak paydayı şahsında hepimizden daha fazla ve layıkıyla temsil ettiğini düşündüğüm Hrant Dink’e, onun hatırasına adanmıştır.” Dr. Oktay Özel, Bilkent Üniversitesi, Tarih Bölümü öğretim üyesi.


Aşağı Türbe


Aşağı Türbe, Artvin merkeze bağlı Zeytinlik (eski adı Sirya) köyünde yer alan iki tarihî türbeden birisidir. Türbe, Zeytinlik köyünün karşısında, Çoruh Nehri’nin kıyısındaki zeytinliğin kenarında inşa edilmiştir. Altta kriptası olmak üzere tek kattan meydana gelen türbe, dıştan 7.90x7.82 m ölçüsünde kare plana sahiptir.

Türbe üstünde ya da kayıtlara geçen herhangi bir kitâbesi bulunmamaktadır. Kitâbesi bulunmadığından kimler tarafından ve hangi tarihte inşa edildiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak yöre halkının nesilden nesile ulaştırdığı bilgiye göre, Selçuklular ile o dönemde çevreye hakim olan Gürcüler arasında bu mevkide bir çatışma olduğu ve bu esnada şehit düşen iki Müslüman komutan için daha sonra bu türbe ve Yukarı Türbe’nin yaptırıldığı kabul edilmektedir. Bu bilgilerin yanı sıra türbede kullanılan malzeme, teknik, plan ve strüktür özellikleri yönünden Selçuklu türbelerine olan benzerlikleri de dikkate alındığında, yapı, muhtemelen 13. yüzyılda yöreye kısmen hakim olan Saltuklar tarafından yaptırılmış olmalıdır. Artvin çevresinde Selçuklu yerleşmesine tanıklık etmesi açısından önem taşıyan türbe, günümüzde ot yığınlarının konulduğu samanlık olarak kullanılmaktadır. Türbenin düzgün kesme taş kaplamaları, 1857 yılında inşa edilen Zeytinlik Merkez Camisi’nde kullanılmak üzere tümüyle sökülmüştür. Yapı yine de ayaktadır. Devamı...


Aşağı Sundura Camii

Hopa ilçe merkezi Aşağı Sundura Mahallesinde yer alan tarihî cami. Etrafı çevrilmiş bir alan içinde yer alan caminin güney yönünde haziresi bulunmaktadır. Ana mekânın kuzeybatı köşesinde minaresi, kuzeyinde son cemaat yeri bulunur. 10.55x10.10 m ölçülerinde kareye yakın plana sahiptir. Kayıtlara geçen ya da yapı üzerinde orijinal kitâbesi bulunmamaktadır. Sonradan yapılan tespitlerle giriş kapısı üzerine konulan levhaya göre 1905 yılında inşa edilmiştir. 1961 yılında onarım geçirerek bugünkü son cemaat yeri ve minare eklenmiştir. Tekrar 1992 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce restore edilmiş olup ibadete açık bulunmaktadır. Cami dıştan kırma çatıyla örtülmüştür. Devamı...


Aytekin, Osman

(Şavşat, 1961). Akademisyen, sanat tarihçisi. Şavşat'ın Çağlayan köyünde doğdu. 1985 yılında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji bölümünden mezun oldu. Kültür Bakanlığı başta olmak üzere çeşitli kamu kuruluşlarında çalıştıktan sonra 1991’de Yüzüncü Yıl Üniversitesi bünyesinde öğretim elemanı oldu. 1993’de mastırını, 1996’da doktorasını Genel Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda Artvin’in kültür varlıklarına yönelik olarak tamamladı ve aynı yıl Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim üyesi oldu. 1997’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izinleri ile Artvin ili ve ilçelerinde üniversite, bakanlık ve TÜBİTAK’ın destekleri ile başlattığı yüzey araştırmalarını; Çoruh Irmağı üzerinde yapımı planlanan baraj alanındaki kültür varlıklarının belgelenmesini de kapsayacak şekilde, 2007 yılında büyük ölçüde tamamladı. 2007 yılı itibariyle Şavşat Kalesi’nde Bakanlar Kurulu Kararı gereğince gerçekleştirdiği arkeolojik kazı faaliyetini, çeşitli kurumların destekleri ile sürdürmektedir. Devamı...


Kültür, Deniz, Baraj, Yayla, Doğa

Batman Üniversitesi Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Osman Aytekin ile söyleşi

Söyleşi: Rasim Yılmaz

-Sayın hocam, kendinizden söz eder misiniz, kimdir Osman Aytekin?

1961 yılında Artvin-Şavşat ilçesi, Meydancık beldesine bağlı Çağlıyan köyünde dünyaya geldim. Babam memur olduğundan başlangıçta köy ilkokuluna gittim. Daha sonra, ilkokulu Artvin Merkezine bağlı Ortaköy (Berta)’da tamamladım. Ortaokul eğitimimi Rize Lisesi orta kısmında, Liseyi Artvin Kazım Karabekir Lisesi’nde okudum. Üniversiteyi, Erzurum Atatürk Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı’ndan 1985’de mezun oldum. Akabinde, Yedek Subay olarak askerliğimi tankçı asteğmen olarak önce Ankara-Etimesgut’ta başladım, Erzurum Laleli Tank Taburundan terhis oldum. Askerlik sonrasında, Artvin Orman İşletme Müdürlüğünde, Ankara-Fatoş Abla Kolejinde, Ankara-SSK Genel Müdürlüğünde, Ordu ve Van müzelerinde görev yaptıktan sonra, 1991 yılında Van-Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölümü’nün araştırma görevlisi sınavını kazanarak Van Müzesi’ndeki görevimden ayrılarak Üniversiteye geçmiş oldum. Mastır ve doktorayı, Sanat Tarihi Anabilim Dalı’nda; Artvin ve ilçelerindeki sanat değeri taşıyan mimari yapılara yönelik olarak tamamlayarak, 1996’da öğretim üyesi unvanını aldım. Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde görevime devam ederken, Aralık 2008 tarihi itibariyle yeni kurulan Batman Üniversitesi’ne görevlendirmeli olarak geçiş yaptım. Halı hazırda, Batman Üniversitesi’nin Genel Sekreterliğini ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğünü yürütmekteyim. Evli ve 3 çocuk babasıyım. Devamı...


Opiza Manastırı

Opiza (Bağcılar) Manastırı, Artvin merkeze bağlı Bağcılar (eski adı Opiza) köyünde bulunan tarihi Gürcü manastırıdır. Köyün girişindeki meyilli arazinin düzeltilmesi sonucu elde edilen alan üzerinde kurulan manastır; kilise, şapel ve diğer yapılardan oluşmakta olup zamanımıza oldukça harap bir şekilde ulaşmıştır.

Manastırın günümüze ulaşan kitabesi yoktur. Yazılı kaynaklardan edinilen bilgiye göre buradaki yapılar ilk kez, Ardanuç Kalesi’ni İberya Krallığı merkezi haline getiren Kral Vahtang Gorgaslan (449-499) tarafından kurulur. 7. yüzyılda Müslüman Arapların bölgeye yönelik akınları sırasında tahrip edilir. Daha sonra, Rahip Grigor Kandza tarafından, Bagratlı Krallarından I. Aşot’un (786-830) yardımları ile yapı topluluğu yeniden onartılarak, 14. yüzyıla kadar işlevini sürdürür. Günümüzde herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır.

KİLİSE

Manastırın odak noktasını teşkil eden yapı serbest haç planlı olup 24.80x10.40 m dış ölçülere sahiptir. Yöredeki kiliseler içerisinde en fazla tahrip görmüşlerin başında gelmektedir. Kilisenin kuzey cephe duvarı, batı cephe duvarının bir bölümü, pastoforion odalarının bir kısmı haricinde tüm mimari elemanları yıkılmıştır (buradaki tahribin en önemli sebebi 1960’lı yıllarda köye ulaştırılan karayolunun kilisenin ortasından geçecek şekilde etüd edilmesidir). Devamı...


Porta Manastırı

Porta (Pırnallı) Manastırı, Artvin merkeze bağlı Pırnallı (eski adı Porta) köyünün Bağlık mezrasında bulunan tarihi Gürcü manastırıdır. Manastır, köyün güneybatısında, iki vadinin arasında kalan ve kuzeyden güneye doğru alçalan sırt üzerinde kurulmuştur. Araç yolu yoktur. Manastır; kilise, çan kulesi, şapel-çeşme ve diğer yapılardan oluşmaktadır. Etrafı mezra evleri ile çevrelenmiş olan manastır, yöredeki Ortaçağ yerleşmesini günümüze en iyi yansıtan yer özelliğini taşımaktadır.

Manastırın çan kulesi cephesinde bulunan kitabesine ve yazılı kaynaklara göre buradaki ilk yapılaşma Rahip Kandza’nın önderliğinde Bagratlı Krallarından I. Bagrat (826-876) tarafından gerçekleştirilmiştir. Daha sonra I. Aşot’un torunu prens Khaohi (896-918) tarafından sürdürülen yapılaşma, Kral Gurgen’in (918-941) saltanatı sırasında son şeklini aldığı anlaşılmaktadır.

Böylece, günümüze ulaşan kilise ve diğer yapıların 10. yüzyılın içinde son şeklini aldığı görülmektedir. Tao-Klarjethie bölgesinin önemli kültür ve dini merkezlerinden biri olarak işlevini, diğerleri gibi 14. yüzyıla kadar sürdürmüş olmalıdır. Günümüzde herhangi bir amaç için kullanılmamaktadır. Devamı...


Aşağı Hod Camii

Artvin merkeze bağlı Aşağı Maden (eski adı Aşağı Hod) köyü Çatak Mahallesinde bulunan tarihi cami. Kitabesi bulunmayan yapı, muhtemelen 19. yüzyılın ortasında inşa edilmiştir. Rus işgali sırasında kısmen tahrip olan ve bir zaman işlevi dışında kullanıldığı söylenen cami, önemli bir onarım geçirmeden günümüze kullanılır vaziyette ulaşmayı başarmıştır.

Kuzeyden güneye doğru alçalan meyilli meyilli bir alanın düzeltilmesi sonucu doğudan başlayıp batı cephesinin orta kısmına kadar devam eden yüksekçe tutulmuş istinad duvarıyla koruma altına alınmış yapının kuzeyinde iki katlı son cemaat yeri, kuzeybatı köşesinde minaresi bulunmakta olup, son cemaat yeri 2.90 m eninde, asıl mekân ise dıştan 10.90x10.70 m ölçülerinde kare plana sahiptir.

1 m genişliğinde ve 1.90 m yüksekliğinde beşik kemerli, üzeri zengin süslemelerden oluşan iki ahşap kanatlı kapısı bulunmaktadır. Kapının her iki yanında birer alçak pencere bulunur. Kuzey cephesinin batı köşesindeki ahşap minare cepheye bitişik olarak yükselmektedir. Devamı...


29 Mart 2009 Yerel Seçim Sonuçları

29 Mart 2009 tarihinde yapılan Yerel Seçimler sonucunda Artvin Belediye Başkanlığına yeniden Emin Özgün seçilirken, Ardanuç'ta Yıldırım Demir, Arhavi'de Coşkun Hekimoğlu, Borçka'da Oral Küçük, Hopa'da Turan Kasımoğlu, Murgul'da Mehmet Yıldırım, Şavşat'ta Naci Köroğlu ve Yusufeli'de Eyüp Aytekin Belediye Başkanı seçildiler.

İl Genel Meclisi seçim sonuçlarına göre en fazla oy alan ilk üç parti AKP (%38,45), CHP (%25,63) ve MHP (%11,85) oldu.


BELEDİYE BAŞKANLIĞI SEÇİM SONUÇLARI

ARTVİN MERKEZ EMİN ÖZGÜN CHP %43,75

ARDANUÇ YILDIRIM DEMİR CHP %65,19

ARHAVİ COŞKUN HEKİMOĞLU AKP %36,24

BORÇKA ORAL KÜÇÜK MHP %33,47

HOPA TURAN KASIMOĞLU CHP %35,51

MURGUL MEHMET YILDIRIM CHP %41,79

ŞAVŞAT NACİ KÖROĞLU CHP %33,49

YUSUFELİ EYÜP AYTEKİN AKP %48,53


İL GENEL MECLİSİ SEÇİM SONUÇLARI

Partiler ve aldıkları oy oranları

AKP %38,45

CHP %25,63

MHP %11,85

DSP %7,75

DP %7,24

BTP %1,91

SP %1,74

BĞSZ %1,72

ÖDP %1,71

BBP %0,72

ANAP %0,54

TKP %0,25

EMEP %0,24

İP %0,13

LDP %0,06

DTP %0,06

BDP %0,01

MP %0,00

HYP %0

HAKPAR %0


Al basması

Al basması (Albastı), bütün Türk boylarında ortak bir kötü ruh inancıdır. Yörelere ve tarihin akışına göre -birbirine benzer olmak üzere- şu sözcüklerle adlandırılmıştır: Abası, Al, Albas, Albastı, Albıs, Albız, Alkarası, Alkarısı, Almıs. Doğum sırasında ve sonrasında gerek ana için, gerek çocuk için çok büyük bir tehlike olan Albastı ve bu ruhla ilgili inançlar Türkler'in çok eski devirlerinden günümüze dek gelen, halâ Anadolu ve Anadolu dışı Türkler arasında yaşayan önemli bir mitolojik unsurdur.

Karakteristik bir Türk motifi olan Al, Albastı ruhu, Orta ve Batı Türklerinde Albastı, Alkarısı; Osmanlı metinlerinde Albız; Uranha-Tuba Türklerinde Albıs; Altay Türklerinde Almıs; Saha (Yakut) Türklerinde Abası olarak bilinir. Kumuk Türklerinde Al karısı'nın adı “bastırık”tır; al basmasına da “bastırık basa” derler. Bu inanç Dağıstan halklarından Avarlarda da vardır. Kam'lar (baksı, şaman), Albastı'yı genellikle keçi suretinde görürler. Bu inançla ilgili olarak yapılan törenlerde Albastı, ana ve çocuktan uzaklaştırılmaya çalışılır. Saptanmış böyle bir törende baksı bir yandan ilahi/efsun okur, öte yandan bir koyun ciğerini lohusanın ciğeri yerine Albastı'ya verir. Çünkü Albastı lohusanın ciğerini alıp kaçar ve suya atar. Ciğer suya düşerse lohusa ölür. Devamı...


Ferit Avcı'nın "Benim Minik Kırmızı Balığım" kitabı yayınlandı

Çizer Ferit Avcı'nın Tudem 2007 Çocuk Kitapları yarışmasında mansiyon ödülü kazanan Benim Minik Kırmızı Balığım adlı kendi yazıp resimlediği kitabı Tudem Yayınları'ndan çıktı. Tüm kitapçılarda. Artvin Ansiklopedisi'ne de destek olan kıymetli hemşerimiz Ferit Avcı'nın kitabıyla ve sevimli çizgileriyle tanışmanızı, çocuklarınızı tanıştırmanızı öneririm. Ferit Avcı'yı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.







Karçal Dağları Önemli Bitki Alanı

Karçal Dağları Önemli Bitki Alanı (ÖBA) Doğu Karadeniz Dağları’nın doğu ucunda, Gürcistan sınırına yakın küçük bir dağ silsilesidir. Büyük ölçüde volkanik kayalardan oluşan Karçal Dağları’nın yüksekliği 3.428 m’yi bulur. ÖBA çoğunlukla bozulmadan kalmış geniş ve iğne yapraklı orman, çalı, alpin mera, sarp kayalık ve zirve bitki topluluktan içerir. Florası çok ayrıntılı incelenmemiş olmasına karşın, Karçal Dağları’nda ülke çapında nadir en az 61 taksonun yetiştiği bilinmektedir. Alanda lokal olarak bulunan Vacdnium arctostaphylos Bern Sözleşmesi Ek Liste I’de yer alır.

Genel olarak bir koruma statüsüne sahip olmayan ÖBA’da iki önemli orman alanı Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Alan maden işletmeciliği, yol inşaattan ve aşın otlatma gibi tehlikelerle karşı karşıyadır. Devamı...


1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, Rumi takvime göre 1293 yılına denk geldiğinden "93 Harbi" olarak da bilinir. Padişahı II. Abdülhamit döneminde Ruslara karşı verilen bir savaştır. Hem Tuna Cephesi'nde, hem de Kafkasya Cephesi'nde savaşılan 93 Harbi, Osmanlı Devleti için büyük bir yenilgiyle sonuçlandı. Bu savaş, Osmanlı Devleti için hem büyük bir toprak kaybına neden olmuş, hem de Rus ordusunun İstanbul'un eşiğine (Yeşilköy, Bakırköy) kadar gelerek Osmanlı Devleti'nin varlığını tehdit etmesiyle sonuçlanmıştır. Devamı...


Karçal Dağları Önemli Orman Alanları

Gürcistan sınırında yer alan Karçal Dağları biyolojik çeşitlilik açısından Türkiye’nin en önemli yerlerindendir. Doğu Karadeniz ılıman kuşak karışık yapraklı ormanlarının en iyi örneklerine sahip olan Karçal Dağları’nın en önemli özellikleri, ani yükseklik değişimleriyle ortaya çıkan ekosistem çeşitliliği, yüksek endemizm oranı ve zengin yaban hayatıdır. Bitki coğrafyası açısından, Avrupa-Sibirya Floristik Bölgesi’nin "Kolşik" bölümünde yer alan Karçal Dağları, WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve IUCN (Dünya Doğayı Koruma Birliği) tarafından belirlenen, küresel düzeyde korunmada öncelikli “200 Ekolojik Bölge”den birisi olan “Kafkasya ve Kuzey Anadolu Ilıman Kuşak Ormanları” sınırları içinde kalmaktadır. Conservation International (CI), Dünya Bankası ve GEF gibi uluslararası kuruluşlar da Kafkasya Bölgesini, dünyanın en zengin ama tehlike altındaki 25 karasal "ekolojik bölge"sinden biri olarak göstermektedir. Bölge, Avrupa ve Orta Asya'yı içine alan coğrafyadaki en geniş doğal yaşlı orman ekosistemlerine sahiptir. Devamı...


Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları

Çok çeşitli canlı türlerinin yaşadığı bir alan düşünün. Burada her tür, sağlıklı topluluklar halinde ve yaşam döngülerini sürdürebilecek karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde yaşar. Böyle bir alanın korunması, yani doğal özelliklerinin bozulmadan saklanması, burada yaşayan türlerin geleceği için hayati önemdedir. “Önemli Doğa Alanı” (ÖDA) kavramı doğadaki canlı türlerinin nesillerini sürdürebilmeleri için özel önem taşıyan coğrafyaları tanımlar. Bu kitap Türkiye’nin önemli doğa alanlarının bir envanteridir ve 305 “Önemli Doğa Alanı”nı kapsamaktadır.

Marmara Bölgesi’nde 32, Ege Bölgesi’nde 34, Akdeniz Bölgesi’nde 73, Orta Anadolu Bölgesi’nde 45, Orta Batı Karadeniz Bölgesi’nde 23, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 242, Doğu Anadolu Bölgesi’nde 69 ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 19 “Önemli Doğa Alanı” saptanmıştır. İki cilt boyunca her alan teker teker tanımlanıyor, habitat tanımı yapılıyor, canlı türleri sayılıyor, alanın bugün nasıl kullanıldığı anlatılıyor, alana yönelik tehditler ve koruma önlemleri sıralanıyor.

Türkiye’nin biyocoğrafyası, bozkırları, ormanları, akarsuları, dağları, maki alanları, sulakalanları, kıyıları ve denizleri, bitkileri, kuşları, memeli hayvanları, amfibi ve sürüngenleri, içsu balıkları, kelebekleri ve böcekleri bu kitapta yüzlerce renkli harita ve binlerce renkli fotoğraf ve çizelgeyle okurların hizmetinde. Doğa Derneği, Birdlife International ve Atlas dergisi tarafından gerçekleştirilen bu anıt eser, Kitap Yayınevi tarafından yayınlandı.

Kitaptan örnek sayfalar için: http://www.kitapyayinevi.com/ayrinti.asp?Id=519&kId=3

Fatih Artvinli
Osman Bölükbaşı / Seraba Harcanmış Bir Ömür
Kitap Yayınevi


Son haftaların ‘iyi’ siyasi tarih kitaplarından biri, Fatih Artvinli’nin Osman Bölükbaşı üzerine hazırladığı portre çalışması: “Seraba Harcanmış Bir Ömür” (Kitap Yayınevi). Adı bile hüzün veren bu kitapta Türkiye’nin yakın tarihinde çok partili yaşama geçiş sürecini ve iktidar-muhalefet ilişkilerini birinci elden, tanıklıklar eşliğinde okumak mümkün. (Zaman gazetesi Kitap Zamanı eki, sayı 17, 4 Haziran 2007)

Kitap Yayınevi

Yılmaz Aslantürk
Otisabi / Münasebetsiz İlişkiler
Parantez Yayınları


Karikatürist Yılmaz Aslantürk'ün OTİSABİ Münasebetsiz İlişkiler adlı yeni çizgiroman kitabı Parantez Yayınları'ndan çıktı. Aslantürk'ün yıllardır yazıp-çizdiği Otisabi karakteri ile bugüne kadar tanışmadıysanız, bu kitapla tanışın derim. Otisabi öykülerinden bir seçme. Tüm kitapçılarda.

Fahrettin Çiloğlu
Uçinmaçini
İstiklal Kitabevi

Farklı bir coğrafya ve farklı bir kültürün algılarını fotoğraf kalitesinde okurun önüne koyan Uçinmaçini, Kafkas insanının söylence ve destana dönük yüzünü, sıradan olay ve nesnelere insanüstü anlamlar yükleyen kıvrak zekasını bazen komik, bazen de hazin bir öykü olarak çıkarıyor karşımıza. Türk öykü geleneğinde çok az denenmiş olan gerçeküstü kimlik değişimleri, düşle gerçeğin birbiri içinde eriyip yarattığı üçüncü tür gerçeklik, Çiloğlu'nun kaleminde sinemasal bir netliğe ve okuma şölenine dönüşüyor.

DSİ Yusufeli Barajı ve HES ile ilgili raporları yayınladı


Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Yusufeli Barajı ve HES için hazırlatılan ÇED Raporu taslağını (Yusufeli Barajı ve HES Projesi ÇED Taslak Nihai Raporu) ) ve Yusufeli Barajı ve HES Yeniden Yerleşim Eylem Planı taslak raporunu (Yusufeli Barajı ve HES Projesi Yeniden Yerleşim Eylem Planı Taslak Nihai Raporu) ) www.dsi.gov.tr sitesinde yayınladı. www.dsi.gov.tr 'nin anasayfasından raporlara ulaşabilirsiniz.

Yasal Uyarı

Bu sitede yer alan her türlü ansiklopedik madde, yazı ve resimler 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu uyarınca koruma altındadır.

Yazılı izin alınmaksızın ve www.artvinansiklopedisi.com sitesi ve madde yazarının adı kaynak gösterilmeksizin hiçbir surette alıntı yapılamaz, başka web sitelerinde, kitap, gazete ve dergi gibi basılı yayınlarda yayınlanamaz.



İLÇELER

MerkezArdanuçArhaviBorçkaHopaMurgulŞavşatYusufeli


BİYOGRAFİLER

AkademisyenlerArtvin ValileriAskerlerBelediye BaşkanlarıDevlet Adamları ve BürokratlarEdebiyatçılarGazeteci ve TelevizyoncularHalk ŞairleriHukukçularİşadamları ve SanayicilerMilletvekilleriSanatçılarSporcularŞehit ve Gaziler, Milli MücadelecilerUlema (Kadı, Müderris ve Din Adamları)YazarlarYöneticiler (Özel Sektör)Yabancılar


GENEL KONULAR

Basın YayınCoğrafyaDernekler ve VakıflarEkonomiFestival ve ŞenliklerOrman ve ormancılıkSporTarım ve hayvancılıkToponomi (Yer adları)Turistik mekanlar


FAUNA

AkarlarAmfibi ve SürüngenlerBöcekler (Insecta)


FLORA

Macrofunguslar (Mantarlar)


FOLKLOR (HALKBİLİM)

Halk diliHalk eğlenceleriHalk müziği-TürkülerHalk oyunlarıGiyim kuşamMitolojiYemek kültürü


KÖYLER

Artvin köyleriArtvin dışındaki köyler


TARİH

AntlaşmalarAskeri birliklerSavaşlarTakvimTarihi eserlerTarihsel yerleşimler


MAKALELER & YAZILAR

Makaleler & Yazılar



Artvin Salyangozları

Artvin il sınırları içinde şu ana dek 99 türe bağlı 103 kara salyangozu taksonu tespit edilmiştir. İlin alanına oranla oldukça yüksek olan sayıların çok daha yüksek olduğu tahmin edilmektedir. Zira il dahilinde ve Türkiye’nin çoğunda faunistik (türlerin tamamını listeleyen) bir çalışma yapılmamıştır.

İl sınırları içerisinde tespit edilen taksonların (tür ve alttür) 39’ar adedi (toplam 78, %76) ya dar yayılışlı endemik (Türkiye dışında bulunmayan) veya Türkiye dışında sadece Kafkaslar’ın bir kısmında bulunan türlerdir. Devamı...

Dağ Horozu

Dağ Horozu (Tetrao mlokosiewiczi), Huş Tavuğu ya da Meşe Horozu adlarıyla da bilinir. Ülkemizin kuzeydoğu dağlarında yaşayan bu tür Kafkaslara endemik olmakla beraber Birdlife International (Dünya Kuşları Koruma Örgütü) ve de IUCN Dünya Koruma Örgütü hakkında yeterli bilgi olmayan kategorisinde değerlendirilmiştir. Bu kuş dünyanın başka hiçbir bölgesinde mevcut değildir. Bu bölgeye olan özgülüğü nedeniyle oldukça değerli ve gelecek nesillere nakledilmesi gereken bir doğa ve kültür mirasıdır. Devamı...

Çoruh Nehri'nin Balıkları

Çoruh Nehri, kaynağını 3.000 m. yükseklikteki dağlardan alır. Kaynaktan Gürcistan sınırları içerisindeki Batum’da denize döküldüğü yere kadar olan uzunluğu 376 km.’dir. Bunun yaklaşık 350 km.’lik bölümü Türkiye sınırları içerisindedir. 3.000 m.’lik yükseklikten deniz seviyesine düşünceye kadar 376 km.’lik bir mesafe katetmesi Çoruh Nehri’nin ne kadar hızlı aktığının bir ifadesidir. Devamı...